Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Yayıncılar Birliği, Türkiye Gazeteciler Sendikası, Türkiye Yazarlar Sendikası ve PEN Yazarlar Derneği, Sabahattin Ali’nin 1948’deki ölümüne ilişkin soruşturma ve yargılama dosyalarının yeniden incelenmesi için Adalet Bakanlığına başvurdu. Ortak başvuruda devlet arşivlerindeki belgelerin araştırılması, yazarın mezar yerinin tespit edilmesi ve elde edilecek bilgilerin kamuoyuyla paylaşılması istendi.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Türkiye Yayıncılar Birliği, Türkiye Gazeteciler Sendikası, Türkiye Yazarlar Sendikası ve PEN Yazarlar Derneği, yazar, şair ve gazeteci Sabahattin Ali’nin 1948 yılında hayatını kaybetmesine ilişkin soruşturma ve yargılama dosyalarının yeniden ele alınması amacıyla Adalet Bakanlığına başvurdu. Beş kurumun ortak başvurusunda, devlet arşivlerindeki belgelerin incelenmesi ve Sabahattin Ali’nin mezar yerinin belirlenmesi talep edildi.
Başvuruda, Sabahattin Ali’nin ölümüne ilişkin resmî açıklamaların, aradan 70 yılı aşkın süre geçmesine rağmen kamuoyundaki soru işaretlerini ortadan kaldırmadığı belirtildi. Yazarın yakalanma sürecinde ve ölümünde kötü muamele ya da işkence yaşandığına ilişkin iddiaların bağımsız ve kapsamlı bir incelemeyle araştırılması gerektiği vurgulandı.
SABAHATTİN ALİ’NİN ÖLÜMÜNE İLİŞKİN DOSYALARIN YENİDEN İNCELENMESİ İSTENDİ
Ortak başvuruda, Sabahattin Ali’nin ölümüne ilişkin soruşturma ve yargılama süreçlerinde henüz yanıtlanmamış sorular bulunduğuna dikkat çekildi. Cesedin kesin olarak teşhis edilememesi, otopsinin ardından kalıntıların akıbetinin bilinmemesi ve yargılama belgelerindeki eksikliklerin kamuoyundaki kuşkuları derinleştirdiği ifade edildi.
Başvuruyu yapan beş meslek örgütü, dönemin güvenlik ve istihbarat mekanizmalarına ilişkin iddiaların da ayrıntılı ve kapsamlı biçimde araştırılmasını talep etti.
“CUMHURİYET TARİHİNİN EN ÇOK TARTIŞILAN DOSYALARINDAN BİRİ”
Sabahattin Ali’nin ölümünün aydınlatılmasının yalnızca bireysel bir olayın araştırılmasıyla sınırlı olmadığı belirtilen başvuruda, dosyanın Cumhuriyet tarihinin en çok tartışılan faili meçhul olaylarından biri olduğu kaydedildi.
Başvuruda, Anayasa’nın 17. maddesiyle güvence altına alınan yaşam hakkının ve 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesinin, ölümlerin etkili biçimde araştırılmasını da gerektirdiğine işaret edildi.
Sabahattin Ali’nin düşünceleri nedeniyle hedef alınmış olabileceğine ilişkin kuşkuların giderilmemesinin, düşünce ve basın özgürlüğü bakımından da önem taşıdığı vurgulandı.
ZAMAN AŞIMI, TARİHSEL GERÇEKLERİN ARAŞTIRILMASINA ENGEL DEĞİL
Başvuruda, olayın üzerinden uzun yıllar geçmiş olması nedeniyle zaman aşımı hükümlerinin gündeme gelebileceği belirtildi. Ancak zaman aşımının tarihsel gerçeklerin ortaya çıkarılmasına ve arşiv kayıtlarının incelenmesine engel oluşturmaması gerektiğinin altı çizildi.
Günümüzde kullanılan adli tıp yöntemleri, DNA analizleri, antropolojik incelemeler ve arşiv araştırmaları sayesinde geçmişte yaşanan olaylara ilişkin yeni bulgulara ulaşılabileceği ifade edildi.
Bu çerçevede, Sabahattin Ali dosyasının Adalet Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının çalışmaları kapsamında ele alınmasının kamu vicdanı açısından önem taşıdığı kaydedildi.
ADALET BAKANLIĞINA ÜÇ MADDELİK TALEP
Beş meslek örgütünün ortak başvurusunda Adalet Bakanlığından üç temel adım atılması istendi:
1. Sabahattin Ali’nin ölümüne ilişkin soruşturma ve yargılama dosyalarının, Ali Ertekin hakkındaki dava dosyası ve af kararı da dâhil olmak üzere, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının koordinasyonunda yeniden incelenmesi.
2. Emniyet, jandarma, istihbarat birimleri ve devlet arşivlerinde olaya ilişkin herhangi bir belge bulunup bulunmadığının araştırılması.
3. Sabahattin Ali’nin cesedinin gömüldüğü yerin tespit edilmesi ve mümkün olması durumunda yakınlarının rızası alınarak DNA ve antropolojik incelemeler yapılması.
Başvuruda ayrıca, yürütülecek araştırmalar sonucunda elde edilecek bilgi ve bulguların kamuoyuyla paylaşılması talep edildi.