Aziz İhsan Aktaş davasında 6. gün sonlandı. Duruşmaya Akpolat2ın ifadeleri damga vurdu
Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat savunma yaptı. Akpolat'ın savunmasından öne çıkanlar şöyle:
"İTİRAFÇI OL BEŞİKTAŞ DOSYASINI TEMİZLEYELİM DEDİLER"
Bana da ‘CHP Kurultayı hakkında konuş, itirafçı ol. Beşiktaş dosyasını temizleriz’ denildi. Hatta Mayıs’a kadar süre verildi. Konuşmadım. Zaten ne olduysa Mayıs’tan sonra oldu. Ben konuşmadım çünkü 2 kızımı değil 86 milyonun çocuğunu düşündüm.
"BASKINDA BEBEĞİMİZİ KAYBETTİK"
13 Ocak’ta benim yaşadığım sürecin çok daha ağırları daha sonra başkalarına da yaşatılmıştır. Öyle ki, gözaltı işlemi için yapılan baskında, uzun süredir çocuk tedavisi gören ve nihayet hamile kalan kayınbiraderimin eşi, aynı zamanda avukatım olan sevgili Sibel çocuğunu kaybetmiştir. Eşe, çocuğa ve aileye yönelmenin bizim geleneğimizde yeri yokken, hepimize adeta seri katil muamelesi yapılmasının nasıl acı sonuçlar doğurduğu tarif edilebilir olmaktan bile ötedir. Bu hususu bugüne kadar ajitasyon olarak lanse edilmemesi için hiçbir mecrada dile getirmedim, ilk kez huzurunuzda paylaşıyorum.
"İFTİRA ATANLAR YARGILANMIYOR"
Bugün karşınızda olmamın sebebi, kimliği gizli tutulmuş itirafçıların beyanları, sonradan itirafçıya dönüştürülmüş bazı kişilerin iftiralarıdır. Bugün bu salonda bulunan sanıkların birçoğu benzer şekilde yargılanmaktadır. Bu durum bir eksiklik değil, bu dosya için bir zorunluluk. En ufak bir somut durum ortaya konsa, aslında anlatılanların bir balon olduğu ve gerçekle temas eder etmez patlayacağı görülecektir. İddialı ama içi boş, hiçbir anlam ifade etmeyen cümleler…. Güya ben onlarca suç işlemişim. 578 sayfanın 400 sayfasından fazlası bana ait. Ortada bir suç yok. O kadar temelsiz ki hemen ortaya çıkacak… Peki, bu yaşananlara neden ihtiyaç duyuldu? Hepsi birbiri ardına iftiracı oldu. Başka insanlar bunlardan dolayı gözaltına alındı. İnsanlara çektirilen bu zulmün sebebi tamamiyle bu iftiracıların “duydum” şeklindeki beyanlarıdır. Bunları söyleyerek tutukluluk durumlarını değiştirmişlerdir. İsimler belli, herkes biliyor. İtirafçı olanların yüzde 99’u tahliye edildi. Güya beraber işlediğimiz suçlardan yargılanıyoruz ama o arkadaşların hiçbiri aynı suçlardan yargılanmıyor.
"ANNESİ VE ÇOCUKLARIYLA TEHDİT EDİLDİ"
Önce mal varlığıyla, şirketleriyle ve tabii ki bizim bilmediğimiz bir çok sayıda tehdit edilen Aziz İhsan Aktaş itirafçı olmuştur. 13 Ocak’tan Mayıs başına kadar hiçbir beyanda bulunmazken bir anda konkordato uzatma talebi karşılanmayacağı ve temiz eller operasyonu haberleriyle tavır değiştirmiştir. Hatta Elazığ Belediyesi’nden de göstermelik dosyalar istenmiş, bu konudaki tehdit görünür hale gelmiştir. 12 Ocak gecesine kadar kimsenin tanımadığı, kamudan yüzlerce ihale alan bir iş insanı bir anda suç örgütü liderine dönüşmüştür.
"MAL VARLIĞI İLE TEHDİT EDİLDİ"
O güne kadar iş yaptığı kurumlarda yaptığı bir aksaklık gündeme gelmemiş, yapılan tüm denetimlerde herhangi bir bulguya rastlanmamışken bir anda her şey tersine dönmüştür. Bununla birlikte itirafçı olmuş 9 nolu koğuştan kardeşlerinin olduğu yere götürülmüştür. Daha sonra Mustafa Mutlu itirafçı olmuştur. Gözaltına alındığında eşi 8 aylık hamileydi. Eşinin deport edilme kaygısıyla Aziz İhsan Aktaş’la beraber beyanlarda bulunmuşlardır. Mal varlığı ile tehdit edilmiş. En son annesi ile tehdit edilip çocuklarının Çocuk Esirgeme Kurumu’na bırakılabileceği ihtimalini “koğuşundaki” arkadaşlarına anlatmıştır. Bunların sonucunda kendi hazırladığı birçok dosyayı Emirhan Akçadağ ve Ozan İş’e vermiş, kendisi arka planda durup ifadelerin büyük bölümünü bunlara verdirmiştir.
"İTİRAFÇI OLANLAR KAPININ KOLUDUR"
Bu kişilerin silsile halinde ‘itiraf’ etmesi bir şey değiştirmeyecektir. Biz kendimize güveniyoruz ve o kararlılıkla buradayız. İtirafçı olanlar kapının koludur, bizim davamız kapının kendisiyledir.
"AİLEMDEN FERAGAT EDEREK BU GÜNLERE GELDİM"
Ben, Beşiktaş halkının iradesiyle iki dönem üst üste, her iki seçimde de rekor oylarla seçilerek göreve getirilmiş bir belediye başkanıyım. Fakat gelinen noktada, karşınızda bu iradeyi temsil eden bir siyasetçi olarak değil; bir yılı aşkın süredir özgürlüğünden mahrum bırakılmış bir yurttaş olarak bulunuyorum. Hakkımda, örgüt üyeliği, ihaleye fesat karıştırma, rüşvet ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama gibi son derece ağır suçlamalar ileri sürülmektedir. Canımı dişime takarak, ailemden feragat ederek, gecemi gündüzüme katarak hizmet ettiğim Beşiktaş Belediyesinin yaklaşık bir yıldır yalnızca bu iddialarla gündeme getirilmesi, benim için yalnızca bir suçlamadan ibaret değil; en derin vicdani yaradır. Bugün karşınızda duran şahsımın bu sorumluluk bilinci ve görev aşkı ise tesadüflerin değil, yıllara yayılan bir siyasal ve kamusal emeğin sonucudur.
"AZİZ İHSAN'LA AYNI OTOBÜSTE GETİRDİLER"
Benim için en üzücü olan şey; başarısı 2024 yılında Beşiktaş halkı tarafından tescillenmiş bir başkan olarak makamın ve belediyenin yaklaşık 1 senedir bu iddialarla gündemde olmasıdır" diyen Akpolat şöyle devam etti: "Cevabını veremeyeceğim hiçbir iddia, çürütemeyeceğim hiçbir iftira yoktur. 75 yaşında hasta babamın gözleri önünde gözaltına alındım ve ilk günden itibaren suçlu muamelesi gördüm. Suç örgütü lideri ilan edilen Aziz İhsan Aktaş ile beni aynı otobüste yan yana götürdüler, topluma bir mesaj vermeye çalıştılar