Taslak raporda, yasal düzenlemelerin toplumda cezasızlık ve af algısı oluşturmaması gerektiği vurgulandı. 60 sayfadan oluşan raporda AYM ve AİHM kararlarına uyulması, silah bırakan PKK’lıların topluma kazandırılması için “amaca özgülenmiş, müstakil ve geçici” yasal düzenleme önerildi. (Atıfta bulunulan AİHM kararları umut hakkını içeriyor.)

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, konuyla ilgili açıklama yaparken, “Coğrafyamızı bir asır önce etnik, mezhebi ve dini farklılıklar üzerinden bölmeye çalışanların yine aynı hedef peşinde koşmalarını engellemek için terörün tamamen ortadan kaldırılması, tam manasıyla kalıcı barış ve huzur ortamının sağlanması tarihi bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır. Bölgemizde bugün yaşanan istikrarsızlık, adaletsizlik ve demokratikleşme sorunları emperyal müdahalelerin bıraktığı derin izlerin birer sonucudur. Bu müdahalelere bizim cevabımız ise daha fazla kardeşlik ve daha fazla bütünleşmedir. Türkiye küresel emperyal güçlerin hilafına bölgemizde bütünleştirici politikaların öncüsü olmaya devam edecektir.

Güç dengelerinin değiştiği, jeopolitik risklerin arttığı bir ortamda Türkiye'nin iç kalesini tahkim ederek bölgesinde kalıcı barış ve istikrarı sağlaması hem kendi güvenliği hem de bölgesel düzen açısından yeni imkan ve fırsatları ortaya çıkaracaktır. Türklerin, Kürtlerin, Arapların bölgede yaşayan diğer kardeş halklarla birlikte oluşturacağı doğal ittifak, bölgede emperyalistlerin kurguladığı dağılma ve parçalanma senaryolarını bozacak, planlarını etkisiz hale getirecek bir dönemi başlatacaktır. Milletimiz dağılma ve parçalanmayı durduracak bozguncu emellerden daha güçlü bir birlik, kardeşlik ve bütünleşme iradesine sahiptir.” dedi.

Kurtulmuş, “Çalışmalar sonucu raporda belirtilen düzenlemeler, kapsayıcı bir Anayasa ihtiyacını ortaya koymaktadır.” diye konuştu. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan de “Yeni Anayasa konusunda takvim belirlenmedik. Çalışmalarımız titizlikle sürdürülüyor” dedi.

***

DEM Parti ise “Ortak Rapor Taslağına ilişkin farklı görüşlerimiz” başlığı altında bir açıklama yaptı. DEM Parti açıklamasında, “Coğrafyamızda Türkler, Kürtler ve Araplarla birlikte birçok farklı etnisitelerin ve inanç gruplarının yaşadığını, halkların ve inançların arasındaki ilişkinin demokratik temelde kurulması gerektiğini düşünüyoruz. Kürt meselesini çatışma zemininden uzaklaştırıp siyasi ve hukuki bir zemine çekmeye çalıştığımız bu dönemin baş mimarlarından, yürütücülerinden birisi olan Sayın Abdullah Öcalan’a yaklaşım da kritik önemdedir. Unutulmamalıdır ki Sayın Öcalan, 1993 yılından bugüne Kürt meselesinin demokratik çözümü konusunda stratejik bir çabanın sahibidir. Lideri olduğu PKK’ye yaptığı çağrıyla alınan kararlar, atılan adımlar ve son olarak Rojava’daki kriz esnasında geliştirdiği çözümle siyasal, örgütsel ve toplumsal gücünü göstermiştir. Tarihsel birikimi ve tecrübesi, tereddütsüz Demokratik Cumhuriyet çabası itibarıyla da kurucu siyasal aktörlerden birisi olan Sayın Öcalan’ın ve mücadelesinin taslak raporda ısrarla ‘terör’, ‘terör örgütü’ gibi kavramlarla birlikte tanımlanmasını, sürecin hukuku ve gereklilikleri noktasında doğru bulmamaktayız.” ifadeleri kullanıldı.

***

Açıkça görüldüğü gibi Numan Kurtulmuş, “bir asır önce coğrafyamızın etnik, mezhebi ve dini farklılıklar üzerinden bölündüğü”ne vurgu yapıyor ve “Türkiye'nin iç kalesini tahkim ederek bölgesinde kalıcı barış ve istikrarı sağlaması”nın “Türklerin, Kürtlerin, Arapların bölgede yaşayan diğer kardeş halklarla birlikte oluşturacağı doğal ittifak”a yol açacağını belirtiyor.

DEM Parti ise “Abdullah Öcalan’ın stratejik çabaları”nı hatırlatıyor ve “Coğrafyamızda Türkler, Kürtler ve Araplarla birlikte birçok farklı etnisitelerin ve inanç gruplarının yaşadığını, halkların ve inançların arasındaki ilişkinin demokratik temelde kurulması gerektiğini düşünüyoruz.” diyor.

Abdullah Öcalan da stratejik hedeflerinin “Mezopotamya’da Türk, Kürt, Arap konfederasyonu” olduğunu defalarca açıklamıştı.

DEM Parti İmralı Heyeti de Öcalan’ın son mesajını paylaştı. Öcalan, “Demokratik bütünleşmenin ruhuna uygun olan, bir yerel demokrasinin varlığı ve kurumsallaşmasıdır. Suriye için de önerdiğimiz de budur. Yerel demokrasi dediğim şu: Bir kent ya da köy olabilir, bunların kendilerini özgürce ifade etme ve kendilerini yönetme hakkı olmalıdır. Yerel yönetimin şartları belli… Ayrı devlet, bölge demiyorum. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın toplumsal gerçekliğimizle uyumlu ve genişletilmiş bir hali de buna güçlü bir dayanak olur.” dedi.

Çıkan sonuç o ki, Numan Kurtulmuş’un şahsında AKP ve Gülistan Kılıç Koçyiğit, Meral Danış Beştaş, Hakkı Saruhan Oluç, Celal Fırat ve Cengiz Çiçek’in şahıslarında da DEM Parti, Abdullah Öcalan’ın demokratik konfederalizm projesini gündeme getirmiş oluyor.

Bu da ilerleme raporlarında “Dicle Fırat havzası, İsrail’in de dahil olduğu uluslararası bir konsorsiyum tarafından yönetilmelidir” diyen Avrupa Birliği’nin hedefleriyle birebir örtüşüyor!