YENİÇAĞ – Fatih ERBOZ / Söyleşi

Türkiye ekonomisindeki kırılganlık, yüksek enflasyon nedeniyle yaşanan geçim sıkıntısı, vatandaşları yeterli derecede olumsuz etkilerken hemen sınırımızdaki ABD-İran savaş ihtimali Türkiye’nin sorunlarını daha da arttıracak endişelerine yol açıyor. Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mete Gündoğan son dönemde Türk ekonomisinde ve Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyada yaşanan küresel sorunların Türk ekonomisine olası etkilerine ilişkin sorularımızı yanıtladı. Mete Gündoğan, “Önümüzde büyük bir fırsat ve bir o kadar da büyük bir yıkım olasılığı var” dedi.

Yeniçağ:

Türkiye’de yüksek enflasyonun ve yüksek gıda enflasyonun temel nedenleri nedir? Mevcut iktidar sorunu neden çözemiyor size göre?

Mete Gündoğan:

Temellere inecek isek öncelikle geniş açıdan bir bakış yapmamız gerekiyor. Türkiye’de enflasyon problemi “kronik” olarak tanımlayabileceğimiz yapısal bir köke dayanır. 1980 sonrası Türkiye ekonomisi için dünya ile entegre olma sürecinde seçilen yol ve atılan adımlar ne yazık ki o günü kurtarmaya yönelik adımlardı. Yani geçici siyasi çıkarlara hizmet eden ve bir sistem bakış açısından yoksun adımlardı. İşte o dönemde bu günlerin tohumları ekildi. Gerçi o dönemlerde Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) gibi aslında belli ölçüde siyasi adımları dengeleyen kurumlar da mevcuttu.

Lakin atılan yanlış adımlar, istisnalar hariç, ısrarla takip edildi. Daha sonra da “kısıtlayıcı” olarak tanımlanan DPT gibi kurumların da işlevsiz hale getirilmesi ile birlikte çok daha kontrolsüz adımların atılmasının önü açıldı. Neticede ülkemiz sanayisi, üretimin hemen hemen her noktasında ihtiyaç duyduğu mamulleri ithal eder duruma geldi. Bu durum da ekonominin doğrudan kur baskısına karşı savunmasız hale gelmesine sebep oldu. Şu an ihraç edilen ürünlerde yerli olan tek şey ülke insanının emeği desek abartmış olmayız. İşte bugün, sermaye tarafının sürekli kurun yükseltilmesi yönündeki telkinlerinin altında bu acı gerçek yatıyor.

Gıda enflasyonu meselesine gelince, oradaki durum neredeyse tamamen plansızlık ve sahipsizlikten kaynaklanıyor. Üretici, malının para etmemesinden, tüketici ise çok pahalı olmasından dertli. Peki böyle bir durumda kim haklı? Bu noktada “olamaz” denilebilecek bir cevapla karşılaşıyoruz. Her iki tarafta haklı!

Üreticinin ürünü ona para kazandırmıyor çünkü birçok üründe emeğinin karşılığını alabileceği seviyelerden ürününü satamıyor. Tüketici ise daha önce bolca alıp tüketebildiği temel gıda ürünlerine bile ulaşırken iki kere düşünmek zorunda kalıyor. Peki, sorun ne? Sorun, kendi haline terk edilmiş, devlet kontrolünden yoksun sözde piyasa ekonomisinde sermaye gücü ve adeta anlaşmış gibi hareket eden aracı sermaye. Bu güç, üreticinin malını satmak zorunda olması durumundan faydalanarak ürünü ucuza alıp, tüketicinin de ihtiyaçlarını karşılama zorunluluğundan faydalanarak pahalıya satabiliyor. Kontrolsüz ortamda fahiş kârlarla ticaretini sürdürebiliyor. Gıdadan başlayan bu zincir tüm ülke ekonomisini etkiliyor ve hem gıda hem de genel enflasyonda istenen seviye yakalanamıyor. Mevcut AK Parti iktidarındaki arkadaşlar bu sorunun neresindeler peki? Onlar bu sorunun tam olarak ortasındalar, o kadar içindeler ki sorunun tam olarak ne olduğunu göremeyecek kadar içine gömülmüş durumdalar. İktidarın ekonomi ekibi müktesebatları itibariyle oldukça yetkin ve güçlü isimler. Teknik kapasiteleri yüksek ve formasyonları sağlam. Ancak sorun da tam olarak bu güçlü görünen yönlerinden kaynaklanıyor. Sahip oldukları ekonomi anlayışı içindeki çözüm pratikleri, ülke ekonomisinin mevcut hali ile uyuşmuyor. Hatta durumu daha da kötüleştiriyor. Onların çözümleri ve uygulamaları, sahip oldukları eğitim içinde oldukça doğru ve yapılması gereken şeyler.

Lakin sonuçlar, öğrendikleri ile uyuşmuyor. Bu sebeple onlar da şaşkın. Bu sebeple hedeflerini tutturamamanın hırçınlığı ile daha da agresif adımlar atmaya çalışıyorlar. Diğer yandan bu arkadaşlarımızın, mevcut formasyonları itibariyle, kendi bastıkları zeminin ülke şartları ile uyuşmadığını görüp kabul etmeleri de pek olası görünmüyor. Dolayısıyla mevcut ekip ile olumlu bir netice alınamayacaktır. Ekip değişimi yapılırsa, mevcut ekibin sahip olduğu formasyona sahip yeni bir ekip ile de kalıcı bir netice alınamayacaktır. Bu şuna benzer. Zaman zaman ağrı kesici alıp rahatlayan hasta gibi ülke ekonomisi de ekip değişimi ile kısa bir müddet rahatlayacak belki ama daha sonra gelecek ağrı çok daha şiddetli ve yıkıcı olacaktır.

Prof. Dr. Mete Gündoğan, YENİÇAĞ’a Türkiye ekonomisinin fotoğrafını çekti - Resim : 1

Yeniçağ:

Türkiye’de, çalışan, emekli ve dar gelirlinin aldığı ücret ve maaşların arttırılamamasının nedeni bütçe yetersizliği mi, ekonomi politik tercih mi?

Mete Gündoğan:

Bu sorun, karar vericilerin ülke ekonomisinin içinde bulunduğu duruma yanlış noktadan bakıyor olmalarından kaynaklanıyor. Daha da kötüsü, uyguladıkları politikalar işe yaramadığı halde ezberlerini sorgulamak yerine kabullerine daha da şiddetle sarılıyor olmalarıdır. Dolayısıyla sabit gelirle çalışan işçi ve memurlara ve de emeklilere reva görülen ücretler, tamamen mevcut politikaları üretip uygulayanların zihin dünyasında inandıkları ancak gerçek hayatta sürekli duvara toslayan politik tercihlerinin ürünüdür. Bizim düşündüğümüz ekonomi politikte “bütçe yetersizliği” diye bir durum yoktur. Bizde “bütçe denkliği” vardır. Bizim anlayışımızda önce somut ihtiyaçlar ve devletin yapması gereken harcamalar tespit edilir. Daha sonra bu ihtiyaçları karşılamak için kaynak üretilir. Bakın kaynak aranır, borçlanılır veya toplanır demiyorum. ÜRETİLİR diyorum. Ne demek istediğimi, bizi takip eden dostlarımız çok iyi biliyorlar ve biz bunları açık yüreklilikle bize sorulan her platformda ifade ediyoruz. Özetle, ülkemiz imkanları kısıtlı değildir. Kısıtlı veya engelli olan, yanlış ekonomi politik bakış açısıdır.

Yeniçağ:

ABD Başkanı Trump’un izlediği uluslararası hukuku hiçe sayan dış politikanın dünya ekonomisine yansıması hangi temel başlıklarda olacak sizce?

Mete Gündoğan:

ABD Başkanı Trump’ın izlediği politika demek eksik olur. ABD Başkanı Trump, ABD’nin değişen politikasının Dünya’ya sunuculuğunu yapıyor sadece. Yoksa söyledikleri ve yaptıkları dayanaksız veya fantastik adımlar değil. Trump, değişen Dünya gerçekliğine ABD’yi hızlıca hazırlamak için kendisine biçilen rolü ustalıkla oynuyor. Mevcut düzen hızla yıkılıyor ve yeni bir dönüşüm yaşanıyor. ABD devleti bu dönüşüme hazırlanıyor ve bunu Dünya kamuoyu önünde Başkan Trump aracılığı ile gerçekleştiriyor. Son 50 yıla hâkim olan ve sınırları olmayan diğer bir adıyla globalleşen dünyadan, ülkelerin kendi kendine yetmesi gerekecek bir döneme doğru dünya adeta koşarak ilerliyor. Mevcut teknolojik dönüşüm ve yapay zekanın geldiği nokta itibariyle, üretim sistemleri ve dolayısıyla ekonomiler çok hızlı bir şekilde dönüşecek. Mevcut üretim mantığı ve sermaye yapısı etkinliğini yitirecek ve bu dönüşüme ayak uyduramayan ülkeler mevcut refah seviyelerini dahi arar duruma gelecekler. İşte tam bu noktada ülkemizin önünde aslında mükemmel bir fırsat da var. Eskinin en iyisinin bile yeni ile yarışamayacağı bu yeni denklemde, hızlı bir şekilde mevcut kaynaklarını yeniden organize ederek çok iyi bir noktada konumlanabilir. Bu tarihi fırsat yaklaşık 100 yıllık döngülerle gelir ve bu fırsatın tam ortasındayız şu anda. Ya bu yeniyi anlayacak ve atılımı gerçekleştireceğiz ya da mevcut durumu dahi hasretle anacağımız yarınları yaşayacağız. Bu dönüşüm için konvensiyonel ekonomi anlayışına sahip kadronun ivedi bir şekilde mevcut dönüşümü anlayan ve oyunun değişen kurallarına göre kararlar alabilecek bir kadro ile güncellenmesi elzemdir.

Yeniçağ:

İran’a yönelik olası ABD müdahalesinin Türk ekonomisine faturası ne olur?

Mete Gündoğan:

Bu tür müdahaleler, bırakın komşu olmayı Dünya’nın öbür ucunda bile olsanız sizi muhakkak etkiler. Hele ki İran gibi bizim bölgemizde aktif olan bir ülkeye yapılacak olası bir müdahale, özellikle bizim için kur noktasında yaşanabilecek bir beklenmedik etki üzerinde ciddi bir enflasyon baskısı oluşturabilir. Dahası bölgede oluşacak istikrarsızlık ve tedarik süreçlerinde yaşanacak aksamalar, hesaplanması zor etkilerle ülke ekonomisini ciddi şekilde etkileyebilir. Bununla birlikte yaşanma ihtimali çok yüksek olan sınırdan göç hareketleri, zaten sallantıda olan ülke ekonomisini daha da zor bir durumda bırakabilir.

Prof. Dr. Mete Gündoğan, YENİÇAĞ’a Türkiye ekonomisinin fotoğrafını çekti - Resim : 2

Yeniçağ:

Dünyanın doğu-batı ekseninde ikiye ayrılması Türkiye için fırsat mı, risk mi? Neden?

Mete Gündoğan:

Aslında dünya iki eksene ayrılmıyor. Dünya her güçlü parçanın müstakil olarak ayakta kalacağı, yeni sürece ayak uyduramayan ve kendi içinde bütünlüğünü koruyamayanların ise çok zor durumda kalacağı net bir bölünmeye doğru hızla ilerliyor. Lakin bu gidişat, ülkemiz için doğru değerlendirildiğinde mükemmel fırsatları da barındırıyor. Eğer ekonomimizi ve kaynaklarımızı tekrar organize eder ve yeni gerçekliğe uyum sağlayabilirsek, bölgenin parlayan yıldızı ve beklenen huzur sağlayıcı gücü olabiliriz. Ancak değişimi anlamaz ve zaten pek de başarılı olamadığımız eskide direnirsek, gelecek yıkıcı dalgada ne kur politikası ile ne de ucuz iş gücü politikalarıyla ayakta kalmamız mümkün gözükmemektedir. Öyle bir durumda mevcut refahımızı bile koruyamaz hale gelebiliriz.

Yeniçağ:

ABD’nin dış politikadaki yayılmacı ve agresif tutumu karşısında Çin’in sessiz bir politik tarz benimsemesinin nedenini nasıl açıklayabiliriz?

Mete Gündoğan:

ABD politikasını yayılmacı olmaktan ziyade çıkarcı olarak yorumlamak mevcut durumda daha isabetli olur. ABD dünya üzerindeki birçok noktadan geri çekiliyor. Askeri uzantılarını merkeze topluyor. Ancak değişen geleceğe dönük ihtiyaç duyacağı kaynaklara sahip olma ve elde etme yolunda ise fütursuzca hareket ediyor ve o kaynakları elde ediyor. Çin tarafına geldiğimizde ise Çin zaten mevcut dönüşümün tetikleyici gücü. Sahip olduğu üretim alt yapısı artık rekabet edilebilecek seviyenin çok ötesinde ve dolayısıyla yeni düzen mecburiyetinin oluşmasının asıl mümessili. Çin bu dönüşüme yıllardır hazırlanıyor, birçok ülke ile ikili anlaşmalar ve yatırımlarla zaten ihtiyacı olan kaynaklara erişimini çoktan garanti altına almış durumda. ABD Dünya’da “kabadayılık” yaparken, Çin yıllardır bugüne hazırlandı. Gelinen noktada ABD sürecin sonuna gelindiğini gördüğü için agresif bir şekilde ihtiyacı olan kaynaklara adeta saldırıyor ve elde etmeye çalışıyor. Bu görüntü, onun kaybettiğinin görüntüsüdür de diyebiliriz.

Yeniçağ:

Bizim sorularımız dışında sizin önemli gördüğünüz ve söylemek istedikleriniz nelerdir?

Mete Gündoğan:

Önümüzde büyük bir fırsat ve bir o kadar da büyük bir yıkım olasılığı var.Bu dönüşümden doğru iktisadi politikalarla “Türkiye Yüzyılı” çıkartmak gayet mümkün ve bizim elimizde olan bir durumdur. Bölgede yükselen bir güç olarak, bölgenin tamamına huzurve refah getirmek bizim elimizdedir. Bu bir fırsat ve aslında aynı zamanda bir sorumluluktur.

Bu fırsatı değerlendirebilmek için iktisadi anlayışımızı, ezberlerimizi hızlıca terk etmek ve ülkenin ekonomik alt yapısını dönüştürmek zorundayız.

***

PROF. DR. METE GÜNDOĞAN KİMDİR?

1963 Balıkesir-Dursunbey doğumludur. İlköğretim ve Lise tahsilini Ayvalık ilçesinde tamamladı. Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Lisans çalışmasını bitirdikten sonra Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde Yüksek Lisans çalışmasına başladı. Tez aşamasında İngiltere’ye gitti. Cranfield Teknoloji Enstitüsü’nde Endüstri ve Üretim Sistemleri Mühendisliği alanında Yüksek Lisans (1990), Cranfield Üniversitesi’nde doktora çalışmalarını tamamladı. Doçentliğini 2000 yılında, profesörlüğünü ise 2010 yılında aldı.

Türkiye’de ve yurt dışında birçok kurumda ve çeşitli üniversitelerde çalıştı. Akademik çalışmalarının yanı sıra, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK), Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), Başbakanlık ve TBMM gibi kurumlarda çeşitli görevlerde bulundu. Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği Kamu Diplomasisi Kursunu tamamladı. Çeşitli sanayi çalışmaları ve tecrübeleri çerçevesinde, Akıncı F-16 Uçak Fabrikası’nda (TAI) mühendis olarak, Avrupa Ford Motor Fabrikalarında bir proje çerçevesinde araştırmacı olarak çalıştı. Özel sektörde de birçok fabrikada danışman ve yönetici olarak görevlerde bulundu.