Herhalde, Mesud Barzani, Cizre’de kendisine silahlı şov, gövde gösterisi yapmasına Türkiye yetkilileri tarafından müsaade edilince “tam yol ileri” dedi!..
Bu coğrafyada Türk’ün Türk’ten başka dostu olmaz… Bu asırlardır değişmeyen bir gerçektir…
Ahmed eş-Şara’nın nasıl Suriye’de Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturtulduğunu ve Türkiye’de kimleri arkasına aldığı malumunuz…
Meşhur bir ata sözümüz vardır; Besle kargayı oysun gözünü!..
Suriye’deki sıcak gelişmeleri takip ederken dikkatimi çekti; Şara, yememiş içmemiş, Barzani’ye yakın Erbil merkezli Şems TV’ye özel bir röportaj vermiş. Fakat ne hikmetse, Barzaniler bu röportajı sakıncalı bulduğundan yayınlamamış. Şara’nın Barzani’lere verdiği röportajın bazı bölümleri ise Suriye televizyonlarında yayınlanmış. Komediye bakın!..
“Serbestiyet”in haberinden alıntılarla sırasıyla gidelim. Sizlere de tezgahı görmeniz için vesile olalım;
- Barzani’ye yakın kanal Şara röportajını yayınlamadı: “Gerilim artmasın”
Mesud Barzani’ye ait Erbil merkezli Arapça yayın yapan Şems TV, Suriye Cumhurbaşkanı Şara ile yapılan röportajı yayınlamadı. Şems TV Genel Müdürü Elie Nakouzi: “Daha ilk dakikalarda SDG’ye karşı söylemin tonu sertti. Ben sükûnet mesajı almaya çalıştım ama başaramadım. Röportaj sırasında, ‘Sayın Başkan, bu bir savaş ilanı gibidir’ diyecek noktaya geldim. Anladım ki Başkan Şara, SDG’den bıkmış, Mazlum Abdi’den usanmış durumda.”
Röportajı yapan kişi olan Şems TV Genel Müdürü Elie Nakouzi, görüşmenin baştan itibaren Şam ile Kürtler arasındaki tansiyonu düşürmeye yönelik kurgulandığını, kanal ile aralarında bu yönde bir anlayış bulunduğunu anlattı. Amaç, Şam-Kürt hattındaki gerilimi yumuşatacak bir yayın yapmaktı.
Nakouzi, Erbil’de genel havanın röportaja mesafeli olduğunu, buna rağmen Cumhurbaşkanı Şara’nın Kürt halkıyla bir sorunu olmadığını özellikle vurguladığını aktardı. Ancak aynı röportajda Şara’nın, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ve komutanı Mazlum Abdi konusunda son derece sert bir tutum takındığını söyledi.
Şems TV sunucusu ve röportajı yapan isim olarak Nakouzi, yayınlamadıkları röportajın ayrıntılarını da paylaştı. Şara’nın daha ilk dakikalardan itibaren SDG’ye karşı sert bir dil kullandığını belirten Nakouzi, şunları söyledi:
“Daha ilk dakikalarda SDG’ye karşı söylemin tonu sertti. Ben sükûnet mesajı almaya çalıştım ama başaramadım. Röportaj sırasında, ‘Sayın Başkan, bu bir savaş ilanı gibidir’ diyecek noktaya geldim. Anladım ki Başkan Şara, SDG’den bıkmış, Mazlum Abdi’den usanmış durumda.”
Nakouzi, sorularıyla Şara’yı daha uzlaşmacı bir çizgiye çekmeye çalıştığını ancak bunun işe yaramadığını ifade etti:
“Mazlum Abdi’den ve SDG’den bıkmıştı. Onlara bir şans daha vermeyeceğini, sadece Mart anlaşmasına uymaları gerektiğini söyledi.”
Nakouzi’ye göre Şara’nın sözleri bir “son uyarı” niteliğindeydi. Şara, ülkede bir milis gücünü asla kabul etmeyeceğini, “tek ülke, tek ordu” anlayışında ısrarcı olduğunu vurguladı.
Aslında 30 dakika sürmesi planlanan röportaj 53 dakikaya uzadı. Röportajdan sonra Nakouzi, durumu kanal yönetimi ve editör ekibiyle değerlendirdi. Yapılan ortak değerlendirmede, bu yayının gerilimi yatıştırmak yerine daha da alevlendireceği sonucuna varıldı.
Bunun üzerine Mesud Barzani’ye ait Şems TV yönetimi, röportajı “ikinci bir duyuruya kadar” yayınlamama kararı aldı. Kanal, böylece Şam ile Kürtler arasındaki zaten kırılgan olan dengelerin daha fazla zarar görmesini önlemeyi amaçladıklarını duyurdu.
*
-Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Erbil merkezli Arapça yayın yapan Şems TV’nin yayınlamadığı röportajdan bölümler Suriye televizyonunda yayınlandı.
“Mazlum Abdi’ye Söyledim: Tek Damla Kan Dökülmesine Gerek Yok”
Şara, SDG lideri Mazlum Abdi ile yaptığı görüşmenin detaylarını açıkladı.
“Mazlum Abdi’ye dedim ki: Mazlum kardeşim. Eğer Kürt bileşeninin hakları için savaşıyorsanız, tek bir damla kan dökmenize gerek yok. Çünkü Kürt bileşeninin hakları anayasa tarafından güvence altına alınmıştır. Bu haklar herhangi bir cumhurbaşkanından gelen bir lütuf veya bağış değildir; aksine devletin yerine getirmesi gereken bir görevdir. Ben Suriye’deki tüm Kürt haklarına inanıyorum ve bu haklar anayasal güvence altında olmalıdır.”
“Kandil Bağlantısı Çözümün Önündeki En Büyük Engel”
“SGD’nin temel sorunu çok başlı olmasıdır. Masada anlaştığınız ancak kendi içinde karar mekanizması olmayan, verdiği sözü uygulayamayan bir yapıyla müzakere ediyorsunuz. Kandil ile olan organik bağları, onlar ne derse desin gün gibi ortadadır. Suriye, dışarıdan gelen ve Türkiye ile 50 yıllık bir geçmişi olan bu çatışmanın bedelini kendi topraklarında ödeyemez. Kürtleri, komşu devletlere saldıran sınır ötesi bir yapıyla ilişkilendirmek onları korumak değil, ateşe atmaktır.”
“Tünel Kazmak Çözüm Değil, Entegrasyon Sermayedir”
“Kürt bileşeni için asıl sermaye Suriye devletidir. Eğer biz devlet olarak kapıları kapatsaydık veya ‘Kürtleri yönetimde istemiyoruz’ deseydik, o zaman başka seçenekler arama hakları olurdu. Ancak biz Halep’i ve tüm şehirlerimizi yeniden inşa ederken, birilerinin mahalle aralarında hendekler kazması kabul edilemez. Kürt vatandaşlarımızın gerçek güvenliği, yeni Suriye’ye ve devletin yasal kurumlarına entegre olmaktan geçer.”
*
Çok açık belli ki; Şara, Barzaniler’e şirinlik yapmış ama yememişler!.. O röportaj maskesinin arkasında neler döndüyse, ne pazarlık yapıldıysa bilemiyoruz!..
Benim gibi sizlerin de Şara’nın şu sözlerinden midenizin fena halde bulandığından eminim;
“Kardeşim Mazlum”…
“Suriye, dışarıdan gelen ve Türkiye ile 50 yıllık bir geçmişi olan bu çatışmanın bedelini kendi topraklarında ödeyemez”…
Hayırdır Şara efendi!..
Terör örgütü PKK’yı Suriye’ye Türkiye mi soktu?..
Sanki gerçekleri bilmiyor gibi konuşup aklın sıra Türkiye’yi neyle suçluyorsun?..
Bu suçlama ile neyi hedefleyip nereye varabileceğini sanıyorsun?..
“Türkiye ile PKK arasındaki durum bizi bağlamız” mesajı verip yeni denizlere yelken açmayı mı planlıyorsun?..
Bak sana bir şey hatırlatayım;
Senin Türkiye’deki ağababaların pek sevmez o ismi…
Eski Kara Kuvvetleri Komutanımız Orgeneral Atilla Ateş’i hatırlar mısın?..
Sene 1998, Eylül ayı …
Atilla Ateş Hatay'da " Suriye'ye karşı sabrımız kalmadı. Türkiye beklediği karışlığı alamazsa, her türlü tedbiri almaya hak kazanacaktır’’ diye kükrediğinde Hafız Esad neredeyse altına kaçıracaktı..
Sonra, Milli Güvenlik Kurulu'nun eylül ayı toplantısında, son nokta konulmuştu. Toplantı sonrası yapılan açıklamada, Öcalan'ın sınır dışı edilmemesi halinde Suriye'ye askeri müdahalede bulunulacağı konusunda Türkiye'nin kararlılığı vurgulanmıştı Hafız Esad korkudan, elleriyle beslediği bebek katili Abdullah Öcalan'ı Suriye'den göndermek, Rusya’ya kaçırmak zorunda kalmıştı.
Şara efendi!..
Kıvırmaya çalışıyorsan… Boşa zahmet etme derim!.. Şirin gözükmek için ayaklarına koştuğun o Barzaniler bir zamanlar bizim paşalarımızın postallarını yalardı.
Sakın ha, şu andaki Türkiye’deki havaya da aldanma;
Her Türk asker doğar…
Bilmem anlatabildim mi?..