İzmir’in Balçova ilçesinde 8 Eylül 2025’te 3 polisin hayatını kaybettiği karakol saldırısına ilişkin davada dikkat çeken detaylar ortaya çıktı. Saldırıyı gerçekleştiren 17 yaşındaki E.B. ile anne ve babasının yargılanmasına başlanırken, sanık ilk duruşmada suçlamaları kabul etti.

İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanık E.B., tutuklu yargılanan babası N.B. ve tutuksuz sanık annesi A.B. ile birlikte saldırıda yaralanan polisler ve taraf avukatları katıldı.

Sanık E.B. savunmasında, eylemi kendi başına gerçekleştirdiğini öne sürerek, “Suçlamaları kabul ediyorum. DEAŞ’la bağlantım yok ama seviyorum. Faaliyetlerini internetten izliyordum. Ebubekir El Bağdadi’nin ‘Türkiye’ye saldırın’ çağrısını gördüm, bu nedenle yaptım” ifadelerini kullandı.

"KARAKOLA SALDIRMAYA OLAY GÜNÜ KARAR VERDİM"

E.B, savunmasında saldırıyı ağustos ayında planladığını, karakola saldırmaya ise olay günü karar verdiğini söyledi.

"Anayasal düzenin kaldırılmasına teşebbüs etmediğini, terör örgütü üyesi olmadığını, İslamiyet'i sevdiğini, laik düzene ise karşı olduğunu" ifade eden E.B, şöyle devam etti:

"Suçlamaları kabul ediyorum. Yaşımdan kaynaklı pişmanlık duyuyorum. DEAŞ'la bağlantım yok ama seviyorum. Faaliyetleri internetten izliyordum. Ebubekir El-Bağdadi videolarını izliyordum. Eylemi yapmamın sebebi, El Bağdadi'nin paylaşımını gördüm, ‘Türkiye'ye saldırın’ diyordu, o yüzden yaptım. DEAŞ ideolojisini beğeniyorum, DEAŞ'la hiç bağlantım yok. Bana talimat veren olmadı. Fuara ve barlara saldırmayı düşündüm. Karakola saldırdım. Müslümanlara operasyon yapıldığı için karakola saldırdım. Saldırmamın nedeni en yakın karakol olmasıydı ve devletin karakoluydu, o yüzden saldırdım. Annem ve babamın bu düşüncelerimden haberi yoktu ama arkadaşlarımın vardı. Silah kullanmayı havalı tabancalarla öğrendim. Evde yarı otomatik av tüfeği, havalı tabanca ve av tüfeği vardı. Silahlar hoşuma gidiyordu. Dört tane bıçağım vardı, ailem bıçak aldığımı biliyordu. Tüfek fişeklerini ağustos ayında aldım, aklımda bir şeyler vardı, yapacağıma dair yaz aylarında karar vermiştim. Bomba yapmayı biliyorum ve yaptım; bunu düşünerek ve bu olayda kullanmak için öğrendim. Fuar ve barlara saldırmayı düşünüyordum ama keşif yapmadım. Bunu yapacağımı kimseye söylemedim. Gece bir şeyler yapmayı düşünüyordum, uyuyakaldım. Mermileri ağustos ayında çantaya koydum. Sonra sabah uyandım, çantamı aldım, dışarı çıktım. Sonra saldırmaya başladım. Elinde silah olmayan kimseye ateş etmedim. Olay günü sosyal medyada paylaştığım metni düzenlemek için çok uğraştım ve sonra paylaştım. Polislerin kafir olduğunu biliyorum. Olayın olduğu günü özel olarak seçmedim. Sadece okulların açıldığı gün yapabilirdim. Kimseden talimat almadım. Bu yaptığım sosyal medya paylaşımlarını ağustos ayında hazırladım. Ailemin bilgisi de yoktu, yönlendirmesi yoktu, zaten ailem de kafir."

“OĞLUM BENDEN SÜREKLİ SAVAŞ MALZEMELERİ İSTİYORDU”

Söz alan baba N.B. oğlunun öğretmenlerinin kendisini okula çağırarak E.B.’nin radikal fikirleri olduğunu söylediklerini, kendisinin de bu durumdan haberdar olduğunu söylediğini kaydetti.

N.B. şu savunmayı yaptı:

"Ben anayasal düzene karşı değilim. Ben böyle bir şey yapacağını bilsem canıma da mal olsa yaptırmazdım. DEAŞ en nefret ettiğim örgüt. Oğlum namaz kılardı ama terörist düşüncede olduğunu bilmiyordum. Benim DEAŞ'tan nefret ettiğimi biliyordu. DEAŞ'la ilgili izlediği videolara tanık olmadım. Öğretmenleri beni okula çağırdı, bana oğlumun radikal olduğunu söyledi, ben de farkında olduğumu söyledim. Ben Atatürk'ü sevmiyorum ama nefretim, kinim yok; bunları ben öğretmenine söyledim. Oğluma silah kullanmayı ben öğrettim diyemem. Oğlum astım hastasıydı, ben onu ava götürüyordum, ormanda kuş avlıyorduk. İnternette oyun oynarken gördüğü silahları istiyordu, ben de alıyordum. Evde tüfek fişeklerini darbe zamanı aldım, ben alabildiğim kadarıyla aldım yine darbe olma ihtimaliyle. En son bu yaz kurşun aldım. Oğlum istemişti, ben de giderken aldım. Ülkede darbe ihtimali her zaman var, ben milliyetçi bir kişiyim. Boncuk atan tabancayı eşime almıştım; sabahları işe giderken korkuyordu, bu yüzden gerçeğe benziyor diye yanında bulunduruyordu. Oğlum benden sürekli savaş malzemeleri istiyordu. Oğlum aslında çok milliyetçi bir çocuktu. Oğlum uçaksavar ve benzer silahlar istedi."

“OLAY GÜNÜ ELİNDE SİLAH GÖRDÜM…”

Anne A.B. ise, "Hiç bilmediğim olaylar karşısında savunma yapıyorum ve ne diyeceğimi bilmiyorum. Benim masum çocuğumun bunu yaptığına inanamıyorum. Oğlumun radikalleştiği konusunda hiç şüphem, bilgim olmadı. Oğlumu DEAŞ videoları izlerken gördüm ve ona kızdım, uyardım. Evime hiçbir zaman silah girmesini istemedim. Oğlum evde kar maskesi takardı, özel harekatlara çok özenirdi. Oğluma silah kullanmayı babası öğretti. Oğlum 'ben askerim' edasında takılıyordu. Oğlumdan şüphelendiğimiz hiçbir şey olmadı, o yüzden polise bildirmedik. DEAŞ kavramlarını hiç bilmem. Olay günü oğlumun elinde silah gördüm, bırakmasını söyledim, işe gittim” diye konuştu.

“ANNESİNİN VE BABASININ RUH SAĞLIĞININ ARAŞTIRILMASINI İSTİYORUM”

Saldırıda yaralanan polis memuru Murat Dağlı da şikayetçi olduğunu belirterek, “Bu aile mağdur değil, mağdur edebiyatı yapıyor. Babasının onu nasıl yetiştirdiğini biliyor, kesinlikle milliyetçiliğe sığınmasınlar. Çocukları bu hale geliyor, öğretmenleri uyarıyor ama aile hiçbir önlem almıyor. Çocukta hiçbir pişmanlık belirtisi yok, onun çocuk olduğunu da düşünmüyorum. Şüphelinin telefonunda gizli bir mesajlaşma uygulaması olduğunu duydum ama bu çözülememiş. Şahıs beni vururken tekbir getirerek bana bağırdı, ben attığı atışla yaralandım, sonra ona ateş ettim. Annesinin ve babasının ruh sağlığının araştırılmasını istiyorum” ifadelerini kullandı.

“BU MAHKEMEDEN EMSAL KARAR İSTİYORUZ”

Hayatını kaybeden polis memuru Hasan Akın’ın eşi de sanıklardan şikayetçi olduğunu bildirdi.

Hasan Akın’ın babası, annesi ve ablası da davaya müdahil olmak istediklerini belirterek “Bu mahkemeden bir emsal karar istiyoruz. Adalet sisteminin verebileceği en büyük cezayı istiyoruz” ifadelerini kullandılar.

Cumhuriyet savcısı suça sürüklenen çocuk E.B. ile babasının N.B. tutukluluk hallerinin devamını, tutuksuz A.B’nin ise tutuklanmasını istedi.

Mahkeme heyeti, E.B. ve N.B'nin tutukluluk hallerinin devamına, A.B'nin tutuklanması talebinin reddine, saldırgan E.B'nin akıl sağlığının yerinde olup olmadığı için Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınmasına karar verdi ve davayı 28 Temmuz’a erteledi.

NE OLMUŞTU?

E.B. tarafından Balçova'daki Salih İşgören Polis Merkezi’ne 8 Eylül 2025’te düzenlenen saldırıda 1. Sınıf Emniyet Müdürü Polis Başmüfettişi Muhsin Aydemir ile polis memurları Hasan Akın ve Ömer Amilağ hayatını kaybetmiş, 2 kişi yaralanmıştı.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nca saldırıya ilişkin hazırlanan iddianamede E.B'nin IŞİD üyesi olduğu ifade edilmişti. E.B. "terör örgütü üyesi olmak" ve "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs" ile "3 kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle terör amacıyla kasten öldürme" suçlarından yargılanıyor.

Başsavcılık, saldırıya ilişkin bazı şüpheliler hakkındaki dosyayı ayırmıştı.