ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları ve sonrasında bölgede yaşanan son gelişmeler, Suudi Arabistan’ın ev sahipliğinde Riyad’da düzenlenen Arap ve İslam ülkeleri Dışişleri Bakanları İstişari Toplantısı'nda ele alındı. Toplantıya Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da katıldı.

Toplantı sonrası 6 maddelik bir bildiri yayımlandı. ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına hiç değinilmeyen bildiride İran’a tüm saldırılarını derhal durdurması çağrısı yapıldı!

Bildiride Birleşmiş Milletler yasasının 51’inci maddesi hatırlatılırken, İran’ın bölgedeki kendine yakın gruplara verdiği desteği de sonlandırması istendi.

***

Konuyla ilgili olarak Yeniçağ’dan Fatih Erboz’a açıklamalar yapan emekli Büyükelçi Onur Öymen, “ABD ve İsrail için de BM Yasasının 51’inci maddesi geçerli. Hem masaya görüşmeye çağıracaksınız, hem de vuracaksınız, bu olmamalı.” dedi.

Öymen, “İran bölgedeki ülkelerin topraklarında bulunan ABD üslerine kendi ülkesine yönelik saldırı gerçekleştirildiği gerekçesiyle füze sistemleriyle vurdu. Ancak sadece üsler değil, başka alanlar da vurulmaya başlandı. Bu doğru ve meşru olmaz. Ancak İran’a yönelik saldırıları başlatan ülkelere de aynı çağrının yapılması önemlidir. Uluslararası toplumun her düzeyde yapması gereken öncelikle ateşkes çağrısı yapmasıdır. Tarafların silah bırakmasını sağlamaktır.” diye konuştu.

Gerçek şu ki önce İsrail, İran’ın petrol ve doğalgaz tesislerini vurdu. Dolayısıyla İran’ın da aynı ölçüde misilleme hakkı var.

Türkiye, ABD güdümündeki Arap ülkeleri gibi davranmamalı, hakkaniyet ölçüsünden şaşmamalıdır.

***

Körfez’deki savaşın ekonomik etkileri Türkiye’de akaryakıt fiyatlarındaki artışla birlikte ihracatı düşürmeye başladı.

Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mustafa Gültepe, bölgedeki savaşın ilk 12 gününde Körfez ülkelerine ihracatın yüzde 39 düştüğünü bildirdi ve “Bu düşüşten en fazla, kimya, gıda, savunma ve mağaza ağı bulunan hazır giyim sektörleri etkilendi.” dedi.

Gültepe, “Eğer savaş 1,5-2 ay daha sürerse, bu durum Avrupa pazarını da etkilemeye başlar. Dünya genelinde üretim ve tüketim algısı zayıflar, sadece temel ihtiyaçlara odaklanılır. Bu turizm ve hizmet sektörünü de aşağı çeker. Ulaşım hatlarının kesilmesi ve lojistik maliyetlerin fırlaması nedeniyle çarklar yavaşladı.” diye konuştu.

Gültepe “Son iki yılda faiz, yüzde 50’den yüzde 37’ye indi ancak bu iniş çok yavaş kaldı. Sanayicinin nefes alması için faizler kısa zamanda yüzde 20’nin altına inmeli. Bugün daha düşük bir faizle burada olmalıydık. Pandemide yakaladığımız fırsatları fiyatlama problemi yüzünden kaybettik, kalıcı olmadı. Türkiye pahalılaştı, tekstil, mobilya ve hazır giyim gibi emek yoğun sektörlerde maliyetler artınca müşteriler başka bölgelere kaydı. Savaş nedeniyle Uzak Doğu’daki tedarik zinciri koparsa Türkiye, yeniden bir ‘talep kayması’ ile avantaj yakalayabilir.” diye bilgi verdi.

***

Gültepe’nin “Eğer savaş 1,5-2 ay daha sürerse dünya genelinde üretim ve tüketim algısı zayıflar, sadece temel ihtiyaçlara odaklanılır. Bu turizm ve hizmet sektörünü de aşağı çeker.” sözleri alarm gibidir. Avrupa, ABD-İsrail’in destek talebine bu sebeple de hayır demiştir. Yoksa ABD-İsrail’in uluslararası hukuku çiğnemesi, çocukları öldürmesi, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez dışında Avrupa liderlerinin umurunda bile değil.

++++++

Yunanistan, Atatürk’ü

anmayabilir ama...

Babası Türk, annesi Yunanlı Elena Meltem, X’te ilginç bir mesaj yayınladı:

“Yunanistan, iyi niyet göstergesi olarak Türkiye’nin Çanakkale zaferini kutlasa ama Atatürk’ü anmasa, dersin ki ‘Adamların Atatürk'ten büyük yarası var ondan dolayı adını anmamış, kutlama mesajına koymamış...’ Anlarsın! Ama Atatürk'ün kurduğu ve hayatını adadığı ülkesi Türkiye'de Çanakkale zaferi kutlanıyor ve devleti yöneten erkandan bazıları Atatürk'ü o zaferin mimarı olduğu halde içinden çekip alıyor, adını anmıyor şükran göstermiyor. Ey ahali, ey bu coğrafyada anası ve babasından doğanlar, ey kendini İslam ile şereflenmiş sayanlar! Hadi Allah aşkına sorun kendinize; Hak mı bu? Adalet bu mu? Doğru olan, hakikat olan bu mu?”

Çanakkale zaferinin yıldönümünde Atatürk’ü anmamak, onun kurduğu Türk devletinden rahatsız olanların işidir. Yani asıl düşmanlıkları Atatürk’ün şahsında Türk kimliğinedir. Zaten “Yeni Anayasa”yı da Türk kimliğini ortadan kaldırmak için istiyorlar.