ÖZEL HABER / YENİÇAĞ

Konya’nın Karatay ilçesinde PTT A.Ş. bünyesinde dışarıdan hizmet alımı yöntemiyle çalıştırılan dağıtım emekçisi Samet Cingöz, trafik kazası geçirerek hayatını kaybetti.

Üç çocuk babası olduğu ve çocuklarından birinin 2 yaşında olduğu belirtilen Cingöz’ün, iş güvenliği kurallarının sistematik biçimde ihlal edilmesi, performans baskısının ve denetimsiz taşeron çalışma düzeni nedeniyle kaza geçirdiği iddia edildi.

İş güvenliği ihmali 3 çocuk babası işçiyi hayattan kopardı - Resim : 1

İŞ GÜVENLİĞİNE AYKIRI ÇALIŞMA KOŞULLARI

Kamu 399 iletişim sendikası, konuya ilişkin Yeniçağ Gazetesi’ne yaptığı yazılı açıklamada, hayatını kaybeden dağıtım personelinin motosikletinin ön kısmına güvenli taşımaya uygun olmayan çuvallar yerleştirilmiş şekilde dağıtıma çıkarıldığını, buna rağmen hiçbir önleyici tedbir alınmadan çalıştırıldığını öne sürdü.

İş güvenliği ihmali 3 çocuk babası işçiyi hayattan kopardı - Resim : 2

Yapılan açıklamada, “Bir çalışan, yük taşıma kapasitesi ve güvenliği olmayan bir motosikletle, performans baskısı altında, tehlikeli koşullarda çalışmaya zorlanmış ve sonuç olarak geri dönülmez bir felaket yaşanmıştır” sözleri sarf edildi.

İşte Kamu 399 İletişim Sendikası’nın yaptığı yazılı açıklamanın tam metni,

“Konya Karatay’da, PTT A.Ş. bünyesinde dışarıdan hizmet alımı yöntemiyle çalıştırılan dağıtım emekçisi Samet Cingöz , görev sırasında geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybetmiştir.

Hayatını kaybeden Samet Cingöz üç çocuk babasıdır ve çocuklarından biri henüz 2 aylıktır.

Ancak bu olayın adı “kaza” değildir.

Bu olay;

iş güvenliği kurallarının sistematik biçimde ihlal edilmesinin, performans baskısının ve denetimsiz taşeron çalışma düzeninin ortaya çıkardığı ağır bir kurumsal sorumluluk krizidir.

Elde edilen bilgiler, hayatını kaybeden dağıtım personelinin motosikletinin ön kısmına güvenli taşımaya uygun olmayan çuvallar yerleştirilmiş şekilde dağıtıma çıkarıldığını, buna rağmen hiçbir önleyici tedbir alınmadan çalıştırıldığını göstermektedir.

Bu tablo yalnızca bir çalışanın hayatını değil, trafikte bulunan herkesin güvenliğini de tehlikeye atan açık bir ihmal zinciridir.

Bir çalışan, yük taşıma kapasitesi ve güvenliği olmayan bir motosikletle, performans baskısı altında, tehlikeli koşullarda çalışmaya zorlanmış ve sonuç olarak geri dönülmez bir felaket yaşanmıştır.

Bugün sorulması gereken soru şudur:

Bu çalışan neden bu koşullarda çalıştırılmıştır?

Türkiye’de yürürlükte bulunan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu işverene;

riskleri önleme,

tehlikeleri ortadan kaldırma,

çalışanların hayatını koruyacak sistemi kurma

yükümlülüğü getirmektedir.

Ayrıca Türkiye’nin taraf olduğu Uluslararası Çalışma Örgütü sözleşmeleri, özellikle;

ILO 155 İş Sağlığı ve Güvenliği Sözleşmesi

ILO 187 İş Sağlığı ve Güvenliği Teşvik Çerçeve Sözleşmesi

çalışanların güvenli koşullarda çalışmasının sağlanmasını bir insan hakkı olarak tanımlamaktadır.

Dolayısıyla bu olay yalnızca idari bir sorun değildir.

Bu olay aynı zamanda hukuki, vicdani ve kurumsal sorumluluk meselesidir.

Bir dağıtım emekçisi hayatını kaybetmişken şu sorular cevapsız bırakılamaz:

Motosiklet üzerinde güvenli taşımaya uygun olmayan yüklerle dağıtıma çıkılmasına kim izin vermiştir?

İş güvenliği riskleri açıkça ortadayken neden müdahale edilmemiştir?

Performans baskısı altında çalışan personelin hayatı neden korunmamıştır?

Unutulmamalıdır ki;

Bir çalışanı tehlikeli bir çalışma düzeni içinde görevlendiren sistem, meydana gelen sonuçtan hukuken de ahlaken de sorumludur.

Bir insan hayatı kaybedilmiş,

bir aile evladını, eşini, babasını yitirmiştir.

Henüz 2 aylık bebeği olan üç çocuk babası Samet Cingöz’ün hayatını kaybetmesi, yaşanan ihmaller zincirinin ne kadar ağır sonuçlar doğurduğunu açık biçimde göstermektedir.

Bu noktadan sonra hiçbir açıklama sorumluluktan kaçmaya yönelik bürokratik bir cümleyle geçiştirilemez.

Kamu 399 İletişim Sendikası olarak açık şekilde ifade ediyoruz:

Bu olay sadece bir trafik kazası olarak kapatılmaya çalışılırsa, bu durum yalnızca kamu vicdanında değil, hukuk önünde de ciddi sonuçlar doğuracaktır.

Sendikamız;

olayın tüm yönleriyle adli ve idari soruşturma konusu yapılmasını,

iş güvenliği ihlallerinde sorumluluğu bulunan kişiler hakkında cezai ve idari süreçlerin başlatılmasını,

taşeron çalışma sistemi içinde çalışan dağıtım personelinin gerçek iş güvenliği korumasına kavuşturulmasını

talep etmektedir.

Aksi halde bu olay yalnızca bir çalışanı değil, kurumsal sorumluluğu tartışmalı hale gelen bir sistemi de tarihe not düşecektir.

Çünkü unutulmamalıdır:

İş güvenliği ihmali kader değildir.

İhmal varsa sorumluluk da vardır.

Bir dağıtım emekçisinin hayatı,

hiçbir performans hedefinden, hiçbir dağıtım istatistiğinden, hiçbir bürokratik rapordan daha değersiz değildir.

Kamu 399 İletişim Sendikası olarak Samet Cingöz’ ün hatırasına ve tüm dağıtım emekçilerinin yaşam hakkına sahip çıkacağımızı, bu olayın sonuna kadar takipçisi olacağımızı ve hukuki ile toplumsal mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna duyururuz.

KAMU 399 İLETİŞİM SENDİKASI”