106'sı tutuklu 402 sanıklı İBB davasında bugün 5. hafta, 16. gün... Geçtiğimiz hafta son savunmayı İSFALT Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Karataş yapmış, ardından avukatların tahliye talepleri alınmıştı.
İlk dört haftada itirafçıların ifadelerini geri çekmeleri ya da baskı gördüklerine ilişkin açıklamalarıyla tartışılan davanın bugünkü celsesi de gergin başladı. Aykut Erdoğdu "Bu resmen işkence, yemek yok, su yok" isyanıyla salona girdi.
Mahkeme geçen hafta bir ara karar vermiş, savcının 8 ismin tahliyesini istemesine karşın, 18 kişi tahliye edilmiş ve 89 kişinin tutukluluğuna devam kararı çıkmıştı.
Demirel'in hakimlik sorgusunun ardından Ekrem İmamoğlu söz istedi ve o da Seyfüllah Demirel'e sorular sordu. Ondan önce de mahkeme başkanına dönerek şunları söyledi:
Bilirkişi raporları ve iddianamenin iş birliğiyle -bakın altını çizerek söylüyorum- iş birliğiyle hazırlanan bir iddianameyle, Türkiye'de hapis yatıramayacağınız, -eğer bu şekilde işleyecekse sistem- bürokrat yok! Herkesi atın hapse! Bu kadar net yani. İnanın, size demiyorum onu, özür dileriz. Yani size demiyorum.
İmamoğlu bu sözlerin ardından Demirel'e sorularına başladı. Duruşmanın o bölümünde konuşulanlar şöyle:
Ekrem İmamoğlu: Sayın Seyfullah Bey, saygıdeğer daire başkanımız; az önce söylediniz ama sizin de göreve başlamadan önce bir tanışıklığımız, bir muhabbetimiz olabilir de olmayabilir de. Yani bunun bir suçu olduğu için söylemiyorum ama iyi anlaşılması adına, bir tercih açısından bir ideolojik iş birliğimiz ya da bir masamız, hayatımızın böyle bir evresi oldu mu, olmadı mı?
Seyfullah Demirel: Böyle bir iş birliğimiz olmadı. Tanışıklığımız yoktu. Bir kelime söyledi; 'İdeolojik olarak bir yakınlığımız var mı?' dedi. Yoktur. Sayın Başkanımız 2014 yılında Beylikdüzü Belediyesi'nden belediye başkanımız seçildi, Cumhuriyet Halk Partisi'nden seçildi. Biz de 2014 yılında, ben de eşim -avukatım, avukatlığımı da yapacak- Avcılar'da, Milliyetçi Hareket Partisi'nden belediye başkanı adayıydık. Bizim Ekrem başkanla İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde göreve başlatılmadan önce herhangi bir tanışıklığım, herhangi bir görüşmem yoktu ama belediyeci olduğum için herkesi tanıyoruz çünkü 32 yıldır ben bu teşkilata hizmet ediyorum.
Ekrem İmamoğlu: Dolayısıyla ikinci soruma geçiyorum. Dolayısıyla biz sahayı, kamuyu araştırıp ve referanslar, şu şekilde, bu şekilde önümüze gelen listelerden -yine daha önce size ve sayın heyetinize anlattığım gibi- bir insan kaynakları prensibi ve bilimi üzerinden analizler neticesinde bir görev teklifi size yapıldı. Az önce söylediğiniz için böyle söylüyorum, soru haklı halinde değil, yoksa soru soracaktım. Görev teklifi şeklinde size yapıldı. Siz de bu talebi kabul ettiniz. Bu görüşmelerde ve bu kabuldeki, kabulden sonra zaten biz size hayırlı olsun dedik sadece. Bu görüşmelerde de ve bu kabulde herhangi bir özel şartımız, herhangi bir özel anlaşmamız ya da herhangi bir yönlendirmemiz gibi gibi gibi bir koşul, sizi kamu ahlakı ve terbiyenizin dışında bir koşulla karşılaştınız mı?
Seyfullah Demirel: Karşılaştık sayın hakim bey. Başkanımız bir soru sordu, karşılaştık. Bundan da söyleyeyim, karşılaştık. Sayın başkanımızla bizim ilk tanışıklığımız Yol Bakım Daire Başkanlığı'nda başkanımıza ve üst düzey yöneticilere Yol Bakım Daire Başkanlığı'nın brifingini vermiştik, Yol Bakım Daire Başkanlığı'nı tanıtmıştık. Bu tanıtımdan sonra yerleşkeyi, daire başkanlığımızın yerleşkesini gezerken -bunun için söylüyorum tam da bu konuyla ilgili- kış çalışmalarıyla ilgili sayın başkanımıza tuz depolarını vesaireyi vesaireyi gösterdik. Bu işin nasıl yapıldığını, kamyonların nasıl hazırlandığını... Başkanımız orada bize çok ilginç bir talimat verdi. 'Sayın Seyfullah Bey' dedi, 'ben Beylikdüzü Belediye Başkanlığı yaparken bir kamyon tuz İstanbul Büyükşehir Belediyesi istedi, bana bir kamyon tuzu çok gördü, vermediler.' Bir önceki genel sekreterimiz Oğuz Bey de Murat Bey de yanımızdaydı. 'Size talimatımdır' dedi, 'hangi belediye parti ayırmadan, parti ayırmadan kim ne kadar tuz isterse vereceksiniz.' Ki İstanbul'da tuz çok önemlidir, ilçe belediyeleri genelde tuz almaz Büyükşehir Belediyesi'nden alırlar. Tabii biz başkanımızın talimatlarını yerine getirmedik. Herkesin hak ettiği kadar tuz verdik. Herkese istediği kadar tuz veremedik. (gülüşülüyor) Ama bu süreç boyunca Sayın İmamoğlu'yla çalıştığım süreç boyunca bunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim: Bize gayrimeşru sayılabilecek hiçbir belediye başkanı -daha önce çalıştığım belediye başkanlarım dahil- hiçbirisinden ben hiçbir şekilde gayrimeşru bir teklif şimdiye kadar almadım, sayın başkanımız da dahil.
Ekrem İmamoğlu: Dolayısıyla hani şunu da sormak isterim ama sayın hâkim, bu çok ilginç bir hatırlatma oldu. Çünkü Beylikdüzü Belediye Başkanıyken, kış koşullarında herkesin Büyükşehir depolarından tuz aldığını biliyoruz ama biz tuz alamadık. Alamadık. Ve bu çok işte o dönemde burada da bürokrat arkadaşlarımız var, sonra belediye başkanı. Alamadık yani. Sonra bizim müteahhit arkadaşlardan biri 2, 3 kamyon tuz getirdiğini gördük. "Nasıl aldın?" dedik. "Kantarın başındakiyle anlaştık aldık" dedi. Biliyor musunuz? Bunları yaşadık yani. Onun için ben bunu kimseye yaşatır mıyım? Hatırlattığın için teşekkür ederim.
Biz Seyfullah Bey'le burada sadece selamlaşıyoruz son 3, 4 haftadır. Yani bunlar asil insanlar. Bunlar çok sayıda. Burada saygıdeğer insanlardan çok var ve gerçekten içim kavrulduğu için bunları ilave ediyorum. Size, yani menfaat açısından, kişisel vesairenin, İstanbul'un menfaatinin dışında İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde herhangi bir mesaimiz oldu mu?
Seyrullah Demirel: Hayır.
Ekrem İmamoğlu: Saygıdeğer hâkim, değerli heyet; bakın yani bunu söylemek zorundayım, gerçekten içim kavruluyor. Yani şu bilirkişi tespitlerinin iyi incelenmesi lazım. Ben buradan müdafi dostlarıma da söylüyorum, ben eksik söyleyebilirim, ben avukat falan değilim yani. Ama bütün bu bilirkişilerle ilgili suç duyurusunda bulunulması gerektiğini düşünüyorum. Ben bir başka salonda siz de biliyorsunuz bir başka bilirkişi davasıyla yargılandım. Hani az önce çok değerli bir soru sordunuz, "Niye yazsın?" dediniz. Haklısınız. Niye yazmalı? Yazmamalı. Ama ben iddia ediyorum ki iddia makamıyla bilirkişi arasında bir menfaat ilişkisiyle kurulu düzenle yazılmış raporlar olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu kadar kasti cümleler kurulmaz. Başka tespitler de var. Ben sorularımı sordum. Teşekkür ederim, sağ olun başkanım.
İBB Yol Bakım ve Altyapı Daire Başkanı Seyfüllah Demirel ifade için kürsüye çıktı.
Demirel şöyle konuştu:
Ben hemşeri bağlantısıyla bu konuma gelmedim. Liyakatımla geldim. Daha önceki belediyelerde ne yaptıysam İBB’de de aynı kriterle çalıştım. Daha önceki belediyelerde tutuklanmayıp bu belediyede tutuklanmamı manidar görüyorum. Biz İBB’de İmamoğlu ile değil başka biriyle çalışıyor olsaydık hatta o kişi CHP’den biri olsaydı biz sizin karşınıza gelmeyecektik.
114 milyon 381 bin liralık bir iş. Alt yüklenicilere İSFALT gibi kısmi teklif açabilirsiniz. İSFALT elbette ki alt yüklenicilere yaptıracak. Çalıştırmak için ekip mi kurması lazım, böyle bir şey olur mu? Açık ihaleler yaparız, benim önüme gelir, ben ona işi yaptırırım.
2003 yılından 2025 yılına kadar İSFALT’tan başka kimse bu işin ihalesini almamış. Tüm ihaleleri İSFALT almış. Tüm yıllarda ihaleleri İSFALT alınca ihaleye fesat karışmış olmuyor da biz alınca mı ihaleye fesat karıştı? Şartnamemiz de değişmedi bizim. Yıllar içerisinde işlenen belgenin tutarı da değişmedi.
Hem Karayolları'nda müdürlük yapıp bilirkişi olarak görevlendirileceksiniz hem de her gün yaptığınız bir işi geleceksiniz burada çarpıtacaksınız. İBB’nin yaptığı bir işe geleceksiniz farklı anlam kazandıracaksınız.
2019 yılına kadar, bizden önce kış çalışmalarıyla ilgili istenen belge sadece yapıp yapmadığıydı. 2019’dan sonra rekabeti artırabilmek için —tüm samimiyetimle söylüyorum bunu ben istedim; ego sahibiyim, yaptığım işlerde rekabeti severim— her ay bir önceki yıla göre belediyeyi ne kadar kâra geçirdik diye rapor hazırlayıp üst yönetime gönderiyorduk. Bıkmıştık bunları hazırlamaktan.
İş deneyim belgesine şunları ilave ettim: Kış şartlarıyla mücadele işleri, katı atık toplama işleri, araç gereç ekip çalıştırma, bakım onarım işlerinden herhangi biri benzer iş olarak kabul edilecek; bizim ihalemize teklif verebileceklerdir. Rekabeti artırmak için yaptım bunu.
Ama bilirkişiler bunu; aralarında doğal bağlantı olmayan kış şartlarıyla mücadele ve katı atık toplama gibi işlerin bir arada ihale edilerek işin hacminin yükseldiği ve isteklilerin ihaleye girmesinin engellenerek rekabetin kısıtlandığı şeklinde yorumlamışlar. Bizim dosyamızda birim fiyatı bile yok. O iş başka iş, karıştırmışlar; ben öyle bir ihaleye çıkmadım. Karayolları'nda müdürlük yapan bir bilirkişinin bunu bilmemesi ihtimal dahilinde değil. Bunu niye yazıyor? Savcılık makamı da ona inanıyor. En az 10 yerde geçiyor. Yapmadığımız şeyle neden suçlanıyoruz? Niye yatıyoruz? Benim görmediğim torunum var, daha yeni doğdu. Ben niye buradayım? Bu yalancılar yüzünden buradayım. Ben ihaleye fesat karıştırmadım. İhaleyi daha da büyüttüm herkes girebilsin diye ama biz cezaevindeyiz.
16. celse için sanıklar duruşma salonuna girdi. Tam bu sırada Aykut Erdoğdu "Aşağıda yemek yok, su yok. Bu kadar kötü muamele olur mu, bu resmen işkence, etrafımız pislik içinde... Ben milletvekiliyim benden kimseye zarar gelmez” diye bağırdı. Erdoğdu'nun isyanı salonda yankılandı.
İMAMOĞLU KONUŞTU
Duruşmanın ilk dakikalarında İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu söz istedi. İmamoğlu şunları söyledi
Yargılamanın bundan sonraki seyri hayırlara vesile olsun; çünkü hayra ihtiyacımız çok yüksek. Arkadaşlarımızın şikâyeti var: Bazı hazır paket ürünleri alıp buraya getirenler, bu sabah getirememişler, alamamışlar. Sizin buna bir katkınız olabilir mi diye bu notu iletmek istedim.
Öğle vakti yemek arzumuz vardı, bu hafta çözüleceği konusunda katkı talep etmiştik; yine sizin de katkınız olursa…
Bir diğer husus; perşembe çok geç biten savunmalar sonrası 18 arkadaşımız tahliye oldu, bu bizi elbette sevindirmiştir. Yaklaşımınızı önemsediğimizi ifade etmek isterim. Farklı bir bakışla yön vermeniz gerektiğine, bir ihtiyaç olarak dikkat çekmek istiyorum. İnsanların özgürlüğünden bir gün dahi almak, bedeli ödenmeyecek bir zaman dilimine dönüşüyor. Alınan her kararın eksi ya da artı bir katkı sağlayacağını söylemek zorundayım.
"OLUMLU ADIMLARINIZIN YANINDAYIZ"
Sadece tutsaklık değil, adli tedbirlerle ilgili de süreçler var. Evde hapis yatandan, malına mülküne el konulana kadar insanların hayatları etkileniyor. Burada hâlâ babalarından, akrabalarından dolayı tutuklu olanlar var. Devletine hizmet etmiş insanların çektiği acılar var. Bunun ele alınması için ara kararın ay sonunu beklemesindense, şimdiden değerlendirilmesinin çok önemli olduğuna dikkat çekmek isterim. Tutuklu olan şoförler, ağır ameliyat geçirenler var...
Burada özellikle birtakım uygulamalara maruz kalanlar, tutsak olanlar ve dışarıda adli tedbirler altında ezilenler varken; etkin pişmanlıkla ilgili sahada naralar atmanın da doğru olduğunu düşünmüyorum.
Kadınlar, evlatlar, kardeşler, aileler var; sırtınızda çok büyük bir yük var. Biz karşınızda yargılanan insanlar olarak, attığınız her olumlu adımda yanınızda olacağımızı, aksi takdirde de tepki göstereceğimizi söylemek
18 KİŞİ TAHLİYE EDİLMİŞTİ
İBB Davası'nda geçtiğimiz hafta perşembe günü gerçekleştirilen duruşmada mahkeme heyeti ara kararını açıklamıştı. Davada, 18 sanığın tahliyesine karar verilmişti.
Tahliye edilen isimler şöyle:
• İBB Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu
• Kasapoğlu'nun şoförü Sabri Caner Kırca
• Ağaç AŞ Satın Alma Şefi Fatih Yağcı
• İBB Anadolu Yakası Zabıta Müdürü Nazan Başelli
• Ebubekir Akın
• CHP İstanbul Milletvekili Özgür Karabat'ın şoförü Sırrı Küçük
• İSPER AŞ personeli Davut Bildik
• Eski İstanbul Planlama Ajansı çalışanı Esra Huri Bulduk
• Mahir Gün
• Kadir Öztürk
• Başak Tatlı
• İmamoğlu İnşaat AŞ çalışanı Baran Gönül
• İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş'in şoförü Hüseyin Yurttaş
• Mustafa Bostancı
• Şehide Zehra Keleş
• Altan Ertürk
• Ali Üner
• Evren Şirolu