Araştırmacı-yazar Hakkı Öznur, 17 yılı geride bırakan Yazıcıoğlu davasına ilişkin dikkat çekici iddialarda bulundu. Öznur, olayın bir "kaza" değil "suikast" olduğunu öne sürerek, bugüne kadar devleti yöneten sivil ve askeri bürokrasinin dosyayı karartmaya ve örtbas etmeye çalıştığını iddia etti.
"SİYASİ İSİMLER VE BÜROKRATLAR YARGILANMALI" İDDİASI
Dosyanın Ankara'ya devredilmesiyle başlayan yeni soruşturmalara dönemin ilgili bakanlarının, bakanlık bürokratlarının ve askeri yetkililerin de dâhil edilmesi gerektiğini savunan Öznur, bu isimlerin hukuk önünde mutlaka yargılanması gerektiğini ifade etti.
Şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nun eşi Gülefer Yazıcıoğlu’nun "Deve duruyor şurada, devenin kulağıyla uğraşıyoruz biz maalesef" sözlerine atıfta bulunan Öznur, dönemin İçişleri Bakanı Beşir Atalay ve Binali Yıldırım gibi isimlerin olayı "kaza" olarak nitelendirip dosyanın kapatılmasını istediklerini öne sürerek, bu kişilerin de dava dosyasına dâhil edilmesini talep etti.
"ERDOĞAN VE GÜL'E DEFALARCA BİLGİ VERİLDİ"
Hakkı Öznur’un iddialarına göre, 2007-2014 yılları arasında Cumhurbaşkanlığı yapan Abdullah Gül ile BBP heyeti en az 6 kez, Recep Tayyip Erdoğan ile ise Başbakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı dönemlerinde en az 15 kez görüşme gerçekleştirdi.
Öznur'un açıklamalarında öne çıkan diğer iddialar şu şekilde:
Görüşmelerde hem aile hem de parti yetkilileri tarafından bilgi ve belgeler sunularak davanın karartılmaya çalışıldığı defalarca anlatıldı; ancak Erdoğan başta olmak üzere yetkililer olayı "kaza" olarak değerlendirmeye devam etti.
ARAMA KURTARMA ÇALIŞMALARINDA KASIT VE ZAFİYET İDDİASI
Olay sonrası Başbakanlığa bağlı olarak Kahramanmaraş, Göksun ve Kızılöz'de kurulan kriz merkezlerinin işlevsiz kaldığını iddia eden Öznur, koordinasyonsuzluğun ve kargaşanın bilgi kirliliğine yol açtığını belirtti. Dönemin İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın yönetimindeki kriz merkezinin enkazın yerini dahi bulamadığını, enkaza üç gün sonra ilk olarak köylülerin ulaştığını hatırlatan Öznur, arama kurtarma çalışmalarının bilinçli olarak sabote edildiğini ve süreci yönetemeyen bürokratların iktidar tarafından ödüllendirildiğini savundu.
YARGIYA ÇAĞRI: DOSYALAR BİRLEŞTİRİLMELİ
Askeri ve sivil bürokrasinin dava dosyasını karartmaya çalıştığını iddia eden Öznur, olayda şüpheli konumunda olan kişilerin tanık olarak dinlendiğini, sorumlu bürokratların ise koruma altına alınarak terfi ettirildiğini öne sürdü. Parçalı yargılamalara karşı çıkan Öznur, dosyaların birleştirilmesini ve etkin bir soruşturma yürütülmesini talep etti.
Aralarında dönemin Cumhurbaşkanı, Başbakanı, İçişleri ve Ulaştırma Bakanları, Genelkurmay Başkanı ve MİT Müsteşarı'nın da bulunduğu geniş bir devlet kademesinin yargı önüne çağrılması gerektiğini savunan Öznur, adalet çağrısını şu sözlerle tamamladı:
"Sanık sandalyesinde yer alması gerekenleri getirin. Korkmayın, tarih korkakları değil; gerçek hukuk adamlarını, hukuka ve demokrasiye bağlı olanları yazar. İster asker ister sivil olsun bu olayda sorumluluğu bulunanlar, ihmali ve kusuru olanlar adalet önünde mutlaka hesap verecektir."