Gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan madenci, "Sesimi duyurmak için 9 günde 190 km yolu adım adım yürüdüm geldim. Gözaltına alındım." sözleriyle isyan etti.

"Biz bu muameleyi hak etmiyoruz artık ne yapacağımızı şaşırdık" diyen madenci, "Çoluğumuzun çocuğumuzun yüzüne bakamaz hale geldik" dedi.

Öte yandan Eğitim-İş'te duruma tepki gösterdi.

Açıklamada, Bağımsız Maden-İş üyesi madencilere uygulanan polis şiddeti ve gözaltıların kabul edilemeyeceği belirtilerek, "Hak arayan işçiye copla, tekmeyle, kelepçeyle karşılık vermek kabul edilemez. Bu baskılar emek mücadelesini durduramaz" ifadeleri kullanıldı.

"ALIN TERİNİN KARŞILIĞINI İSTEMEK SUÇ DEĞİLDİR, YÜRÜMEK SUÇ DEĞİLDİR"

Eğitim-İş'in açıklamasında şunlar kaydedildi:

"'Ölmek var, dönmek yok' diyen madenciler, bir slogan değil; yerin altında her gün ölümle burun buruna çalışmanın gerçeğini haykırmaktadır. Alın terinin karşılığını istemek suç değildir. Yürümek suç değildir. Sendikalı olmak, hak aramak, dayanışmak suç değildir. Madencilere uygulanan şiddeti ve sendika temsilcilerine yönelik gözaltıları kabul etmiyoruz. Hak arayan işçiye copla, tekmeyle, kelepçeyle karşılık vermek kabul edilemez. Bu baskılar emek mücadelesini durduramaz. Gözaltına alınan tüm madenciler ve sendika temsilcileri derhal serbest bırakılsın. Polis şiddeti son bulsun. Doruk Madencilik işçilerinin talepleri derhal ve eksiksiz şekilde karşılansın. Biz, emeğiyle yaşayanların, yerin altında canı pahasına çalışan madencilerin yanındayız. Dayanışmayla ve kararlılıkla."