Gazeteci Fatih Altaylı, gündeme ilişkin kaleme aldığı yazısında çeşitli konulara değinirken ünlülere yönelik yürütülen uyuşturucu soruşturmasını da değerlendirdi.

Altaylı’nın konuya ilişkin ifadeleri şöyle:

Dün yine Bebek’teki bir restorana polis baskını yapıldı.

Yine ünlü isimler gözaltına alındı.

Daha ünlü birkaç isim hakkında da arama kararı olduğunu öğrendik.

Anlaşılan o ki, mesele Bebek’te.

Şimdiye kadar basılan üç yerin üçü de Bebek’te.

Birkaç gün önce uyuşturucu operasyonlarında sürekli ünlü, zengin ve başarılı görüntüsü veren insanların gözaltına alınmasının toplumda bu tip uyuşturucu ya da uyuşturucu madde kullanımını normalleştirmeye başladığını yazdım.

Bu “mücadele” yöntemi öyle bir hale geldi ki, pek çok kişi özellikle de gençler “uyuşturucuyu hayattaki başarının bir ödülü” zannetmeye başlayacaklar.

Ya da zengin ve ünlü olmanın olmazsa olmaz şartı gibi görecekler.

Diyebilirsiniz ki, “Ne yapsınlar?”.

Haklı olabilirsiniz.

Zengin ve ünlü olmak kimseyi korumamalı.

Ama bu kadar abartılı bir şekilde sadece onlara yönelik bir operasyon yürütürseniz ister istemez sonuç bu oluyor.

Normalleştirme başlıklı yazımdan sonra pek çoğunuzun adını bildiği önemli bir psikiyatr aradı.

Durumun en az normalleştirme kadar önemli bir başka boyutuna dikkat çekti.

“Fatih Bey, normalleştirme meselesine dikkat çekmişsiniz. Çok doğru. Operasyonların sadece ünlülere ve toplumun varlıklı olarak bilinen insanlarına yönelik olması uyuşturucu kullanımının normalleşmesine neden oluyor ancak bir boyutu daha var. Uyuşturucu kullananlarda hangi sosyal konumda olurlarsa olsunlar mutlaka bir suçluluk duygusu ve bir dışlanma, bir toplum dışına itilme korkusu vardır. Ne kadar güçlü, ünlü, zengin ya da güzel olurlarsa olsunlar uyuşturucu kullanmanın yanlışlığını bilir ve bir suçluluk hissederler. Biz pek çok danışanımızın tedavisinde ve tedaviye ikna sürecinde bu suçluluk duygusundan yararlanırız. Yanlış bir eylemden vazgeçebiliyor olmanın yarattığı duyguyu kullanırız. Bu operasyonlar sonrası danışanlarımızdan şöyle şeyler duymaya başladık: ‘Bakın o bile kullanıyor’. Bu çok tehlikeli bir cümle bizim açımızdan. Üstüne bir de cezasızlık algısı gelince hiç de olumlu sonuçları olmuyor bu yapılanların.”

Tabii ilginç olan bir başka konu da şu, bugüne kadar onlarca, belki yüzlerce kullanıcı gözaltına alındı, teste tabi tutuldu.

Ama bu kişilere bu “malları” satan, temin eden ne bir “sosyete torbacısı” yakalandı, ne de bir uyuşturucu baronu.

Uyuşturucu ya da uyarıcı madde saklanan bir deponun, bir evin basıldığını da duymadık.

Uyuşturucu ile mücadelede yeni bir yöntem deniyoruz anlaşılan.

Talebi korkutarak arzı engellemek.

Ekonomide zaman zaman işlediği olmuştur.

Ancak uyuşturucu gibi kâr marjı yüksek ürünlerde olur mu emin değilim.

Fiyatı düşürüp, yeni pazarlar aramaya başlayabilirler.