Bilimsel çalışmalar, ilerleyen yaşlarda korunan doğal diş sayısının yaşam süresi üzerinde belirleyici bir rol oynadığını gösterdi.
Uzmanlar, ağız sağlığının sadece estetik bir mesele değil, genel vücut sağlığının bir aynası olduğunu ifade etti.
Japonya ve Avrupa merkezli yürütülen kapsamlı epidemiyolojik çalışmalar, yaşlılık dönemindeki diş kaybının erken ölüm riskini ciddi oranda artırdığını belgeledi.
Journal of the American Geriatrics Society'de yayımlanan veriler, 70 yaş ve üzerindeki bireylerde ağızdaki doğal diş sayısının, bilişsel fonksiyonlar ve kardiyovasküler sağlıkla doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koydu.
Araştırmacılar, diş kaybının beslenme yetersizliğine yol açarak vücut direncini zayıflattığını vurguladı.
"DİŞLER VÜCUDUN ERKEN UYARI SİSTEMİDİR"
Konuyla ilgili görüşlerini paylaşan Londra King's College Diş Enstitüsü'nden Profesör Dr. Raman Bedi, ağız sağlığının sistemik hastalıklarla olan bağını şu sözlerle ifade etti:
"Diş kaybı sadece bir çiğneme sorunu değildir; bu durum genellikle vücuttaki kronik inflamasyonun bir sonucudur. Diş eti hastalıkları ve diş kayıpları, diyabet ve kalp damar hastalıkları için güçlü birer göstergedir. Doğal dişlerini koruyan bireylerin, genel sağlık parametrelerinin de çok daha stabil seyrettiğini gözlemledik."
BESLENME VE SOSYAL İZOLASYON FAKTÖRÜ
Harvard Tıp Fakültesi'nden epidemiyolog Dr. Catherine Hayes ise diş kaybının yaşam kalitesi üzerindeki etkisine dikkat çekti.
Hayes, diş eksikliği yaşayan bireylerin taze sebze, meyve ve lifli gıdalardan uzaklaşarak daha yumuşak, işlenmiş ve karbonhidrat ağırlıklı bir diyete yöneldiğini, bunun da kronik hastalıkları tetiklediğini ifade etti. Ayrıca, eksik dişlerin bireylerde sosyal kaygıya neden olarak yalnızlaşmayı ve beraberinde gelen depresif süreçleri hızlandırdığını belirtti.