YENİÇAĞ - Ahmet TAKAN / Sıcak Analiz

O kadar çok etkilenmiştim ki; “Attırdığı dayağı unutup hareketin liderini alkışladım...” başlıklı bir köşe yazısı kaleme alıp “Orada olsam ayağa fırlar, avuçlarım patlayana kadar kendisine alkış tutardım…” diyerek hislerimi dile getirmiştim. Hatta, MHP Genel Başkanı, hareketin lideri Devlet Bahçeli’nin bundan sonra muhalif çıkışları yüzünden ocakçılara başta gazeteciler olmak üzere hiçbir kimseye “saldırın” talimatı vermeyeceğini neredeyse garanti gibi görmüştüm.

Üzülerek itiraf edeyim; bugün bir kez daha yanıldığımı gördüm!..

Hareketin lideri Devlet Bahçeli, daha mübarek Ramazan ayının birinci haftası tamamlanmadan yine eskisi gibi sertleşti. Bahçeli, laiklik bildirisine imza atanları, Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in Ramazan genelgesini eleştirenleri sert dille tehdit etti. Bakın neler söyledi;

“Sözde uzman ve akademisyenlerden mürekkep 168 kişi bir araya gelerek ‘Laikliği Birlikte Savunuyoruz’ başlığıyla imzaladıkları bir bildiriyi kamuoyuyla paylaşmışlar.

Bana sorarsanız bu 168 kişiyi yana yana, üst üste koyup toplasanız bir insan bile etmezler, edemezler.

Diyorlar ki, laikliği savunmak suç değildir.

Diyorlar ki, şeriatçı dayatmaları reddediyoruz.

Diyorlar ki, karanlığa teslim olmayacağız.

Alayınız karanlıksınız, alayınız karanlıktasınız haberiniz yok.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın 12 Şubat 2026 tarihinde yayımladığı; ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri’ konulu genelgeyi sonuna kadar destekliyorum.

Her biri bugünün Haluk’u olan 168 imzacıyı da ademe mahkum ediyorum.

Müslüman Türk milletinin hassasiyetleriyle oynamayın.

Ramazan ayımızı sulandırmaya, sorgulamaya, karalamaya sakın ha kalkışmayın.

Haddinizi bilin, hududunuzu bilin, ayranımızı kabartmayın, tepemizin tasını attırmayın."

Hareketin liderinin ayranı kabarır da tepesinin tası atarsa neler olacağını tecrübeyle yaşayanlar çok iyi bilir!..

* * *

Hareketin lideri Devlet Bahçeli’nin Ramazan ayının ruhunu unutup savurduğu bu tehditlerin nedeni ise konuşmasının ileriki bölümünde açık ve net şekilde belli oldu.. Bahçeli, şunları söylüyordu;

“Terörsüz Türkiye hedefiyle ilgili samimi gayret ve girişimlerin en önemli ayağı komisyon raporuyla teşekkül etmiştir.

Bahse konu bu rapora sefalet manifestosu diyenlerin bizzat kendileri sefih ve sefildir.

Hiç kimse yapılan çalışmaları hafife almamalıdır.

Sırayı siyasi ve hukuki düzenlemeler almıştır.

Kaldı ki bundan sonra nelerin yapılacağı anlaşılır ve açıklayıcı bir üslup hüneriyle raporda takdim ve tespit edilmiştir.

Bulanık suda balık avlayan şaşkalozlar, iyi dinleyin, şu sözlerime tıkanmış kulağınızı verin.

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesini, temel anayasal ilkelerini, demokratik işleyişini ve üniter devlet yapısını esas alan bir anlayışla çalışmıştır.

Raporda da kaydedildiği üzere; örgütün tüm unsurlarıyla feshi, silahların teslimi ve bırakılması sürecinde ihtiyaç duyulacak yasal düzenlemelerin yapılması konusunda ortaya çıkan anlayış birliği çok değerlidir.

Toplumsal bütünleşmenin güç kazanması maksadıyla, silah bırakmayla birlikte işleyen süreci ve sonrasını yönetecek müstakil ve geçici mahiyette bir yasal düzenlemeye vurgu yapılması da ayrıca önemli ve kıymetlidir.

Af ve cezasızlık algısına prim vermeden ihtiyaç duyulan yasal düzenlemelerin çerçevesi de çizilmelidir.

Eğer böylesi bir sorun varsa, ki bize göre vardır, bunun çözümü nasıl olacaktır?

Terörsüz Türkiye’ye hizmet eden İmralı’nın statü açığı nasıl kapatılacaktır?

Samimiyetle bu tartışmanın yapılarak makul, akla ve vicdana müzahir sonucuna kısa sürede ulaşılmalıdır.

Diğer taraftan kayyum meselesi herhangi bir kaygı veya çekinceye kapılmadan demokrasi sınırları dahilinde tekrar değerlendirilmeli, iki Ahmet’in makamlarına oturması da sağlanmalıdır.”

* * *

Anlaşılan o ki; sırada ve de çok yakın zamanda PKK’lı teröristlere, bebek katili Abdullah Öcalan’a af geliyor. Sonrasında neler olacağını Türkiye’ye nasıl format atılacağı da -sanırım- malumunuz…

Ve anlaşılan o ki; Kim ki bunlara yüksek sesle itiraz ederse “tiz kellesi vurula” dönemine girdik!..

Korku imparatorluğunu kurmak öyle böyle kolay bir iş değildir… Korku imparatorluğunu devam ettirmek de elbette oldukça meşakkatli ve zor bir işitir!..

Formatlanmış “çözüm süreci”nin koçbaşlığını yapan MHP ve hareketin liderine -bugün öğrendik ki, daha önceki başarılı çalışmaları da dikkate alınarak- korku imparatorluğunun nöbetçi komutanlığı görevi verilmiş!..

MHP grubunun bugünkü toplantısından herkes üzerine düşen payı alsın…

Korku imparatorluğunun komutan kolluğu bunda sonra hareketin lideri Devlet Bahçeli’de…