İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, Gezi Parkı eylemlerinin tesadüfi olmadığını, sistemli bir plan dahilinde yürütüldüğünü ifade etti. Ayşe Barım'ın, sahibi olduğu menajerlik şirketine bağlı, toplumda sempati duyulan ve kitleleri peşinden sürükleme potansiyeli yüksek olan oyuncuları saha ve sosyal medya üzerinden yönlendirdiği kaydedildi.

"HAYATIN OLAĞAN AKIŞINA AYKIRI" İLETİŞİM

Kararda, Barım’ın Gezi Parkı’nın ana aktörleriyle eylemlerden önce hiçbir iletişimi bulunmazken, hazırlık sürecinde bu kişilerle "sık ve sistemli" bir irtibat kurduğu ifade edildi. Bu durumun hayatın olağan akışına uygun olmadığı belirtilerek, Barım’ın eylemlerin yayılması için "irade gösteren ve onayı alınan kişi" konumunda olduğu ifade edildi.

SOSYAL MEDYADA HASHTAG VE ÖRGÜTLEME FAALİYETLERİ

Gerekçeli kararda, Barım’ın şirketine bağlı sanatçılar aracılığıyla Twitter üzerinden şu faaliyetleri yürüttüğü değerlendirmesi yapıldı:

"#occupyturkey ve #DirenGeziParkı gibi etiketlerin sistemsel olarak paylaşılmasını sağladı.
Sanatçıları sahada koordine ederek marjinal gruplar ve yasa dışı silahlı terör örgütlerinin faaliyetlerine uygun bir kaos ortamı hazırlanmasına zemin hazırladı. Şirketine bağlı sanatçılarla Gezi Parkı’nda organize buluşmalar gerçekleştirdi."

ANA SANIKLARLA DOĞRUDAN İRTİBAT

Ayşe Barım’ın, davanın ana sanıkları olan firari Mehmet Ali Alabora, hükümlü Çiğdem Mater Utku ve Mehmet Osman Kavala ile irtibatlı olduğu belirtildi. Barım’ın, sanatçılar camiası adına "yön verici ve belirleyici" bir rol üstlenerek suçun icrasını kolaylaştırdığı ifade edildi.

TANIK İFADELERİNDEKİ ÇELİŞKİLER DİKKAT ÇEKTİ

Davada tanık olarak dinlenen Halit Ergenç, Bergüzar Korel, Nejat İşler ve Rıza Kocaoğlu gibi ünlü isimler, eylemlere kendi iradeleriyle katıldıklarını beyan etseler de mahkeme bu ifadeleri inandırıcı bulmadı. Kararda, sanatçıların anlatımlarının birbirleriyle çeliştiği ve menajerleri Ayşe Barım ile olan yoğun irtibatlarını makul bir şekilde açıklayamadıklarına dikkat çekildi.

Özellikle Halit Ergenç’in sosyal medya yönetimine dair beyanları ile Ayşe Barım’ın kendi şirket yapılanmasına dair savunması arasındaki çelişkiler, mahkemece mahkumiyet gerekçelerinden biri olarak kabul edildi.