Avrupa Birliği (AB) Ortak Araştırma Merkezi tarafından yayımlanan son demografi raporu, kıtanın geleceğine dair çarpıcı verileri ortaya koydu. Mevcut verilere göre yaklaşık 450,6 milyon kişinin yaşadığı 27 üyeli birlik, 2029 yılında 453,3 milyon ile tarihinin en yüksek nüfus seviyesini görecek. Ancak bu zirvenin ardından nüfusta gerileme başlayacak ve yüzyılın sonuna gelindiğinde AB nüfusu yaklaşık yüzde 11,7'lik kayıpla 398,8 milyon seviyesine kadar düşecek. Bu azalış, kıtayı nüfus ölçeğinde yeniden 1970'li yılların standartlarına geri döndürecek.

Küresel ölçekte nüfus patlaması kaygıları yerini nüfusun yaşlanması ve azalması gerçeğine bırakırken, raporda yaşam sürelerinin uzaması olumlu bir gelişme olarak verilse de bu durumun iş gücü ve sosyal güvenlik sistemleri üzerinde büyük bir baskı oluşturacağı öngörülüyor.

YAŞ DAĞILIMI VE YAŞAM SÜRESİNDE TARİHİ DEĞİŞİM

Araştırma, nüfusun sayısal olarak azalmasının ötesinde, yaş yapısındaki köklü değişime de ışık tutuyor. Günümüzde birlik genelinde her beş kişiden biri 65 yaş ve üzerinde yer alırken, 2050 yılına ulaşıldığında bu oranın her üç kişiden birine yükselmesi bekleniyor. Sağlık hizmetleri ve yaşam kalitesindeki artışın etkisiyle doğuşta beklenen ömür 81,5 yıla kadar ulaştı. Mevcut eğilimin devam etmesi halinde 2100 yılında kadınlarda yaşam beklentisinin 90, erkeklerde ise 86 yılı aşacağı hesaplanıyor.

EKONOMİ VE İŞ GÜCÜ PİYASASI YENİDEN ŞEKİLLENİYOR

Çalışma çağındaki nüfusun daralması; iş gücü açıklarını, sağlık ve emeklilik harcamalarını tırmandırarak kamu bütçelerine ek yük getirecek. AB Komisyonu yetkilileri, uzun ve sağlıklı yaşamın büyük bir başarı olduğunu ancak bu demografik değişimin bir krize dönüşmemesi için bugünden stratejik politikalar üretilmesi gerektiğini vurguluyor.

Raporda, yaşlanan nüfusun etkilerini hafifletmek için göçün tek başına yeterli bir çözüm olmayacağının altı çiziliyor. Çözüm için üretkenliğin artırılması, işsizliğin düşürülmesi ve şu an iş gücüne dahil olmayan yaklaşık yüzde 20'lik çalışma çağındaki nüfus ile ne eğitimde ne istihdamda yer alan 8 milyon gencin ekonomiye kazandırılması gerektiği ifade ediliyor.