Sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek 19 Şubat’ta tutuklanan gazeteci Alican Uludağ, cezaevinde geçirdiği sürece ve hakkında yürütülen soruşturmaya ilişkin açıklamalarda bulundu. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu’nun Silivri’deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na gerçekleştirdiği ziyarette konuşan Uludağ, suçlamaları kabul etmediğini söyledi.

Alican Uludağ, 21 Mayıs 2026’da Ankara’da 57. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapılacak duruşmasının öncesinde üç aydır süren tutukluluk süreciyle ilgili TGC Yönetim Kurulu’na şu bilgileri verdi:

“İBB DAVASI İÇİN İSTANBUL’A GELECEKTİM KENDİMİ CEZAEVİNDE BULDUM”

“Davam Ankara’da görülecek. Ben SEGBİS ile katılacağım. Davaya yüz yüze katılabilmek için talepte bulundum. Bu benim savunmam için çok önemli. 9 Mart 2026’da İBB iddianamesini haberleştirmek için İstanbul’a gelecektim. 22 sosyal medya paylaşımım gerekçe gösterilerek kendimi cezaevinde buldum. Sosyal medya paylaşımlarımın bana yöneltilen suçlamalarla hiçbir ilgisi yok. Ayda bir ailem ile yüz yüze görüşüyorum. Haftada bir telefonla 10 dakika görüşme hakkımız var.

“OĞLUM DORUK BENİM SİLİVRİ’DE ÇALIŞTIĞIMI SANIYOR”

Kızım Güneş 11 yaşında ve cezaevinde olduğumu biliyor. Oğlum Doruk ise benim Silivri’de çalıştığımı sanıyor! Avukatımla haftada bir görüşüyorum. Her gün düzenli olarak koğuşumda spor yapıyorum. Sağlıklı beslenmeye çalışıyorum. Daha önce tutuklanmamıştım. Bu sürecin de yargı haberciliğime katkı sağlayacağını düşünüyorum. Yargı muhabirliğim açısından cezaevindeki insanların psikolojisini anlamam, cezaevindeki düzeni görmem çok önemli.

“BEN YARGI HABERLERİ YAPMAYAYIM DİYE TUTUKLANDIM”

Ülkede çok az yargı muhabiri var. Ben ‘yargı haberleri yapmayayım’ diye tutuklandım. Gündemi belirleyen iddianamelerdeki tutarsızlıkları, etkin pişmanlık ifadelerindeki çelişkileri taraf olmadan haberleştirmem engellenmiş oldu.

Benim tutuklanmamdan sonra İBB iddianamesi başta olmak üzere birçok davada bir yılda yapılan tutuklamadan daha fazlası yapıldı. Ben gazeteciliği üç nedenle yapıyorum. Vicdanıma karşı sorumluyum. Gerçeğe sadakatim var. Halkın bilgi edinme hakkına hizmet ediyor, demokrasinin aktifleşmesine katkı sunuyorum. Biz gerçeği halka anlatamaz isek halk nasıl aydınlatılacak? Cezaevinde yargı sürecinde hak ihlaline uğrayan insanların haberlerini yapamadığım için kaygı duyuyorum. Habercilikten hiçbir zaman geri adım atmadım. Ben ülkedeki yargı mensuplarının çoğunluğunun son dönemlerde politikleşen davalarla ilgili kaygı duyduğunu ve onaylamadığını düşünüyorum. Yargı habercisi olarak gerçeğin peşinde olmaya devam edeceğim. Bana yöneltilen suçlamaların hiçbiri doğru değil. Bu suçlamaları kabul etmiyorum. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ne gösterdikleri dayanışma için teşekkür ediyorum.”