YENİÇAĞ - Ahmet TAKAN (Sıcak Analiz)
Biliyorum; gözünüz ve kulağınız iktidarın Meclis’e sunduğu emekli maaşı kanun teklifinde… Biliyorum; Suriye ve İran’daki çatışmalardan gelen haberlere pür dikkat kesildiniz…
Bu satırların ardından belki “Adam haklıymış. Analiz gerçekten sıcakmış” dersiniz…
Yaklaşık 40 yıllık gazetecilik hayatımda Başkent Ankara’da “kabine revizyonu”nun yapılmadığı gün yok gibidir. Siyasi kulislere her gün yeni bir iddia atılır. Kabine revizyonları bu ülkenin gerçeğidir! Kabine revizyonu yapılır, şu kadar Bakan gider, bu kadar Bakan yeni göreve gelir. Daha adamlar koltuğuna ısınmadan yeni kabine revizyonu iddiaları ortalığa salınır. Türkiye’deki bu siyaset psikolojisi ve iklimin ayrı bir analizi vardır da, o da bugünkü yazımızın konusu değil.
Cumhur İttifakı oylarının giderek eridiği artık hiçbir ankette gizlenemiyor. Zaten ankete de gerek yok. Saray mahallesi dışında sokakları gezince, Cumhur İttifakı için acı gerçekler kabak gibi ortada duruyor. Çareler aranıyor saray merkezinde. Üretilen çözüm yollarından biri de “kabine revizyonu”. Hassas dengeler var, işleri pek de kolay değil. O yüzden ince eleniyor sık dokunuyor. Bomba haberi vermeden önce şöyle bir yakın geçmişe gidelim;
Merhum Turgut Özal’ın gerek Başbakanlığı gerekse Cumhurbaşkanlığı dönemlerindeki “Kürt açılımları”…
1992'de 8’nci Cumhurbaşkanı Turgut Özal, diyalog ortamı yokluyordu. Ocak ayında Cumhurbaşkanı Sözcüsü Kaya Toperi ve Başyaveri Kurmay Albay Arslan Güner'e 10 sayfalık bir Kürt raporu hazırlattı. Raporda, "Karşılaştığımız sorunun basit bir terör olgusunun çok ötesinde olduğu aşikârdır" deniyordu.
Özal, martın ilk haftasında Çankaya Köşkü'nde DEP Milletvekilleri Ahmet Türk, Sırrı Sakık ve Orhan Doğan'la görüştü. Sakık, Özal'ın bu görüşmede "Genel af çıkarıp sorunu kökünden çözeceğim" dediğini aktardı.
Özal, Toperi ve Güner'in hazırladığı rapordaki tespitleri 13 Mart 1992 tarihli MGK'da gündeme getirdi ve genel af da dahil siyasi sosyal çözümlere değindi.
Turgut Özal, ANAP Milletvekili Adnan Kahveci'yi de bir rapor hazırlaması için görevlendirdi. Kahveci, Güneydoğu'da bir süre inceleme yaptıktan sonra "Kürt sorunu nasıl çözülmez" başlıklı bir rapor yazdı. Mayıs 1992'de Özal'a sunulan raporda şu satırlar dikkat çekiyordu:
"Askeri çözümle hiçbir ülke çözüme ulaşamamıştır. Bugün Kürt sorunu siyasal bir kriz halini almıştır. Çözüm için cesur siyasal adımlara ihtiyaç vardır. Bu nedenle Kürt realitesi, Kürt kimliği ve dili hızla kabul edilerek, Kürtler'in siyasal hakları verilmelidir. Bu durum Türkiye'de demokrasiye ufuklar açmakla kalmayıp PKK gibi terör örgütlerine olan halk desteğini de ortadan kaldıracaktır."
Adnan Kahveci'nin raporu 27 Ağustos 1992 tarihli MGK toplantısında tartışıldı. Özal, GAP televizyonundan Kürtçe yayın yapılmasını istedi.
*
Bir flashback daha yapalım;
Aralık 2012…
8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın oğlu Ahmet Özal, katıldığı bir televizyon programında babasının Başbakan Tayyip Erdoğan'ı özel kalem müdürü yapmak istediğini açıklıyordu. Babasının Başbakanlık döneminde, Tayyip Erdoğan'ın İstanbul İl Başkanlığı'nı yaptığını ifade eden Özal, teklif olayını şöyle anlatıyordu;
"Babam, Erdoğan'la birkaç toplantıda beraber olmuş ve dikkatini çekmiş. Babam hiçbir zaman parti ayrımı yapmadı. Onun için insan önemliydi. Tayyip Erdoğan da babamın dikkatini çekmiş bir insandı. Babam, Tayyip Bey'e Özel Kalem Müdürlüğü teklif ediyor. Tayyip Bey'in de söylediği şu 'Efendim ben şu anda Erbakan Bey'le birlikteyim. Onu yapamam' diyor."
*
Saray hem ekonomi yönetiminde hem de formatlanmış “çözüm süreci”nde çok sıkıştı, çok daraldı… Son günlerde, kapılar sıkıca kapatıldıktan sonra sarayın ve AKP genel merkezinin neredeyse tüm odalarında “kabine revizyonu” konuşuluyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Cumhurbaşkanı Yardımcılığı’na, MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın Dışişleri Bakanlığı’na, Şam Büyükelçisi Nuh Yılmaz’ın MİT Başkanlığı’na getirileceği konuşuluyor. Ali Babacan’ın ise partisinden kopartılıp ekonomi yönetiminin patronu olması için Cumhurbaşkanı Yardımcılığı görevine getirileceğine kesin gözüyle bakanlar ise epey bir çoğunlukta.
Vee Ahmet Özal…
Saray koridorlarında, kesin bir dille “Ahmet Özal, Cumhurbaşkanı yardımcısı olacak” diyenler var. Merhum babasının “Kürt açılımları” imajından istifade edilmesi” ve “Turgut Özal’a vefa borcu gereği” sarayda başka önemli bir görev verebileceğini de ileri sürenler azımsanamayacak sayıda.
Bu aralar, Başkent Ankara’nın derin koridorları tüm dertler bir tarafa bırakıldı, kabine revizyonuna odaklanıldı. Derin koridorlar da konuşulan çok önemli bir konu daha var, Şam ve Halep ile ilgili. Biraz daha çalışmam lazım. Bomba haberi, muhtemelen yarın, YENİÇAĞ’daki köşe yazımda okursunuz…