İstanbul'da güvenlik görevlisi olarak başladığı şirkette 22 yıl çalışıp direktörlüğe kadar yükselen işçinin, patronunun ağır hakaretleri ve telefonunu yere fırlatıp kırması üzerine açtığı davada Yargıtay son noktayı koydu.
Yargıtay’dan milyonlarca çalışana ‘müjde’ gibi karar: SGK uzmanı İsa Karakaş açıkladı
SGK Uzmanı İsa Karakaş, Yargıtay'ın milyonlarca çalışana ‘müjde’ gibi yeni kararını köşesinde açıkladı.
Kaynak: Diğer
SGK Uzmanı ve Türkiye Gazetesi yazarı İsa Karakaş'ın köşesine taşıdığı kararda Yargıtay, işçiye verilen 5.000 TL'lik manevi tazminatı komik bularak "Kırılan haysiyet sembolik rakamlarla tamir edilemez" hükmünü verdi. Kararla birlikte iş dünyasındaki "Yöneticisin, fazla mesai alamazsın" ezberi de yıkıldı.
Türkiye Gazetesi yazarı İsa Karakaş'ın bugünkü köşesine taşıdığı Yargıtay dosyası, iş yerinde uygulanan mobbing, sözlü şiddet ve fazla mesai hakları konusunda emsal olacak nitelikte gelişmelere sahne oldu.
SGK Uzmanı Karakaş'ın aktardığı dosya detaylarına göre dava, 1998 yılında güvenlik görevlisi olarak işe başlayan ve 22 yıl içinde idari işler müdürlüğü ile direktörlüğe kadar yükselen bir çalışanın etrafında şekillendi.
Günde üç farklı alışveriş merkezinin güvenlik, temizlik ve tadilat işlerini koordine eden, "Canı çıkanın hakkı kalmasın" temposuyla gece yarısına kadar mesai yapan işçi, emeğinin karşılığını almak bir yana patronunun ağır sözlü ve fiili şiddetine maruz kaldı.
30 Mayıs 2020 tarihinde işveren yetkilisi İ.G., diğer çalışanların şaşkın bakışları arasında işçinin cep telefonunu alarak yere fırlattı ve kırdı.
Olaydan bir ay sonra, 29 Haziran 2020'de ise yine herkesin içinde işçiye ağır küfürler ederek azarladı. Yaşanan onur kırıcı muamelenin ardından bardağı taşıran son damlayla iş sözleşmesini haklı nedenle fesheden direktör, haklarını aramak için yargıya başvurdu.
Mahkemede iddiaları reddeden davalı işveren, çalışanın asgari ücretin çok üzerinde maaş alan bir "üst düzey yönetici" (operasyon yöneticisi) olduğunu, kendi çalışma saatlerini kendisinin belirlediğini savunarak fazla mesai talebinin reddedilmesini istedi.
İşveren ayrıca 2011 yılında işçiye ev alması için verilen 40 bin TL'lik yardımın da alacaklardan düşülmesi gerektiğini savundu.
İlk Derece Mahkemesi, e-posta ve telefonlarla çalışanın giriş-çıkışlarının patronlar tarafından sürekli denetlendiğini tespit ederek haftalık 33 saatlik fazla mesai alacağına hükmetti.
Mahkeme, ağır hakaretler ve kırılan telefon nedeniyle zedelenen şeref ve haysiyet için işvereni 5 bin TL manevi tazminat ödemeye mahkum etti. İstinaf Mahkemesi de "ev parası" gibi mali hesaplamalarda ufak düzeltmeler yaparak kararı genel hatlarıyla onadı.
Kararın temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, kararı işçi lehine iki ana noktadan bozdu.
İşçinin 3 ayrı AVM'de sürekli gezdiğini, fazla mesaisinin operasyon yöneticisi olduğu kesin tarihe göre tanıklarla yeniden netleştirilmesi gerektiğini belirten Yargıtay, asıl vurucu kararı manevi tazminat konusunda verdi.
İsa Karakaş'ın vurguladığı Yargıtay kararında şu ifadelere yer verildi:
"İşveren yetkilisince gerçekleştirilen; toplum nezdinde kişinin şahsiyet ve saygınlığını zedeleyen ağır küfürler ve telefonun fırlatılarak kırılması eylemlerinin ağırlığı karşısında, hükmedilen 5.000 TL manevi tazminat son derece yetersizdir. Kılıç yarası geçer, dil yarası geçmez. Hele bu dil, herkesin içinde galiz küfürle konuşmuşsa, yara daha derin olur."
Yargıtay, manevi tazminat miktarının eylemin vahameti dikkate alınarak caydırıcı bir seviyeye yükseltilmesine hükmederek dosyayı İstinaf Mahkemesi’ne geri gönderdi.
Köşe yazısında kararın analizini yapan Karakaş, bu emsal dosyanın işçi ve işverenler için taşıdığı anlamları şu şekilde özetledi:
İş yerinde eşya fırlatmak ve toplum içinde galiz küfürler etmek ağır bir kişilik hakkı ihlalidir. Bu eylemlere hükmedilecek tazminat sembolik veya komik rakamlarla geçiştirilemez.
Çalışanın ünvanı müdür veya direktör olsa dahi, eğer çalışma saatleri e-posta veya farklı yollarla üst merci tarafından sıkı şekilde takip edilip denetleniyorsa, fazla mesai hakkı ortadan kalkmaz.
Hukuk, çalışanın sadece alın terini ve maddi alacaklarını değil, psikolojik bütünlüğünü ve toplum nezdindeki itibarını da güvence altına almaktadır. Kırılan eşya yenilenebilir ancak zedelenen onur sembolik rakamlarla onarılamaz.