“Terörsüz Türkiye” projesinin en önemli önermesi nedir? “Türk-Arap-Kürt İttifakı” değil mi? Bazıları bu önermenin, Türkiye’yi büyüteceğini söylüyor? Peki bu nasıl olacak? Pervin Buldan, bunun yolunu açıkladı:

"Kürtler Suriye'de 'statü' elde etti. Şimdi sıra Türkiye'de..."

***

Peki projenin asıl sahibi kim? Projenin asıl sahibi, “Osmanlı millet sistemine dönün” diyen ABD’dir...

Fakat aslında onlar, Türkiye merkezli bir Yeni Osmanlı devleti istemiyor. Ne istediklerini, 1896 yılında karara bağladılar.

ABD’de tarihi belgelerde gizlilik, 100 yıl sonra kaldırılır. İşte böyle bir belgeyi, emekli amiral İlker Güven bulmuş ve Türk kamuoyuna mal etmişti.

Amerikan 54. dönem Kongresi’nin 31 Ocak 1896 tarihli gizli kararında özetle, Osmanlı devleti, Hıristiyan eyaletler olarak kabul edilerek, ABD’nin atayacağı ABD vatandaşı bir temsilci vasıtası ile yönetilecekti. Bu temsilci hem İstanbul eyaletinin hem de ülkenin başkanı olacaktı. Ülkenin adı Türkiye Birleşik Devletleri olacaktı. Osmanlı İmparatorluğu'nun mevcut bölgeleri, sınırlarla ayrılacak, bu bölgeler, Hıristiyan eyaletleri kabul edilip, Hıristiyan gücünün Türkiye Birleşik Devletleri adında toplanması sağlanacaktı.

Türkiye Birleşik Devletlerinin sınırlarının içinde oluşacak Ermeni devletine bütün müttefikler askeri yardım yapacaktı.

***

Atatürk, cumhuriyetin ilanı ile birlikte işte bu projeyi rafa kaldırdı. ABD, Atatürk’ten sonra bu projeye zemin oluşturacak taleplerini bütün hükümetlere dayattı ama umduğunu bulamadı. Turgut Özal’ın “Federasyonu tartışalım, Türk dediğin nedir ki?” gibi çıkışları, bu dayatmaların eseriydi.

Eyaletlerin adlarını ise 2001 yılında “Veneto’dan Bartın’a bisiklet gezisi; Köklere Dönüş” projesi sırasında açıkladılar. Eyaletler, eski Roma planlamasına göre kurulacaktı: Trakya, Bitinya, Misiya, Lidya, Karya, Likya, Pamfilya, Firikya, Kilikya, Kapadokya, Galatya, Paflagonya, Pont, Ermeniya, Antakya, Mezopotamya.

Peki bunu nasıl sağlayacaklardı. Onu da açıkladılar ve şöyle dediler:

"Amacı ulusal devletlerin iç federasyonunu gerçekleştirmek olan, politik şekilli, Avrupa karakterli bir fenomen geliştiriliyor. Küreselleşme ve kimliği arama çalışmaları aynı paralelde seyreden iki muhakemeyi birleştiriyor. Orijinin bulunması, kişinin bölgeler ve devletlerüstü bir kimlik kazanması olarak yorumlanıyor ve temelinde kişinin birçok ülkenin yurttaşıymış gibi düşünülmesi fikrine ulaşılıyor."

Yani proje, Türkiye’de Türk kimliğini yok etme çalışmalarından biriydi.

Yani Türksüz Türkiye!

Tabii bu şekilde başarı elde edemezdiler. Bu sebeple, 2001 yılında daha AKP kurulmadan, Tayyip Erdoğan'a ABD’den gönderilen gizli belgede küreselleşmenin, "yerel yönetimlere otonomi vermek ve milli hükümetin fonksiyonlarını yerel düzeyde merkezi olmaktan çıkarmak" anlamına geldiği ve bu modeli uygulama sözü verilmesi halinde AKP’nin destekleneceği bildirildi.

İşte o tarihten sonra “90 yıllık reklam arası” gibi, “100 yıllık narkoz” gibi “AKP sayesinde Türk olmaktan kurtulduk” gibi sözde Osmanlıcı ve sözde İslamcı hezeyanlarla cumhuriyet, iktidar tarafından hedef alındı.

***

ABD, bu proje için, NATO’nun Gladio yapılanması sayesinde PKK terör örgütünü kurmuş ve yıllarca beslemişti... Terör örgütü birkaç defa bitme aşamasına getirildi, her defasına ABD tarafından kurtarıldı. Irak’tan sonra PKK’nın Suriye kolu, Suriye’de devlete ortak edildi, şimdi sıra İran ve Türkiye’de... İran, işte bu operasyona karşı direniyor. Türkiye’nin iktidarı AKP, destekçisi MHP, DEM Parti ve ana muhalefet CHP ise David Phillips’in hazırladığı ortaya çıkan açılım projelerini uygulamaya çalışıyor. “Türk, Arap, Kürt ittifakı” kavramıyla, bu projeye destek devşirmeye çalışıyorlar. “El yükseltiyorum; Kürtlere devlet vaat ediyorum” ne demektir?

***

Aslında, büyük proje, ABD Başkan Yardımcısı Wilkie'nin 1943 yılında yazdığı “Tek Dünya Devleti" kitabı ile daha da genişletilmişti. ABD, bu proje uğruna, Londra'dan Bişkek'e ve Varşova'dan Sofya'ya, Girit’e kadar üsler zinciri kurdu. Yunanistan, ABD garnizonu haline getirildi. Körfez ülkeleri zaten çoktan işgal edilmiş durumdaydı.

1 Mart tezkeresi geçseydi, ABD, Karadeniz'e çıkıp Samsun ve Trabzon limanları üzerinden hem Karadeniz'i hem Kafkasya’yı denetim altına alacak ve Güneydoğu Anadolu’da dokuz üs kuracaktı.

Büyük Orta Doğu Projesi ise MOSSAD tarafından hazırlanan, Yahudi tarihçi Bernard Lewis tarafından geliştirilen ve İsrail’in “vaat edilmiş toprakları ele geçirmek” hedefini öne alan bir projedir. Nüfusunun yarısı Türk olan İran’a saldırmaları, öncelikle bu proje içindir. Tabii asıl hedefleri, enerji kaynaklarını kontrol ederek Çin’e ve bütün devletlere karşı ABD’nin küresel egemenliğini ilan etmektir.