Dörtyol’dan Kazım Yalçın, “Tom Barrack, bu monarşi güzellemesini ve demokrasi kötülemesini, hangi ölçüyü esas alarak yaptı, ona da bakmak gerekir. ABD’nin İran saldırısı, bölgede monarşiyle yönetilen devletlerden destek aldı, buna karşılık demokrasiyle yönetilen devletlerden destek alamadı.” diyor.

***

Gerçekten de ABD, bölgede tek adamla yönetilen ülkeler ister.

Burada, CIA eski Türkiye şefi Paul Bernard Henze'nin 2006'da Beyaz Saray'a sunduğu Türkiye raporunu hatırlamak gerekir. Henze, raporunda özetle şöyle demişti:

“Türkiye'nin bu şekliyle, Amerikan politikalarının yanında olacağından emin olamayız.

Ülkeyi kuranlar, denetim mekanizmasını çok sıkı tutmuşlar. Hükümeti ikna ettiğimizde Meclis; Meclis'i ikna ettiğimizde, ordu; orduyu ikna ettiğimizde yargı karşımıza geçebiliyor.

Eğer Amerika'nın çıkarı Türkiye'de bir federal devlet kurulması ise mutlaka ve öncelikle yargı, ordu, Meclis ve hükümeti tek elde toplayan başkanlık rejimine geçilmelidir.

Bir kişiyi ikna etmek, birbirini denetleyen yapıyı ikna etmekten çok daha kolay olacaktır. Eğer o bir kişi Amerikan çıkarlarını yardım etmek konusunda tereddüt ederse, bir kişi üzerine kurulmuş yapıyı yıkmak Amerika için sorun olmaz.”

***

Gazeteci Sedef Kabaş ise konumuzla ilgili olarak şunları söylüyor:

“Trump, Epstein dosyalarının tam orta yerinde ama hala tecavüz ve pedofili suçlarından yargı karşısına çıkarılmıyor.

Yahudiler kendilerini üstün ırk görüyor ama kendilerine karşı olan herkesi ırkçılıkla suçluyor.

Müslüman ülke İran’a saldıran ABD ama Türkiye, Azerbaycan, Mısır, Ürdün, Bahreyn, Kuveyt, Lübnan, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan, Suriye ve BAE Riyad’da toplanıp Tahran’a ‘dur’ diyor.”

***

Hamburg'da Die Zeit gazetesinin 80. yıl etkinliğinde konuşan AB Komisyonu Başkanı von der Leyen, AB’nin genişlemesini desteklediğini vurgulayarak, “Avrupa kıtasını tamamlamayı başarmalıyız ki Rus, Türk veya Çin etkisine girmesin. Daha büyük ve jeopolitik düşünmeliyiz.” dedi.

İşte Türkiye’nin AB’ye alınmamasının asıl gerekçesi de budur. Günü değil, yüzyılı ve sonrasını düşünüyorlar Türklerin Avrupa’ya hâkim olmasından korkuyorlar!

***

Bir İsrail askerinin, Lübnan'ın güneyindeki Deyr Seryan adlı beldede, Hristiyan inancında kutsal kabul edilen çarmıha gerilmiş İsa heykelini parçalaması konusunda ise Kudüs Latin Patrikhanesi Genel Vekili Piskopos William Şomali, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Şahit olduğumuz şey, dinlere karşı bir saygısızlıktır, kesinlikle kabul edilemez ve hoş görülemez. Ancak benim için Lübnan'da masum sivillerin ve çocukların öldürülmesi çok daha ciddi bir olaydır. Haçın yıkılması Lübnan'daki tek trajedi değil bu savaşın sonucu olarak her gün masum kurbanlar ölüyor ve bu savaş sona ermeli.” dedi.

Her ne kadar Netanyahu olayı kınayarak suçlunun cezalandırılacağını söylese de Papa boşuna feryat etmiyor. Trump’ın İsa’ya benzetildiği görüntüler, Katolik dünyasını ayağa kaldırmış durumda...

Trump, İran’a pirince giderken evdeki bulgurdan yani yüzde 20 oranındaki Katolik seçmenden olacak.

Trump da Barrack da ABD yönetimine hâkim olan Hıristiyan Siyonizmini temsil ediyor. Akıllarınca Tanrıyı kıyamete zorluyorlar ama kendi kıyametlerini hazırlıyorlar...

***

Toparlarsak, yaşanan olaylardan, Türkiye’de 15 Temmuz kalkışmasının asıl sebebinin tek adam sistemine geçiş olduğu anlaşılıyor.

Öyle ki 2019’dai Osaka'daki G-20 zirvesinde Türk heyetiyle görüşen Trump, heyettekileri kendi ekibine ve çekim yapan gazetecilere göstererek "Bakın, şu insanlara bakın. Onlarla anlaşmak çok kolay... Hiçbir Hollywood setinde bu kadar güzel insanı bir arada bulamazsınız" demişti.

Henze’nin raporu, mühürsüz oyların geçerli sayıldığı gayrimeşru 2017 referandumu ile uygulamaya konulmuş ve Türkiye, tek adam sistemine geçmişti... Barrack, şimdi “Bu da yetmez, monarşiye geçin” diyor...