Yerel seçim çalışmaları kapsamında kiralanan helikopterin Kahramanmaraş'ın Göksun ilçesinde 25 Mart 2009'da düşmesi sonucu beraberindeki beş kişiyle hayatını kaybeden Muhsin Yazıcıoğlu'nun vefatının üzerinden 17 yıl geçti. Yazıcıoğlu Türk siyaseti tarihinde yer eden önemli isimlerden biri olarak hafızalardaki yerini koruyor.

KAZA MI, SUİKAST MI?

Aradan 17 yıl geçmesine rağmen Yazıcıoğlu'nun ölümü ile sonuçlanan kaza hakkındaki şüpheler ortadan kalkmadı. Aradan geçen yıllara rağmen Yazıcıoğlu'nun ölümğ Türkiye’nin en çok tartışılan olaylarından biri olma özelliğini sürdürüyor. Olayın ardından yürütülen soruşturmalar, açılan davalar ve ortaya atılan iddialar kamuoyunda “kaza mı, suikast mı?” sorusunu gündemde tutuyor.

Kazaya ilişkin ortaya çıkan bazı iddialar dikkat çekici detaylar içeriyor. İddialara göre, helikopterin pilotunun kanında karbonmonoksit bulunduğu yönündeki raporlar, olayın sıradan bir kaza olmayabileceği tartışmalarını beraberinde getirdi. Bazı görüşlere göre bu durum, pilotun henüz helikopter yere çarpmadan önce etkisiz hale getirilmiş olabileceği ihtimaliyle ilişkilendiriliyor.

Olay günü bölgede jet uçaklarının ses hızını aşarak uçtuğu ve bunun helikopter üzerinde türbülans oluşturmuş olabileceği iddiası da sıkça dile getirilen başlıklar arasında yer aldı. Bunun yanı sıra, kazanın ardından yürütülen arama kurtarma çalışmalarında ekiplerin uzun süre farklı noktalara yönlendirilmesi ve helikopterde bulunan uçuş verilerini kaydeden Arbus 5000 cihazının enkazdan sökülmüş olduğuna yönelik iddialar da tartışmaları derinleştirdi.

Destekçileri ve yakın çevresi, “derin yapıların planlarına karşı durduğu” gerekçesiyle Yazıcıoğlu’nun hedef alınmış olabileceğini öne sürerken, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması gerektiğini savunuyor. Resmi makamlar tarafından yürütülen soruşturmalar kapsamında çeşitli davalar açılmış, bazı kamu görevlileri hakkında yargı süreçleri işletilmiş olsa da kazanın kesin nedeni konusunda kamuoyunu tamamen tatmin eden bir sonuca henüz ulaşılamadı.

Yazıcıoğlu'nun ölümünde olağan şüphelinin FETÖ olduğunu gösteren deliller ise şunlar;

1- Helikopter düştükten birkaç saat sonra Kahramanmaraş Emniyet İstihbarat Şube Müdürü Dursun Özmen, “Yazıcıoğlu’nu taşıyan helikopter bulundu. Sağ ve ayağı kırık. Diğer kişiler yaralı olarak Göksun Hastanesi’ne getiriliyor” diye bilgi notu geçti. Kamuoyuna Yazıcıoğlu’nun sağ olduğu açıklandı. Arama ve kurtarma çalışmaları durdu.

Enkaz üç gün sonra belirtilen yerin 115 kilometre uzağında bulundu. Yazıcıoğlu’nun cesedi incelendi. Ayağı gerçekten kırıktı. İstihbarat Şube Müdürü’nün bu bilgiye nasıl ulaştığı anlaşılamadı.

2-Helikopterde bulunan gazeteci İsmail Güneş, yaralı olarak 112’yi aradı, dakikalarca konuştu. Üç gün sonra ölü olarak bulunduğunda çenesinin kırık olduğu görüldü. Telefonda dakikalarca konuşan gazetecinin çenesinin kırık olması cinayet şüphesini artırdı.

3- Otopsi raporunda Yazıcıoğlu’nun düşme anından sonra bir saat hayatta kaldığı belirtildi. Gazeteci İsmail Güneş’in 112 ile yaptığı telefon görüşmesinde sarf ettiği “Siyah giyimli adamlar, kim bunlar ya?” sözlerinin üzerinde durulmadı. Raporda Güneş’in kazanın şokuyla çevredeki ağaçları insan zannettiği bilgisine yer verildi.

4- Kaza sonrasında Yarbay Davut Uçum ve Astsubay Aydın Özsıcak’ın aralarında olduğu kaza kırım ekibi helikopterden bazı parçalar söktü. En önemli delil olan GPS cihazı söküldü ve yakıldı. Uçum ve Özsıcak, 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Erdoğan’a suikast için Marmaris’e giden FETÖ timinde beraberdi. İkisi de FETÖ’den tutuklandı.

5- Yazıcıoğlu’nun avukatı suikastta rol oynayan altı kişilik ekibin başı olarak Ege Deniz Bölge Komutanı Tuğamiral Süleyman Manka’yı gösterdi. Savcılığa suç duyurusunda bulundu. Manka, 15 Temmuz’da FETÖ’den tutuklandı.

6- Helikopterin düşmesinden beş gün sonra FETÖ elebaşı “Alperenler ve Liyakat” başlıklı bir konuşma yayınladı. ”Bir ilahi tokatla dışarı atıldı. Perşembe günü vefat edip, cuma günü cenazesine ulaşıldı” diyerek suikastı adeta üstlendi.

7- Yazıcıoğlu’nun ölmeden önceki 17 saniyelik görüntüsünü izlediğini, görüntülerde Yazıcıoğlu’nun çömelmiş ve dua eden vaziyette göründüğünü ve arkasından üç kişinin kendisine yaklaştığını anlatan gazeteci Ahmet Akpak, 2010 yılında şüpheli bir şekilde şeker komasından hayatını kaybetti.

8- Yazıcıoğlu ailesine görüntüleri vereceğini söyleyen gazetecinin oğlu Alper Akpak da bir hafta sonra İstanbul’da bir sokak kavgasında öldürüldü.

9- Helikopterin düştüğü ilk anda verdikleri yanlış bilgi ve istihbarat paylaşımlarıyla arama çalışmalarını sabote eden üç polis FETÖ’den tutuklandı.

AKP İLE İTTFAK YAPAR MIYDI?

Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayatını kaybetmesinin hemen akabindeki yıllarda Türkiye'nin yakın geçmişinin kırılma anı olarak ifade edebilecek gelişmeler yaşandı. FETÖ'nün isteğiyle yapılan 2010 referandumu, FETÖ'nün Balyoz kumpası, ilk çözüm süreci, 7 Haziran 2015 seçim sonuçları ve 15 Temmuz darbe girişimi gibi gelişmeler, Türk siyasal yaşamında da şekil değişimini beraberinde getirdi.

15 Temmuz sonrası süreçte iktidarın en sert muhalifi olan MHP AKP ile Cumhur İttifakı'nı kurdu. İktidar partisi 2007 genel seçimi öncesinde Yazıcıoğlu'na ittifak teklifi yapmıştı. Yazıcıoğlu AKP'nin teklifini "Ben sizin anlayışınızla beraber olmam" diyerek geri çevirmişti. O seçimde Sivas'tan bağımsız milletvekili seçilmişti. Yazıcıoğlu'nun vefatından sonra BBP, özellikle 2018'den itibaren Cumhur İttifakı içerisinde yer aldı.

YAZICIOĞLU'NUN SİYASAL YAŞAMI

Sivas'ın Şarkışla ilçesine bağlı Elmalı köyünde 31 Aralık 1954'te doğan, ilk ve orta öğrenimini aynı ilçede, üniversite eğitimini ise Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesinde tamamlayan Yazıcıoğlu, daha 14 yaşındayken Şarkışla'da Genç Ülkücüler Hareketi'ne katılarak siyasete ilk adımını attı.

Yazıcıoğlu, 18 yaşında Ankara'ya geldiğinde Ülkü Ocakları Genel Merkezi'nde görev yapmaya başladı, sonraki yıllarda Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı görevini yürüttü. Siyaset yoluna 1978'de Ülkücü Gençlik Derneğinin kurucu genel başkanı olarak devam eden Muhsin Yazıcıoğlu, 1980'de genel başkan müşaviri olarak MHP'de görev aldı.

Muhsin Yazıcıoğlu, 24 yaşındayken dönemin Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'e yazdığı mektubunda "Eller silah değil, kalem tutmalı." ifadesini kullandı.

12 Eylül'ün ardından "MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası'nda" yargılandığı sırada 5,5 yılı hücrede olmak üzere 7,5 yıl cezaevinde kalan Yazıcıoğlu, yargılama sonucunda herhangi bir ceza almadı. Yazıcıoğlu, 1987'de siyasete kaldığı yerden devam etti, Milliyetçi Çalışma Partisinin (MÇP) Genel Sekreter Yardımcılığı görevine getirildi.

1993 YILINDA BBP'Yİ KURDU

Muhsin Yazıcıoğlu, 1991'deki genel seçimlerde tercihli sistemle Sivas'tan milletvekili seçildi ve yaklaşık bir yıl sonra "Siyasi anlayışımız uyuşmuyor" diyerek bir grup arkadaşıyla MÇP'den ayrıldı.

1993'te kurucu genel başkanı olduğu Büyük Birlik Partisini (BBP) kuran Muhsin Yazıcıoğlu, 24 Aralık 1995 erken genel seçimlerinde ANAP ile yaptıkları ittifakla yeniden Meclis'e girdi. ANAP'tan 1996'da istifa ederek BBP'ye dönen Yazıcıoğlu, 22 Temmuz 2007'de yapılan seçimlerde Sivas'tan bağımsız milletvekili seçilerek TBMM'ye girdi ve seçimden önce bıraktığı Genel Başkanlık görevini yeniden devraldı.

İLK KEZ HELİKOPTER KİRALAMIŞTI

Muhsin Yazıcıoğlu, 2009'daki yerel seçimler için ilk kez helikopter kiralayarak partisinin Kahramanmaraş'taki mitingine katıldı.

"Hazineden yardım almadan siyaset yapan tek partiyiz. İlk defa helikopter kiralayarak miting yapıyoruz. Seçimlerde iddialıyız." diyen Yazıcıoğlu'nun da içinde bulunduğu helikopter, Kahramanmaraş'ın Çağlayancerit ilçesindeki mitingin ardından Yozgat'ın Yerköy ilçesine giderken 25 Mart 2009'da Göksun ilçesinde düştü.

Bölgede yapılan arama çalışmaları sonrasında Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişinin cansız bedeni, Keş Dağı Kurudere Kanlıçukur'da bulundu.

Yazıcıoğlu, 31 Mart 2009'da Kocatepe Camisi'nden son yolculuğuna uğurlandı. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki törende, Yazıcıoğlu'nun Türk bayrağına sarılı tabutunun üzeri, sevenleri tarafından çiçeklerle donatıldı. Sevenleri tarafından son yolculuğuna uğurlanan Yazıcıoğlu'nun naaşı, vasiyeti üzerine Taceddin Dergahı'na defnedildi.

Siyasetçi, şair, veteriner hekim Muhsin Yazıcıoğlu'nun ismi, memleketi Sivas başta olmak üzere Anadolu'nun birçok şehrinde cami, cadde, park, okul ve vakıflara verildi.

Yazıcıoğlu, hayatını kaybettiği Kahramanmaraş ve memleketi Sivas ile birçok ilde düzenlenen programlarda yol arkadaşlarıyla anılıyor. Bu kapsamda helikopterin düştüğü alana her yıl olduğu gibi bu sene de çok sayıda kişinin katılımıyla tırmanış gerçekleştirilecek.

ŞİİR TUTKUSUYLA DA BİLİNİYOR

Muhsin Yazıcıoğlu, siyasetçi kimliğinin yanı sıra şiire tutkusuyla da biliniyordu. Helikopter düştükten sonra Yazıcıoğlu'nun naaşının karların üzerinde bulunması, sevenlerine "Üşüyorum" şiirini hatırlattı ve sevenleri tarafından sembol haline getirildi.

Muhsin Yazıcıoğlu'nun şiirinde, "...Huzur dolu içimde / Ben sonsuzluğu düşünüyorum / Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum / Durun kapanmayın pencereleri / Güneşimi kapatmayın / Beton çok soğuk, üşüyorum..." dizeleri yer almaktaydı.

Cezaevinde bulunduğu dönemde yazdığı "Gül" isimli şiirindeki "Gül, gül ki gül yüzünde binlerce güller açsın / Gül bahçesi gül yüzünden sevgi topla demet demet / Sevgide güller açsın, güller sevgi dağıtsın / Sevgiyle bakıyor gül gibi görüyorsan sen bahtiyarsın..." dizeleri de Yazıcıoğlu'nun umuda ve sevgiye verdiği önemi gözler önüne seriyor.