1976 yılında ilkokulu bitirmesinin ardından bir saat ustasının yanında çıraklığa başlayan Şen 5 metrekarelik dükkanda 50 yıldır saat tamiri yapıyor. Saatçilik mesleğine başladığı yıllarda çıraklığın oldukça farklı şartlarda yürütüldüğünü anlatan Mehmet Şen, "O devirde çıraklık ustaların yanına verildiğinde ‘Eti senin, kemiği benim’ anlayışı vardı. Bizim zamanımızda sigorta da yoktu. Sadece emeğimizi vererek bir şekilde mesleği öğrenmeye çalışıyorduk" dedi.

"USTADAN ÖĞRENDİĞİMİZ SAATLERDEN KALMADI"

Saatçilik mesleğinin yıllar içerisinde büyük değişim geçirdiğini belirten Şen, geçmişte mekanik saatler üzerinde çalışırken bugün pilli saatlerin ağırlık kazandığını söyledi.

Şen, "Ustadan öğrendiğimiz saatlerden saat kalmadı. Şimdi artık tamamen pilli oldu. Burada da pilli saatlerde kendimi geliştirdim. Kendi kendime, ustadan herhangi bir bilgi almadan öğrendim" diye konuştu.

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte saatlerin de değiştiğini ifade eden Şen, mesleğin eski ustalık anlayışından uzaklaştığını dile getirdi.

Saatçilik mesleğinin ince işçilik gerektirdiğini vurgulayan Mehmet Şen, günümüzde gençlerin bu tür mesleklere ilgi göstermediğini belirtti. "Çırak yetiştirme şansımız yok bu şartlarda. Karşılayacak, öğrenecek, heves eden yok. Yetiştirmek de kolay değil. Çünkü çok ince bir sanat. Dilerim ki keşke yetiştirebilseydik. Yetiştiremedik. Bırakabileceğim kimse yok. Bırakamıyorum da yetiştiremediğimiz için" dedi.

Saatlerin artık kullan-at anlayışıyla üretildiğini ve dijitalleşmenin mesleği etkilediğini belirten Şen, geleneksel saatçiliğin geleceğine ilişkin kaygılarını dile getirdi.

"SANAT AÇTA BIRAKMAZ AÇIKTA BIRAKMAZ"

Gençlere meslek edinmeleri yönünde tavsiyelerde bulunan Şen, el emeğine dayalı sanatların önemine dikkat çekti. Gençlerin sanata yönelmesini istediğini belirten Şen, "Gençlerin birazcık sanata meyil etmesini tavsiye ediyorum. Sanat güzel bir şey. Açta bırakmaz, açıkta bırakmaz. Evini geçindirebileceği ekmeğe az buçuk kazandırır. Yani eli muhtaç olmayacak kadar" ifadelerini kullandı.