Araştırmacı Yazar Hakkı Öznur, Suriye’de yakalanan ve Esad rejiminin casusu olduğu belirtilen Mihrac Ural ile THKP-C Acilciler örgütünün geçmişine dair çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Öznur, Ural’ın 1976’dan bu yana Suriye gizli servisi El Muhaberat’ın kontrolünde hareket ettiğini belirterek, MHP lideri Alparslan Türkeş’e suikast girişimi, MHP Genel Merkezi’ne bomba konulması ve Ülkücü mensuplara yönelik kanlı saldırıların arkasında bu yapının yer aldığını ifade etti.

Açıklamada, terörist başı Abdullah Öcalan ve Mihrac Ural’ın Hafız Esad’ın kardeşi Cemil Esad’a bağlı çalıştığı, örgüt toplantılarının dahi Lazkiye’de yapıldığı vurgulandı. Öznur; Ural’ın Suriye iç savaşında binlerce sivilin katledilmesinde rejim ordusuyla birlikte rol aldığını ve terör örgütü PKK’nın yayın organları üzerinden yakalanan Ural’a sahip çıktığını kaydetti.
Hakkı Öznur’un açıklamasının tam metni:
30 Mart 1972’de Mahir Çayan ve 9 arkadaşının Kızıldere’de öldürülmesinin ardından THKP-C kökenli birçok grup ortaya çıkmıştır. THKP-C önderlerinin 30 Mart 1972’de Kızıldere’de öldürülmeleri ve tutuklanmalarıyla dağılan örgüte sempati duyan, özellikle ODTÜ öğrencisi olan küçük gruplar, 1974 affıyla tahliye olan THKP-C militanlarıyla örgütün sürekliliğini sağlama ve Mahir Çayan’ın tezleri doğrultusunda mücadele etme konularında anlaşmaya varamayınca bir araya gelerek yeni örgütler kurmaya çalışmışlardı.
Acilciler örgütü böyle bir süreçte ortaya çıkmıştır. 1974’te İlker Akman, Yüksel Eriş, Engin Erkiner, Necati Yöney tarafından kurulan yapının adı gerçekte Acilciler değildi ama “Türkiye Devriminin Acil Sorunları” (TDAS) adlı broşürün adı kısaltılarak onlara takıldı.
1975 yılının mayıs ayında “Türkiye Devriminin Acil Sorunları” adlı broşürün basım hazırlıklarına başlanılmış, ağustos 1975 tarihinde 300 adet teksir edilerek cepheci kadrolara dağıtılmıştı.
1975-1980 döneminde sol harekette yüzlerce broşür yazıldı. Acilciler’in adlarını da aldıkları Türkiye Devriminin Acil Sorunları (TDAS) broşürü teksirle basılmış ve dağıtılmıştır. Ayrıca bu örgüte, yine söz konusu broşürün 184 sayfa olması gerekçesiyle “184’lükler” de deniyordu.
TDAS broşürü Acilcilerin İstanbul sorumlusu olan Engin Erkiner tarafından yazılmıştır. Acilcilerin 3 kurucusundan biri olan Engin Erkiner neden Acil diye bilindiklerini şu sözlerle anlatıyor:
“Bir hareketin adını bu broşürden alması, o harekette savaşanların sayesinde olmuştur. Acilciler dışında hiçbir isim tutmadı. Ne Devrim Savaşçıları tuttu, ne de Halkın Devrimci Öncüleri… Herkes bu örgütleri Acilciler olarak bilirdi. Bu ismi biz seçmedik. Bize takılan bir isimdi. Başka isimler konusunda biraz ısrar ettik, ama sonuçta bu ismi kabullenmekten başka çaremiz kalmadı.”
THKP-C HDÖ/ ACİLCİLERİN 3 ÖNDE GELEN İSMİ 1976 YILINDA BEYLERDERESİNDE ÖLDÜRÜLDÜLER
1975 yılında kurulan THKP-C HDÖ/ Acilcilerin silahlı eylemlere başlama kararından sonra ODTÜ öğrencileri İlker Akman, Hasan Basri Temizalp ve Yusuf Ziya Güneş (THKP-C / Halkın Devrimci Öncüleri grubunun kurucuları), 20-21 Ocak 1976'da Sivas'a giderek bazı binalara yönelik bombalama eylemleri gerçekleştirdiler.

Sivas'tan Malatya'ya geçen HDÖ / Acilciler mensubu akşam saatlerinde kimlik kontrolü yapmak isteyen polislerle karşılaştı. Çıkan silahlı çatışmada bir polis ile bir bekçi şehit düştü Güvenlik güçlerinden kaçarak Malatya dışındaki Beylerderesi bölgesine (Yeşilyurt - Çırmıktı civarındaki bir bağ evine / kayısı kurutma evine) saklandılar. 26 Ocak 1976 günü güvenlik güçlerinin ve askeri birliklerin kuşatması altında yaklaşık üç saat süren çatışma yaşandı. Hasan Basri Temizalp ve Yusuf Ziya Güneş çatışma esnasında hayatını kaybederken, İlker Akman ise ağır yaralı olarak ele geçirildikten sonra öldü.
Bu kanlı örgüt önce Sivas’ta MHP’nin bombalanması, Maraş’ta askeri bir karakolun basılması eylemlerini planlamıştı. Ancak emellerine ulaşamadılar.
İlker Akman'dan sonra grubun liderliğini üstlenen Yüksel Eriş 21 Ocak 1977 günü ayında yapılması planlanan yaygın bombalama eylemlerinin Trabzon bölümünü gerçekleştirmek için gittiği bu kentte hazırladığı bombanın elinde patlaması sonucu hayatını kaybedecekti.
Yüksel Eriş Acilcilerin hocasıdır. Yüksel Eriş, İlker Akman ve Engin Erkiner ile birlikte bu örgütü kuran üç kişiden bir tanesidir. Müzik öğretmenidir Örgütün ilk kadrosunda yer alan Eriş, ilerleyen dönemde Mihraç Ural'ın Acilciler yapısına katılmasına aracı olan isimlerdendir.
ACİLCİLER, BAŞBUĞUMUZ TÜRKEŞ’E 1977 YILINDA BOMBALI SUİKAST GİRİŞİMİNDE BULUNMAK İSTEDİ AMA BOMBALAR ELLERİNDE PATLADI
1977 yılında THKP-C/HDÖ’nün Öncü Savaşı’na başlamasıyla birlikte 30 Mart Harekâtı adını verdikleri ilk bombalı ve silahlı eylemler için 24 Mart 1977 gününü belirlemişlerdi. MHP lideri, Başbakan Yardımcısı olan Alparslan Türkeş’i ve 3 bakanlığı hedef almışlardı. Türkeş’in Başbakanlığa geliş gidiş saatlerini bile takip etmişlerdi. Ancak iyi korunduğu ve eylemin başarısız olma ihtimalinin yüksek olduğunu görünce bu eylemden vazgeçip MHP Genel Merkezinin önüne saat ayarlı bomba koymayı planlamışlardır. Ama bu hain plan gerçekleşemeyecekti.
THKP-C HDÖ/Acilcilerin Genel Komite üyesi, İç Anadolu bölge sorumlusu Ömür Karamollaoğlu (kod adı Ayşe) ve militanlardan Arzu Zeynep Sayman, 24 Mart 1977 yılında Ankara’daki hücre evinde, bazı bakanlıklara ve MHP’ye yönelik eylem hazırlıkları öncesi hazırlanan saatli bombanın zamanından önce patlaması neticesinde Ömür Karamollaoğlu ölmüş, Arzu Zeynep Sayman yakalanarak yaralı olarak hastaneye kaldırılmıştı.
SAATLİ BOMBA EYLEMLERİ İLK OLARAK ACİLCİLER TARAFINDAN YAPILMIŞTIR
THKP-C Acilciler, kamuoyunda 1977 yılında 13 yerde yaptıkları saatli bomba eylemleriyle, banka soygunlarıyla gündeme gelmiştir. Sol örgütler içinde 1976-1980 arasında örgüt eylemlerinde Acilciler kadar patlayıcı madde kullanan yoktur. Saatli bomba kullanmak Acilcilere özgü bir eylemdi.
1977 yılı Acilcilerin eylem yılıydı. 4. Levent Sabancı Holding’in bombalanması, araba kaçırma eylemleri, Selimiye Akbank şubesi, Merter İş Bankası, Harbiye Akbank şubesinin soygununun gerçekleştirilmesi, Intercontinental Oteli’nin kurşunlanması eyleminin gerçekleştirilmesi ve gasplar THKP-C Acilcilerin eylemleriydi. Bu olay üzerine 1977 ağustos ayında Türkiye’de ilk kez uygulanan bir yöntemle Acilciler örgütüne yönelik yoğun bir polis operasyonu yapıldı. İstanbul bölgesi militan ve yöneticileri başta olmak üzere birçok Acil taraftarı bu operasyonla yakalanarak tutuklanmıştı.
EL MUHABARAT KIZIL NUSAYRİ MİHRAC URAL’I ACİLCİLER ÖRGÜTÜNÜN İÇİNE SOKUYOR
Bu süreçte El Muhaberat, Nusayri Mihrac Ural vasıtasıyla erken yıllardan (1976 ortası) beri THKP-C/Acilciler’in içinde olmuştur. 1976 yılında THKP-C Acilciler örgütüne katılan Mihrac Ural, Hatay doğumlu bir Arap Nusayri’dir. 1980 öncesi HDÖ/Acilciler mensupları arasında çok sayıda Hatay kökenli Arap Alevisi (Nusayri) militan bulunmaktaydı.
“Sırtlan” kod adlı Nusayri Mihrac Ural, Acilciler saflarına 1976’da katıldı. Bu örgütün mensubu Ural, 10 Mart 1978’de Ankara’da banka soygunu nedeniyle bir operasyonda yakalandı. Bu yakalanmaya giden süreç Acilciler örgütünün 1978 başında Samsun’da yapılan bir kuyumcu eylemi sonrası olmuştur. Örgüt üyeleri banka soygunundan sonra Bursa’ya gitmişlerdir. Örgüt şefi Mihrac Ural da Bursa’ya gitmiş, örgüt mensupları ile bir araya gelmiştir. Güvenlik güçlerinin yapmış olduğu takipler sonucu Mihrac Ural yakalanmıştır.
Polise ötmesi sonucu Acilcilere yönelik Ankara, Samsun, Bursa, İstanbul ve Hatay’da operasyonlar yapılmış, örgütün lider kadrosu çökertilmiştir. Bu yapılan operasyonlar sonrası örgüt mensupları birbirine girmiş, ağırlıklı olarak Mihrac Ural polise konuşmakla, örgüt evlerini deşifre etmekle, örgüt üyelerinin isimlerini ve bulundukları yerleri göstermekle ve örgütü satmakla suçlanmıştır.
Kızıl Şebbiha Mihrac Ural, 1 yıl içinde Acilcilerin ana omurgası olan Halkın Devrimci Öncüleri’nin en önemli isimlerinden biri haline gelecekti.
HDÖ’nün yayın organı CEPHE 26 Ocak 1978 - 7 Ağustos 1978 arası basılıp yayınlandı. Cephe toplam 5 sayı çıktı. Örgütün amblemi “kızıl yıldız üzerinde omuz omuza vermiş iki kalaşnikof”tu. Mihrac Ural “Örgüt amblemini ben çizdim” diyor. Buna yalan diyen onlarca Acil mensubu da var.
THKP-C Acilciler 1980 öncesi Hatay, Kayseri, Adana, Mersin, Ankara ve İstanbul’da MHP ve Ülkücü Kuruluşların binalarına silahlı, saatli bombalı saldırı düzenletmiştir.
Mihrac Ural, 10 Mart 1978’de Acilciler adına yapılan bir banka soygunu nedeniyle düzenlenen operasyonda Ankara’da yakalandı. 1978-1980 arası Selimiye Cezaevi, Niğde Cezaevi ve Adana Cezaevi’nde yattı.
1979 sonlarında, 1977-1978 operasyonları sonrasında örgüt içinde ajan-provokatör tartışmaları başlar, ardından kopuşlar, ayrı bir yapılanma çıkar. Acilciler’in ana kanadı “Halkın Devrimci Öncüleri”ni oluşturdu. Ayrılanlar THKP-C HDÖ ismini kullandılar. THKP-C/Acilciler –1979’a kadar isimleri HDÖ idi– 1974-1980 döneminde silahlı propagandayı temel alan silahlı mücadele yürütmüşlerdir.
İstanbul kanadı ağırlıklı olarak HDÖ saflarında yer aldı. Sağmalcılar ve Selimiye cezaevlerinde yatan birçok Acil militanı da HDÖ saflarına geçti. Acilciler olarak yoluna devam eden kadro genel olarak Hatay, Adana, Ankara ağırlıklıydı.
31 Temmuz 1980 yılında 30 sol örgüt mensubuyla Adana Cezaevi’nden firar eden Mihraç Ural, yanında iki örgüt militanı ile 24 saat sonra Suriye’ye geçmiş ve 4 ay sonra da babasının Esad rejimi ile ilişkileri sayesinde Suriye vatandaşı yapılmıştır.
MİHRAC URAL ESAD REJİMİ TARAFINDAN HEMEN SURİYE VATANDAŞI YAPILMIŞTIR
Mihraç Ural, 1956’da Hatay’da Nusayri-Arap milliyetçiliğinin egemen olduğu bir ailede doğdu. Baba Zeki el Kasım (Ural) Suriye Baas’ının ideologlarından Vehib el Gamin ve Muhammed el Zerka’nın en yakın arkadaşlarından biriydi. Aslen Nusayri olan Zeki Kasım sosyalist ve aynı zamanda Arap Milliyetçisi bir kafa yapısına sahipti
Mihrac Ural’ın babası da bir Şebbiha ve Esad ailesinin adamıdır. Mihrac Ural’ın Adana Cezaevi’nden kaçması ve Suriye’ye geçmesi babasının Esad rejimi ile olan derin ilişkileri sayesinde olmuştur. Mihrac Ural’ın babası Zeki Kasım Ural, 1930’larda “Hatay Kurtuluş Örgütü”nü kuran, Hatay’ı Suriye’ye bağlamak isteyen Arap Nusayrilerin izinden giden bir bölücüdür.
Eski Acilci örgüt mensupları da, “Mihrac Ural babası Zeki Ural vasıtasıyla Muhaberat ile ilişkiye geçmiştir” diyorlar. Suriye’de Cemil Esad ile ilişkiye geçmekte yaşanılan sürat, bu ilişkinin Türkiye’den başladığını göstermektedir. Mihrac Ural’ın babası tek parti döneminde “Hatay Kurtuluş Ordusu” adlı bölücü örgütün kurucularındandır.
Hatay ve İskenderun’un Suriye’ye ait olduğu ve Türkiye’nin işgali altında olduğu tezini savunan Zeki Kasım Ural, bu çerçevede faaliyet yürüten Suriye merkezli Uruba hareketi çerçevesinde bu amaç uğruna Türkiye’de çaba sarf eden isimler arasında oldu.
Zeki Kasım Ural da defalarca Suriye’ye gitmiş ve özellikle Esad diktatörlüğüne destek vermiştir. Esad rejimine karşı Mart 2011 yılında başlayan ayaklanma üzerine oğlu Mihrac Ural’a “Suriye anavatanımızdır. Beşar Esad’ı yalnız bırakma. BAAS rejiminin yanında yoldaşlarınla savaş” demiştir.
Suriye’de Esad ailesinin memleketi Kırdeha kasabasından ve aynı zamanda Cemil Esad’ın sekreteri olan Malek Fadel ile evlenen Mihraç Ural, Baas yönetimi tarafından Lazkiye’de tahsis edilen kampa 100 ’den fazla THKP-C militanını kaçak yollardan Suriye’ye getirdi.
ACİLCİLER ÖRGÜTÜNÜ SACİLCİLER YAPTI: MUHABARETİN ACİLCİLERİ
Terörist başı Öcalan’ı Suriye diktatörü Firavun Hafız Esad ile ilk tanıştıran Celal Talabani’dir. Daha sonra Mihrac Ural vasıtasıyla birçok kez Hafız Esad ve Esad ailesi ile görüşmüştür. Cemil Esad ile Öcalan arasında kurulan ilişkide Mihrac Ural’ın eli vardır.
Cemil Esad ilk görüşmede Öcalan’a “Türkiye aleyhine yapacağın her faaliyette yanındayım. Ama yaptığınız her toplantı, kongre ve eylemden önce benim sonra Muhaberat’ın haberi olacaktır. Burası Suriye, her şeyden haberdar olmak zorundayız” diyerek PKK liderine ilk mesajını vermiştir.
Cemil Esad’ın evi tüm Ortadoğu’daki kirli ve karanlık örgütlerin liderlerinin toplanma yeriydi. KYB lideri Celal Talabani başta olmak üzere bazı Marksist Filistinli örgütlerin ( George Habaş) liderleriyle birlikte Öcalan, Mihrac Ural, Teslim Töre vb. sol örgütlerin liderleri de Cemil Esad’ın evinden çıkmaz ve önemli kararları burada alırlardı.
Suriye hükümeti PKK’nın yan kuruluşlarından biri olan ERNK’ye açıkça lojistik ve diplomatik destek sağlamıştır. ERNK’ye Suriye’de askeri faaliyetler için iki adet ayrı üs verilmiştir. Yine Cemil Esad devlet başkanı Hafız Esad’ın talimatıyla 1988 yılında Almanya’da yargılanan 20 PKK yöneticisinin duruşmasına katılmış ve PKK’ya açıkça destek vermiştir. Esad kardeşlerden Rıfat Esad da PKK ile bizzat ilgilenenlerdendir.
Zaten Öcalan da her şeyi 19 yıl kaldığı Suriye’de, Suriye devletinin kontrolünde yapmıştır. Öcalan Suriye’deki ilk yıllarında zaman zaman Mihrac Ural’ın evinde kalmıştır. Ural ailesini yakından tanımaktadır.
Öcalan, Mihrac Ural’a Bekaa Vadisi’ne yerleştiğinde mektuplar göndermiş ve desteklerini iletmiştir. Zaman zaman Acilcilerin toplantılarına PKK lideri Öcalan, “Cuma” kod adlı Cemil Bayık’ı göndermiştir. PKK ile Mihrac Ural’ın etrafında toplanan Acilciler çok sıkı işbirliği yapmışlar, düzenlenen birçok toplantıda birlikte hareket etmişler, birbirlerine destek vermişlerdir.
Şimdi esamesi okunmayan, THKP-C Acilciler adlı terör örgütünün 25 Kasım - 1 Aralık 1986 arasında Lazkiye’de yapılan kongresine PKK lideri terörist başı Abdullah Öcalan da katılmıştır. Öcalan bu kongrede birçok sol örgütçe “Suriye casusu” denilen Mihrac Ural’a övgüler dizmiştir.
Mihrac Ural’da bir söyleşide “Suriye’de değerli dostum Başkan Öcalan’la tanıştım ve 18 yıl hep omuz omza oldum. İki örgütün bir araya gelerek Türkiye içinde eylemler yapmasını konuştuk ikimizde Türk Devletine düşmandık. Öcalan Başkan benim evimde günlerce kaldı “ demiştir.
Teslim Töre, Mihrac Ural ve Abdullah Öcalan sol örgütlerin Suriye ve Lübnan’da düzenlediği toplantılarda yer almışlar ve Cemil Esad ile ilişkilerini devam ettirmişlerdir.
Acilcilerin kurucularından, 1974-1982 yılları arasında Acilcilerin İstanbul sorumluluğunu yapan, MK üyeliği yapan, daha sonra Mihrac Ural ile anlaşmazlığa düşüp Teslim Töre’nin liderliğini yaptığı TKEP’e geçen Engin Erkiner, Öcalan’ın Mihrac Ural ile ilgili şunları söylediğini yazmıştır:
“Karşımızdaki muhaberatçı tip yıllardan beri devrimci değil, Arap milliyetçisiydi. Bir süre Suriye’de bulunup da bu tipin ne olduğunu görmeyen yoktu denilebilir. Abdullah Öcalan 16 yıl önce bunu, ‘O devrimci falan değildir, celepçidir, o… çocuğudur’ diyerek kısa ve öz anlatmıştı denilebilir.”
THKP-C HDÖ/Acilcileri kuran kadroların ve örgüt militanlarının çoğu tarafından, eski yol arkadaşları, Acilciler örgütünü kuran kadrolarca, “Suriye casusu, El Muhaberat elemanı, 1976 yılında Muhaberat tarafından içimize sokulan ajan, kod adı Sırtlan, devrimci katili, soysuz, hırsız, eroin esrar ticareti yapan ahlaksız, Acilcileri Muhaberat’a satan alçak, Acilciler örgütünü SACİLCİLER (Suriye Acilcileri) yapan, Muhaberat’ın ülke içerisindeki 5. kolu yapmakla görevlendirilen bu zat” denilen Mihrac Ural, 30 yıl Suriye’yi “demir pençe” ile yöneten diktatör Hafız Esad’ın kardeşi, Suriye gizli servisini yöneten adam denilen Cemil Esad’ın en has adamıydı.
MİHRAC URAL SURİYE HESABINA ÇALIŞMAYI REDDEDEN DEVRİMCİLERİ MUHABERAT İLE BİRLİKTE ORTADAN KALDIRDI
Mihrac Ural kendisine karşı çıkan, boyun eğmeyen, Suriye istihbaratına çalışmayı reddeden bazı Acilciler mensuplarını “Arap düşmanı” olmakla, “Nusayri ve Esad düşmanı” olmakla, Suriye devletine “ihanet” etmekle suçlamış ve bazılarını infaz ettirmiş, bazılarını Esad’ın zindanlarına koydurmuştur.
12 Eylül 1980 öncesi Acilciler örgütünü kuran kadroların tamamına yakını Ortadoğu’da, özellikle Suriye’de yakından tanıdıkları Mihrac Ural’ın kirli ve karanlık ilişkilerini görünce, onun Suriye devleti adına çalıştığına şahit olunca, örgütlerini Muhaberat’ın taşeronu haline sokmasını tespit edince Mihrac Ural ile yollarını ayırmışlardır.
1982 yılında örgüte kaynamalar var. Engin Erkiner, Müntecep Kesici ve birçok Acil militanı Mihrac Ural’a başkaldırmıştır. Engin Erkiner ve arkadaşları örgütten ayrılmışlardır. Avrupa örgütlenmesinde büyük ayrılık olmuş, Suriye’de de büyük ayrılık yaşanmış, Müntecep Kesici ve çok sayıda isim öldürülmüştü. Günay Karaca vb. birçok isim de infaz edilmek istenmiş, bazıları kılpayı kurtulmuşlardı.
Acilcilerin beyin adamlarından Engin Erkiner, Suriye’de Mihrac Ural ve ekibi ile Esad rejimi ile ilişkiler yüzünden görüş ayrılığına düşünce, kurucularından biri olduğu örgütten bazı arkadaşları ile 1982 sonunda ayrılmıştır.
1980-1988 yılları arasında çok sayıda Acil mensubu Mihrac Ural tarafından infaz ettirilmiştir. Mihrac Ural’ın Acilcilerden ayrılan, HDÖ’yü kuran bazı THKP-C/HDÖ militanlarının öldürülmesinden emir ve talimatı veren bir kişidir. Mihrac Ural’a karşı çıkan 10 Acil militanı da infaz edilmiştir. Muhaliflere göre akıbetlerinden haber alınamayan bilinmeyen 25 Acil mensubu var. Bunların Muhaberat’ın hakim olduğu alanlarda ve özellikle Lazkiye ve kırsal bölgelerde infaz edilip cesetlerinin kazılan çukurlara gömüldüğü Acilciler örgütünden ayrılan eski Acil mensupları tarafından 38 yıldır söylenmektedir.
“Acilciler Muhaberat’ın Hatay uzantısı değil” diyen bazı örgüt mensupları infaz edilmiş, bazıları Avrupa’ya kaçmak zorunda kalmıştır.
Mihrac Ural Ağustos 1980’de Suriye’ye gittiğinden beri Muhaberat ile çalışmıştı THKP-C (Acilciler)’i tümüyle Esad rejiminin gizli servisi Muhaberat’a teslim etmişti. Bu ülkede örgüt militanlarına yönelik cinayetleri Muhaberat desteğiyle yapmıştı.
ACİLCİLERİN TEORİSYENİ ENGİN ERKİNER VE BİR GRUP ACİL MİLİTANI 1988 YILINDA TKEP ‘E GEÇMİŞTİR
50 civarında Mihrac Ural karşıtı ACİLCİLER, Örgütünün 1987 yılında yapılan 1. Kongrede Mihrac Ural yönetimine başkaldırmışlardı. Onun liderlik anlayışını sorgulamışlar ve itirazlarını kongrede dile getirmişlerdi. 1. Kongrede sert tartışmalar yaşanmış ancak kesin bir kopuş gerçekleşmemişti.
1988 yılında ortak bir açıklamayla, bir broşür aracılığıyla ayrıldıklarını açıklayıp TKEP’e katıldılar. Bu açıklamasından kısa bir süre sonra İbrahim Yalçın, örgüte kendi el yazısıyla yaptığı açıklamalar gerekçe gösterilerek Mihrac Ural tarafından ajan ilan edildi.
Mihrac Ural’ın Muhaberat’taki lakabı Sırtlan’dı. Yani bir çeşit “leş kargası”. Suriye’de Mihrac Ural’ı koruyup kollayan da sadece Cemil Esad değil, başkaları da var. Bunlar en az Cemil Esad kadar etkili kişilerdi.
Mihrac Ural için yandaşları ve PKK dışında bütün çevrelerde 1976 yılından beri El-Muhaberat elemanı ve devrimci katili denmektedir. Acilcilerin 12 Eylül darbesinden hemen sonra kendilerinden ayrılan bazı HDÖ mensuplarını Mihrac Ural’ın emriyle infaz ettikleri, ayrılanların yayınlamış oldukları bildiri, dergi ve kitaplarda detaylarıyla anlatılmaktadır.
Hafız Esad rejimi de diğer sol örgütlere olduğu gibi Acilcilere de çok büyük kolaylık sağlamıştır. Bunda Acilciler içinde Mihrac Ural gibi mezhepçilik yapan Arap Nusayrilerin olması etkili olmuştur. Mihraç, Esad ailesi ve Suriye istihbaratı adına birçok muhalifi ortadan kaldırmıştır, İslamcı grupları takip etmiştir.
1987 yılında bile THKP-C (Acilciler) örgütü Muhaberat’ın denetimindeydi. Muhaberat’tan ve Cemil Esad’dan habersiz hiçbir şey yapılamazdı. Bir yıl sonra, 1988 yılında yaşanılan yeni bir büyük ayrılık sonrasında bu örgüt tarihe karışacaktı. Tarihe karışmadan önce Muhaberat’ın uzantısı bir örgüt durumuna gelmişti.
Mihrac Ural ve diğer Acilciler ise THKP-C Acilciler adıyla örgütsel faaliyetlerini 1988 yılına kadar devam ettirdiler. Acilciler’in tarihi 1980’li yılların sonlarında noktalandı.
ACİLCİLER “HATAY KURTULUŞ ÖRGÜTÜ”NE DÖNÜŞTÜ
12 Eylül 1980 sonrası birtakım Avrupa ülkeleri ile Suriye arasında mekik dokuyan ve Esad ailesiyle yakın ilişkileri bulunan Ural, Cemil Esad’ın emriyle “Hatay Kurtuluş Örgütü”nü kurdu. 1980’lerin ortalarında “Türkiye Arap Halkı Konferansı Hazırlık Toplantısı” gibi kimsenin duymadığı bir isim, Hatay Kurtuluş Örgütü’nün ismidir. Suriye gizli servisi bu örgütü finanse etmiştir. Örgütün amacı Hatay’ı Suriye’ye bağlamaktı. Zaten Suriye resmi ideolojisi de Hatay’ı Suriye toprağı olarak görüyor, hazırladıkları bazı haritalarda bunu açıkça gösteriyorlardı.
ACİLCİLER örgütünü 1976-1988 arasında paravan olarak kullanan ve bütün hayali tekrar “Hatay Kurtuluş Örgütü”nü kurmak olan Mihrac Ural, bu örgütü kurmak için Türkiye düşmanı Cemil Esad’dan tam destek almıştır. Mihrac Ural’ın “Hatay Kurtuluş Örgütü” pos çıkınca Anadolu Komünist Partisini kurmaya kalktı. Örgüt yayınlarında ilerde AKP kurulacak diyordu.
Acilcilerin örgütsel varlığının bitmesi üzerine Mihrac Ural “Mukaveme Suriye” adlı karanlık bir silahlı örgüt kurmuştur. Arap Baharı ve Suriye’deki halk hareketlerinin başlamasının ardından 2012 yılı başlarında mezhepsel taban üzerinde faaliyet gösteren “İskenderun Sancağının Kurtuluşu İçin Halk Cephesi - Suriye Direnişi” örgütünü harekete geçirdi.
Esad rejimi de diğer sol örgütlere olduğu gibi Acilcilere de çok büyük kolaylık sağlamıştır. Bunda Acilciler içinde Mihrac Ural gibi mezhepçilik yapan Arap Nusayrilerin olması etkili olmuştur. Mihraç, Esad ailesi ve Suriye istihbaratı adına birçok muhalifi ortadan kaldırmıştır, İslamcı grupları takip etti.
CEMİL ESAD TARAFINDAN DESTEKLENDİ . ÖRGÜT İÇİNDE NUSAYRİCİLİK YAPTI
2011’de 99 yaşında ölen Zeki Ural, oğlu Mihrac Ural’a mezhepçiliği aşılayan, İslam düşmanı, Türklük düşmanı ve Firavun Esad ailesinin işbirlikçisi olan bir bölücüydü.
Mihrac Ural tam bir mezhepçidir. Bunu içinde yer aldığı örgütün mensupları ve sol örgütlerin birçok önde gelen ismi de itiraf etmiştir. Tüm sol örgütler Acilcileri “Suriye hesabına çalışan bir örgüt” olarak görmüşlerdir. Acilciler içinde Nusayrici/mezhepçilik yapan bir ekip vardı, bunun başını Mihrac Ural çekiyordu. Örgüt içinde Arap Nusayrisi olanlar ayrıcalık görüyordu.
Örgütün önde gelen isimlerinden Müntecep Kesici’nin Cemil Esad ve Muhaberat ile ilişki geliştirilmesine şiddetle karşı çıkmıştı. 1981 yılında Acilciler içinde Mihrac Ural’ın Muhaberat ile geliştirdiği ilişkilere itirazlar başlamıştı. Müntecep Kesici’yi ikna etmesi için bazı örgüt mensupları görevlendirilmişti. Mihrac Ural’a bağlı bazı örgüt mensupları “Biz Cemil Esad’ı kullanıyoruz, yoldaş düzenimizi bozma” demişlerdir.
Acilciler örgütü mensupları örgütün düzenlediği bazı toplantılarda “Biz buraya BAAS rejimini savunmaya, Nusayricilik yapmaya gelmedik” diyerek örgütün Cemil Esad’ın ve Muhaberat’ın kollarına atılmasına karşı çıkmışlardır.
Acilciler, “Muhaberat’ın Hatay uzantısı değildir, olmayacaktır” demişlerdir.
Mihrac Ural kendisini mezhepçilik yapmakla eleştirenlere “Mezhepçiliği taktiksel olarak yapmaktayım, BAAS rejimi ile iyi geçinmek için” diyerek kendini aklamaya çalışmıştır. THKP-C Acilcilerin önemli isimlerinden ve Mihrac Ural’a çıkınca hain ilan edilen, hakkında infaz kararı verilen Acilcilerin Türkiye sorumlusu ve MK üyesi İbrahim Yalçın hiç sevmediği Cemil Esad ile ilgili şunları söylüyor:
“Cemil Esad’ Örgütümüzün hami(!)si idi. Mihrac Ural’ın dilinden düşürmediği ‘üstad’ diye andığı Suriye eski devlet başkanı Hafız Esad’ın küçük kardeşiydi.
Örgütümüz için çok şey yaptı(!) Ortadoğu’ya geçen militanlarımıza ‘sizler bizim misafirlerimizsiniz, Suriye’yi eviniz gibi bilin ve rahat olun’(!) derdi. Mekanı ‘cennet’ olmasın. Örgütümüzün tasfiyesinin baş aktörlerindendir.”
Cemil Esad, Mihrac Ural’ı kendi örgütünün Türkiye seksiyonu sekreteri olarak bilir, ona göre davranırdı Cemil Esad’ın izni olmadan Mihrac Ural nefes bile alamazdı o zamanlar… Örgütün adını bir gece önce gidip ona danışır. Cemil Esad reddeder ve olay biter… Bu pek demokratik olduğu Mihrac Ural tarafından döne döne tekrarlanan örgüt kongresinden önce örgütün adının ne olacağına Cemil Esad karar vermiştir. Bu şu anlama gelir: 1987 yılında bile THKP-C (Acilciler) örgütü Muhaberat’ın denetimindeydi. Muhaberat’tan ve Cemil Esad’dan habersiz hiçbir şey yapılamazdı. Bir yıl sonra, 1988 yılında yaşanılan yeni bir büyük ayrılık sonrasında bu örgüt tarihe karışacaktı. Tarihe karışmadan önce Muhaberat’ın uzantısı bir örgüt durumuna gelmişti.”
ESKİ ACİLCİLER: ACİLCİLER ÖRGÜTÜ 1988 YILINDA TARİHE KARIŞMIŞTIR
“Muhaberat’ın Acilcileri” gerçek acilcileri, Esad rejiminin himayesine girmeyen muhalifleri MİT ajanı olarak suçluyorlardı. El Muhaberat’ın kamplarında eğitim gören, Esad yanlısı komünist/Nusayri Mihrac Ural yanındaki adamlarıyla muhaliflere karşı savaşıyor. Sol örgütler birçok toplantılarını Cemil Esad’ın Lazkiye’deki evinde yapıyorlardı,
El Muhaberat ev sahipliği yapıyordu. Acilcilerin 1986 ve 1987 yıllarında yapılan toplantıları kimi eski acilcilere göre Aralık 1987 yılında yapılan ilk ve son kongresi Cemil Esad’ın Kırdaha Köyü’ndeki evinde yapıldı. El Muhaberat’ın sorumlusu olan Cemil Esad’ın kongrenin yapıldığı evde resimleri vardı. Cemil Esad’ın evi tüm Ortadoğu’daki kirli ve karanlık örgütlerin liderlerinin toplanma yeriydi. KYB lideri Celal Talabani başta olmak üzere bazı Marksist Filistinli örgütlerin (George Habaş) liderleriyle birlikte Öcalan, Mihrac Ural, Teslim Töre vb. sol örgütlerin liderleri de Cemil Esad’ın evinden çıkmaz ve önemli kararları burada alırlardı.
KIZIL KAFİR, ŞEBBİHA MİHRAC URAL ESAD VE ZALİM BAAS REJİMİNE DESTEK MİTİNGLERİ YAPTIRMIŞTIR
Ajan-provokatör Mihrac Ural 2013 yılında Türkiye’yi karıştırmak için özellikle Hatay ve Reyhanlı alanında sahaya sürülmüştür. Hatay ve bazı ilçelerinde geçmişten gelen örgütsel ilişkileri ve derin bağları vardı. Mihrac Ural ve grubunun amacı, Baas rejiminin kendilerine verdikleri talimatı, yani Alevi-Sünni çatışmasını çıkartmak ve ülkeyi kaosa sürüklemektir.
Hatay’da, Mersin’de, Adana’da kent merkezlerinde halkı tahrik etmek için yandaşlarına çok sayıda toplantı düzenlettirmiştir. Mihrac Ural ile irtibatlı örgüt mensupları Samandağ, İskenderun ve çevresinde propaganda yaparak solcu/Nusayri gençleri Suriye’ye taşımışlardır.
Mihrac Ural yandaşlarına; Hatay merkezde, Samandağ vb. bazı ilçe ve beldelerde duvarlara “Yaşasın Bağımsız Hatay”, “Yaşasın Esad”, “Yaşasın BAAS” yazısını yazdırmıştır.
2011-2015 yılları arasında Adana, Hatay, Mersin vb. yerlerde düzenlenen Esad’a destek mitinglerinin arkasında Suriye gizli servisi vardır. “Dünya Barış Günü” ve 1 Mayıs mitingleri “Esad’a destek” gösterilerine dönüşmüştür. Bu organizasyonlar tamamen El-Muhaberat ve Şebbiha’nın bir organizasyonuydu.
Hatay’ın bazı ilçelerinde, beldelerinde (Samandağ ve Yeşilpınar vb.) Esad rejimini savunan, kendilerine Arap Alevileri diyen ve tüm sol örgütlerin de destek verdiği mitinglere Mihrac Ural da Lazkiye’den yazdığı “Suriye’yi koruyalım, ülkemizi kollayalım” yazılarıyla destek vermiş, taraftarlarına mitinglere katılın çağrısı yapmıştır.
Arapça taşınan bazı pankartlarda başta Firavun Hafız Esad olmak üzere Beşar, Basil ve Mahir Esad’dan “Yüce kişiler” olarak bahsedilmiştir. Bu organizasyonları dışarıdan organize edenler arasında Mihrac Ural vardır.
Esad’a destek mitinglerinde ellerinde Baas bayrağı ve Esad posteri olan sol gruplar Esad lehine sloganlar atmışlar, “Canımız, kanımız sana feda olsun Beşar Esad!” diye bağırmışlardır. Esad posterlerinin taşındığı mitinglerde Mihrac Ural’ın yandaşları da kendi örgütlerinin pankartlarını taşımışlar ve Esad lehine sloganlar atmışlardır.
Esad’a bağlı Şebbiha milisleri Alevi ve Nusayrileri kışkırtmaya çalışmıştır. Şebbiha milisleri Hatay’da “Suriye Alevilerinden sonra Türkiye Alevilerine sıra gelecek!” propagandasını yaymaya çalışmıştı. Mezhepçilik yapan bazı sol örgütler Adana, Mersin, İskenderun ve Hatay’da Şebbiha unsurlarıyla toplantılar yapmıştır.
MİHRAC URAL’IN KURDUĞU “MUKAVEME SURİYE”, ESAD REJİMİNE VE MUHABERAT’A BAĞLIDIR
Acilcilerin örgütsel varlığının bitmesi üzerine Mihrac Ural “Mukaveme Suriye” adlı karanlık bir silahlı örgüt kurmuştur. Suriye’deki halk hareketlerinin başlamasının ardından 2012 yılı başlarında mezhepsel taban üzerinde faaliyet gösteren “İskenderun Sancağının Kurtuluşu İçin Halk Cephesi - Suriye Direnişi” örgütünü harekete geçirdi.
Mihrac Ural kurduğu kanlı örgüt ve bağlı olduğu Esad için birçok yerde şunları söylüyor:
“Mukaveme Suriyyi laik bir örgüttür. Mukaveme Suriyyi’nin tarafı Suriye vatan tarafıdır. Büyük devrimci Lider Esad’a bağlıyız. Esad yönetimine yakınlığımı soruyorsunuz, bunun tek bir cevabı vardır: Arap Nusayrisi, laik ve solcu olmamdır. Bunun için Esad muhalifleri ile savaşıyorum. Bu savaşın ön cephesinde yerimi alıyorum ve bunun için Mukaveme Suriyyi örgütünü kurdum.”
MİHRAC URAL’IN KATİLLERDEN OLUŞAN KANLI ÖRGÜTÜ 500 DEN FAZLA TÜRKMEN’İ ŞEHİT ETMİŞTİR
Mukaveme Suriye eğitim kamplarının yer aldığı El Basit’te Mihraç Ural tarafından 2 binden fazla sol terör örgütü militanına eğitim verildi. Yağmaya dayalı bir anlayış çerçevesinde faaliyet yürüten Mukaveme Suriye 40’tan fazla Türkmen köyünü işgal ederek yağmaladı. Aynı örgüt tarafından Bayır Bucak bölgesinde 500’ den fazla Türkmen kardeşimiz vahşice katledildi.
Osmanlı karşıtlığı temelinde propaganda yürüten örgüt lideri Mihraç Ural, Rus hava desteği ve Şii militanların aktif olarak katıldığı Türkmen Dağı savaşlarından sonra 550 yıllık işgalin sona erdiği ve Mercidabık’ın intikamının alındığını’ ifade etti. Türkmen Dağında kafaları kesilmiş Türkmen gençlerle poz vermekten çekinmeyen kanlı örgüt, bölgenin Türkmenlerden tamamen arındırılarak Nusayrilere tahsis edileceğini duyurmuştu.
REYHANLI VE BANYAS KATLİAMLARINI MİHRAC URAL’IN ŞEBBİHA ÖRGÜTÜ VE EL MUHABARAT YAPMIŞTIR
Mihrac Ural, Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013’te 53 vatandaşın hayatını kaybettiği bombalı saldırılarda da rol oynamıştı. Olayı soruşturan Adana Cumhuriyet Savcılığı Reyhanlı Davası’nın gerekçeli kararında, THKP-C/Acilciler’in Suriye yönetiminin desteğiyle “Mukaveme Suriyye” (Suriye Direnişi) adlı silahlı bir yapı oluşturduğu ve Beşar Esad yönetimine bağlı güçlerle birlikte çatışmalara katıldığı belirtiliyor. İddianamede, Ural’ın Suriye istihbaratıyla bağlantılı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve örgütlenmesinde rol oynadığı öne sürülüyor.
Mukaveme Suriye (Suriye Direnişi) örgütünün lideri Mihrac Ural, Türkiye’nin Suriye politikasını değiştirmediği sürece yeni bombaların patlayacağını Batılı ajanslara Reyhanlı patlamalarından beri söylüyordu. Esad ailesiyle de samimi olan Ural, Hatay’ın Suriye’ye bağlanması ve Kuzey Suriye’nin PKK’ya tahsis edilmesi fikrinin mimarlarındandır.
“Mukaveme Suriye” adlı kızıl şer örgütü Türkiye’den Suriye’ye giden Arap Nusayrilerin öncülüğünde kurulmuştur. Adana, Hatay, Mersin ve Avrupa’dan giden bazı Nusayriler Mihrac Ural’ın etrafında toplanmışlardı.
“Mukaveme Suriye” ile Esad yönetimi arasında organik bir bağ vardı. Kendisi ve örgüt üyeleri, arkalarında Beşar Esad posterleriyle çekilmiş görüntüleri servis ediyorlardı. Merkezleri Lazkiye olan Mihrac Ural ve adamları Baas’ın ve Muhaberat’ın ofislerinden çıkmıyordu.
Arap Nusayrisi olan Mihrac Ural, Suriye Ordusu ve Baas’ın cani, cinayet şebekesi Baas şebbihaları 2 Mayıs 2013’ü gösterdiğinde Suriye’nin sahil kenti Tartus’a bağlı Banyas kasabasıyla Beyda köyünde Sünnilere yönelik katliam gerçekleştirdi. Yaşanan vahşette çocuk kadın demeden en az 384 kişi Esad rejim güçleri tarafından vahşi şekilde katledildi. Katliamın baş sorumlusu, Suriye’de Esad rejim güçleri saflarında Mukaveme-i Suriye örgütünün lideri olan Mihrac Ural adlı kızıl komünisttir.
KATİL CANİ ALÇAK , KATLİAMCI, MİHRAC URAL İDAM EDİLMELİDİR
Suriye resmi haber ajansı SANA, Mihraç Ural'ın, sınırdan kaçmaya çalışırken 15 Ekim günü yakalandığını açıkladı SANA'nın haberine göre; Ural, Suriye'deki Banyas katliamının başlıca sorumlusu olarak suçlanıyor. Ural, Suriye Genel İstihbarat Servisi tarafından Ali Kiyali adıyla da bilinirken, sınırdan kaçmaya çalıştığı anda yakalanmıştır.
Reyhanlı ilçesinde 53 kişinin hayatını kaybettiği 2013'teki bombalı saldırıların sanığı terörist Mihrac Ural, MİT inde yardımıyla ele geçirilmiştir. Suriye’nin yeni yönetimi tarafından yapılan 15 Ekim tarihli açıklamada ise Ural doğrudan Banyas Katliamı’nın baş şüphelisi olarak tanımlandı.
Suriye istihbaratının Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ile koordinasyon içinde düzenlenen operasyonla yakalanan THKP-C/Acilciler’in eski lideri Mihrac Ural hakkında, PKK’ nın yayın organı Yeni Özgür Politika gazetesinden dikkat çekici bir haber geldi. Almanya’da yayımlanan gazete, 16 Ekim tarihli haberini “Mihrac Ural’a Lübnan’da komplo” başlığıyla yayımladı.
PKK’nın yayın organı , Ural’ı “THKP-C/Acilciler’in kurucularından, yazarımız Mihraç Ural” sözleriyle tanıtarak, Lübnan’da MİT, Hizbullah ve Suriye’nin ortaklığıyla düzenlenen bir komplo sonucu kaçırıldığını öne sürmüştür.
Haberde katil ,cani şebbiha Mihrac Ural, “Hataylı bir Arap olarak Türkiye’deki devrimci hareketin önemli isimleri arasında yer alan, yaşadığı Suriye’de Alevilerin haklarını savunan ve İslamcı gruplara karşı savaşan” bir isim olarak anlatıldı.
Terör örgütünün yayın organı bölücü Gazete, Ural’ın Lübnan’dan Suriye’ye götürülmesinde Hizbullah’ın rol oynadığını iddia etti. Hizbullah ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara yönetimi arasında Türkiye’nin arabuluculuğunda yürütülen görüşmelere işaret edilerek, Ural’ın yakalanmasının bu temasların sonucu olduğu savunuldu.Yeni Özgür Politika, haberinde “Kürt Hareketi ile dostluğu” başlıklı ayrı bir bölüme de yer verdi.
Bu bölümde Mihrac Ural’ın Abdullah Öcalan’la ilişkileri anlatılarak şu ifadeler kullanıldı:
“Mihrac Ural, Ortadoğu sahasındayken Kürt Özgürlük Hareketi ile de ilişkiler kurdu. Zaman zaman görüştüğü Başkan Apo’nun Uluslararası Komplo sonrası Suriye’den çıkışının ardından da dostluğunu dile getirdi; Esad ile ilişkilerine rağmen her dönem saygısını sürdürdü.”
Bölücü Gazete ayrıca Ural’ın uzun süredir Yeni Özgür Politika’da yazılar yazdığını, Türkiye’deki devam eden süreci desteklediğini söylemiştir.
Şimdi yakalanan kızıl kâfir Mihrac Ural, 1980-2024 yılları arasında işlediği örgüt içi infazlarda olmak üzere Esad rejimiyle birlikte yaptıkları toplu katliamlardan dolayı Şam meydanında ibret-i âlem için asılmalı, bütün hainlere ders olmalıdır.