NASA, Apollo görevlerinden 50 yılı aşkın bir süre sonra insanlığı yeniden Ay yörüngesine taşıyacak olan Artemis 2 görevi için hazırlıklarını tamamladığını bildirdi. Ancak bu kez hedef sadece bir ayak izi bırakmak değil; Ay’ı kalıcı bir yerleşim alanı ve ekonomik bir üs haline getirmek olarak belirlendi.
2026 yılına damgasını vuran bu süreçte, enerji ihtiyacını karşılamak üzere tasarlanan nükleer reaktör projeleri, uzay jeopolitiğinde dengeleri değiştirdi.
AY YÜZEYİNDE FİSYON TEKNOLOJİSİ
NASA’nın "Fission Surface Power" projesi kapsamında, Ay’ın karanlık bölgelerinde dahi kesintisiz enerji sağlayacak olan nükleer reaktör çalışmaları hız kazandı.
Projenin teknik detaylarına dair açıklamalarda bulunan NASA Uzay Teknoloji Görev Müdürlüğü uzmanı Trudy Kortes, nükleer enerjinin gece süresinin 14 Dünya günü sürdüğü Ay ortamında hayatta kalmak için tek güvenilir seçenek olduğunu vurguladı.
Kortes, kompakt reaktörlerin zorlu çevre koşullarında dahi yüksek verimlilikle çalıştığını aktardı.
UZMAN GÖRÜŞÜ: EKONOMİK PARADİGMA DEĞİŞİYOR
Uzay ekonomisi ve astrofizik alanında otorite kabul edilen Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi’nden Dr. Jonathan McDowell, sürecin bilimsel boyutunun ötesine geçtiğine dikkat çekti.
McDowell, Ay üzerindeki nükleer enerji kapasitesinin, nadir toprak elementleri ve Helyum-3 madenciliği için bir sıçrama tahtası olduğunu belirtti.
Uzman, Çin’in Chang'e serisi görevleriyle elde ettiği verilerin, Batı dünyasını daha agresif bir yatırım modeline ittiğini dile getirdi.
ÇİN’İN DERİN UZAY HAMLESİ VE KÜRESEL REKABET
Çin Ulusal Uzay İdaresi (CNSA), derin uzay araştırmaları kapsamında Ay’ın güney kutbunda su buzu varlığını doğrulayan yeni bulgular paylaştı. Bu keşifler, sadece bilimsel bir başarı olarak değil, aynı zamanda gelecekteki yakıt ikmal istasyonları için stratejik bir kazanım olarak nitelendirildi.
Avrupa Uzay Ajansı (ESA) Genel Direktörü Josef Aschbacher, uzaydaki bu hızlı ilerleyişin uluslararası hukuk ve mülkiyet hakları konusunda yeni bir dönemi başlattığını ifade etti.
Aschbacher, teknolojik üstünlüğün artık nükleer enerji ve lojistik ağların sürekliliğiyle ölçüldüğünü kaydetti.
2026: UZAY EKONOMİSİNİN ALTIN YILI
Artemis 2’nin fırlatılmasıyla birlikte ticari uzay şirketlerinin hisselerinde rekor artışlar gözlendi. Uzay madenciliği ve enerji transferi gibi başlıklar, küresel sermayenin yönünü belirledi.
Bilim dünyası, bu süreci "Dünya dışı sanayileşmenin ilk adımı" olarak tanımlarken, Ay’da kurulacak olan altyapının Mars yolculukları için temel teşkil edeceği bildirildi.