Yüksek enflasyon yaşayan ekonomilerde nominal veriler, fiyat artışlarının etkisini içerdiğinden, ekonomik performansın sağlıklı biçimde değerlendirilebilmesinde yanıltıcı olur. Doğru tespit ve analiz için ve yine politika oluşturmak için bu verilerin uygun deflatörlerle reel hale getirilmesi gerekir.

Örneğin bir firmanın cirosu yüzde 80 artsın. Aynı dönemde fiyat düzeyi de yaklaşık yüzde 70 arttıysa, firmanın gerçek satış hacmi yüzde 5,9 oranında artmış demektir.

Şimdi uygulanmakta olan dezenflasyonist politikalar içinde en çok tartışılan araç, Merkez Bankası gösterge faizidir. Çünkü gösterge faiz oranları;

  1. Mevduat ve kredi faizlerini de etkiliyor.

Mevduatta reel faiz, dolara talebi düşürüyor. Toplam talebi düşürüyor. Çünkü mevduatta reel faiz olunca, tüketim ile bu faizden vazgeçildiği için tüketim maliyeti artıyor, tüketim kısılıyor. Enflasyon baskısı düşüyor. Türkiye de Nisan ayı başında bir yıllık mevduatta reel getiri oranı yüzde 4,2 olmuştu.

Ticari kredilerde yüksek faiz, yatırım ve üretim maliyetlerini artırıyor. Zaman içinde bu maliyet artışı fiyatlara yansıyor.

  1. Faiz kararı aynı zamanda döviz kurlarını da etkiliyor.

Eğer yüksek reel faiz varsa, sıcak para giriyor. Döviz rezervleri artıyor. MB bu rezervleri de kur artışını önlemek için döviz alımında kullanıyor. Bu yolla yüksek reel faizle birlikte oluşan düşük kur, spekülatif yabancı sermaye için yüksek karlılık demektir. Daha çok sıcak para giriyor.

Dahası yüksek reel faiz nedeni ile iç üretim daralınca bu defa tüketim malı ithalatı artıyor. Türkiye de toplam ithalatımız içinde tüketim malı ithalatı yüzde 12 dolayında iken şimdi yüzde 16 ve üstüne çıktı. Yine düşük kur nedeni ile ihracatta rekabet gücümüz azaldı. Her iki nedenle cari açık arttı. Cari açığı finansman etmenin en iyi yolu doğrudan yabancı yatırım sermayesi girişidir. Yabancı yatırım sermayesi girişi de kesildiğine göre tek araç sıcak para kalıyor. Sıcak paranın kesilmesi yeni bir kur şokuna neden olur.

Yani Türkiye sıcak para - spekülatif sermaye tuzağındadır.

3.Öte yandan faiz kararları, Borsa ve tahvil piyasaları üzerinde doğrudan ve anlık etki yaratır.

Tüm bu nedenlerle MB gösterge faizinin reel faiz düzeyinde olması zorunludur. Başka bir ifade ile Türkiye de MB gösterge faizini para politikasının önemli bir aracı olarak kullanamıyor. Zorunlu olarak reel faiz seviyesinde tutuyor.

MB gösterge faizi yüzde 37’dir. 2026 yılı sonu enflasyonu yüzde 30 düzeyinde bekleniyor. Bu durumda gösterge faizine göre, reel faiz oranı yüzde 5,4’tür. Bankalar genellikle mevduata da aynı faizi veriyorlar. Ancak mevduat faiz geliri üzerinden ayrıca vergi alınıyor.

Türk Lirası (TL) Mevduat Stopaj Oranları;

  • 6 aya kadar (6 ay dahil) vadeli: yüzde17,5
  • 1 yıla kadar (1 yıl dahil) vadeli: yüzde 15
  • 1 yıldan uzun vadeli: yüzde 10
  • İhbarlı ve vadesiz hesaplar: yüzde 17,5.

Bir yıl olarak alırsak, yüzde 5,4 oranında reel faiz getirisinden ele geçen reel faiz yüzde 4,59 demektir. Bu reel faiz libor faiz oranlarına göre yüksektir. Ama Türkiye şartlarında gereklidir.

MB eğer daha yüksek enflasyon bekliyorsa reel faizleri artırır, beklemiyorsa bugünkü seviyede kalır.