Türk otomotiv sektörü, Avrupa Birliği’nin (AB) yürürlüğe koymaya hazırlandığı yeni sanayi hamlesinin yarattığı belirsizlikle karşı karşıya.

Otomotiv gazetecisi Emre Özpeynirci, Oksijen TV’de yayınlanan Otomotiv Gündemi programında sektörün güncel verilerini paylaşarak uyarılarda bulundu. Eylül ayındaki 83 bin adetlik satışın ardından ekim ayının 85 bin adet seviyelerinde tamamlanması bekleniyor. Bu rakamlar, geçen yılın aynı dönemine göre %25’i aşan bir daralmaya işaret ediyor.

2026'ın ilk günlerinden bu yana 1,4 milyon adet seviyelerinde öngörülen toplam pazar beklentisi, yaklaşan yıl sonu itibarıyla 1,1 milyon adede geriledi.

İç pazardaki daralmanın ötesinde, Türk otomotiv sanayisini bekleyen en büyük risk AB’nin yeni korumacı sanayi politikası olan “Made in Europe” düzenlemesi.

Türkiye'de üretilen araçların yaklaşık %75-80’i Avrupa’ya ihraç edilirken, iç pazara giren ithal araçların %70’i de AB ülkelerinden geliyor. İki taraf arasındaki otomotiv ticaret hacmi ise 37 milyar euro seviyesinde. Geçen yıl Türkiye AB’ye 798 bin araç satarken, AB’den 812 bin araç ithal etti.

Fransa ve Almanya hattında yürütülen görüşmelerde, Türkiye’de üretilen tedarik parçalarının kapsama dahil edilip tamamlanmış araçların (nihai ürün) dışarıda bırakılması fikri öne çıkıyor.

Emre Özpeynirci, Türkiye’nin bitmiş araçta kapsam dışı kalması durumunda; hali hazırda %60 seviyelerinde olan kapasite kullanım oranının %20-30 seviyelerine kadar gerileyebileceği uyarısında bulundu. Bu olumsuz senaryo, Türkiye’nin küresel tedarik zincirindeki konumunu sarsabilir.

Türk otomotiv sektörü, küresel pazarda rekabet gücünü zorlayan artan maliyetler ve iç pazarda ikinci el araçlarda yaşanan değer kayıplarıyla zorlu bir sınavdan geçiyor.

AB NEZNİN DE YOĞUN DİPLOMASİ TRAFİĞİ

Türkiye’nin düzenlemelerde tam kapsam dahilinde tutulmasını hedefleyen Ford, Hyundai ve Toyota gibi küresel üreticiler, sektörün çatı kuruluşları ve ekonomi diplomasisi temsilcileri Avrupa Birliği (AB) nezdinde temaslarını aralıksız sürdürüyor.

Ancak Türkiye, yüksek üretim kalitesine rağmen artan işçilik ve operasyonel giderler nedeniyle Doğu Avrupa karşısındaki geleneksel maliyet avantajını yitirmiş durumda. Bu tablo, ülkeye yeni yatırımların çekilmesini zorlaştırırken; Avrupa’ya alternatif olabilecek Orta Doğu ve Afrika gibi pazarların hacimsel yetersizliği de riskleri artırıyor.

İKİNCİ EL PAZARINDA FİYAT KRİZİ

İkinci el otomobil pazarında satış hacmi son 12 ayda 5,5 milyon adetten 5,3 milyon adede gerileyerek göreceli bir istikrar korusa da asıl kriz fiyatlama tarafında hissediliyor.

Sıfır Araç İndirimleri İkinci Eli Vurdu: Sıfır araç pazarında yapılan agresif indirim kampanya baskısı, ikinci el piyasasına değer kaybı olarak yansıdı. Normal şartlarda sıfır fiyatının %65’i seviyesinde işlem görmesi gereken 3 yaşındaki araçların piyasa değeri, %57-58 seviyelerine kadar geriledi.

16 Yaş Üstü Araç Satışları %29 Arttı: Tüketicinin alım gücündeki düşüş, yaşlı araçlara olan talebi patlattı. İkinci el pazarında satılan her iki araçtan birinin (%55) 10 yaş ve üzerinde olduğu görüldü. 16 yaş ve üzerindeki araçların toplam pazardaki payı %32,66’ya yükselirken, bu yaş grubundaki satışlar geçen yıla göre %29 artış gösterdi.