Yüksek enflasyon karşısında alım gücü giderek düşen milyonlarca memur ve emeklinin aylardır beklediği an geldi çattı. Gözler, Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 3 Temmuz Cuma günü saat 10.00'da açıklayacağı Haziran ayı enflasyon rakamlarına çevrildi.
Emeklinin cuma günü alacağı maaş zammını açıkladı: İki farklı senaryoyu verdi
Ankara'da nefesler tutuldu, gözler 3 Temmuz Cuma gününe çevrildi. TÜİK'in açıklayacağı kritik Haziran ayı enflasyonu öncesi Ekonomist Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz, memur ve emekli maaş zammını iki farklı senaryo hesapladı.
Kaynak: ANKA
Yılın ilk altı aylık birikimli enflasyonunun kesinleşmesiyle birlikte, memur ve emekli maaşlarına yapılacak zam oranları da netleşecek. Kritik veri öncesi Ekonomist Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz, ANKA Haber Ajansı'na konuşarak zam senaryolarını tek tek hesapladı.
TÜİK verilerinde Mayıs ve Haziran aylarındaki enflasyonun ilk dört ayın ortalamasına göre yaklaşık yüzde 51 oranında daha düşük çıktığına dikkat çeken Prof. Dr. Yılmaz, ihtimaller üzerinden şu rakamları verdi:
Senaryo 1 (Haziran enflasyonu %1 gelirse): Memur ve memur emeklilerinin enflasyon farkı yüzde 13,52 olacak. İşçi (SSK) ve Bağ-Kur emeklileri ise yüzde 17,76 oranında zam alacak.
Senaryo 2 (Haziran enflasyonu %1,2 gelirse): Memur ve memur emeklilerinin enflasyon farkı yüzde 13,74'e yükselecek. İşçi ve Bağ-Kur emeklilerinin zammı ise tam yüzde 18 seviyesine oturacak.
Emekli ve memurların yanı sıra asgari ücretlinin içinde bulunduğu zorlu tabloyu da değerlendiren Yılmaz, çarpıcı bir erime hesabı paylaştı.
Yılbaşında asgari ücrete yüzde 27 oranında zam yapıldığını hatırlatan uzman isim, "2025 yılında enflasyonun ortalama yüzde 34,88 seviyesinde olduğu dikkate alındığında 2026 asgari ücret artışı, geriye yönelik fiyat artışlarının altında kalmıştır. İleriye yönelik baktığımızda ise; Haziran ayında enflasyon yüzde 1,2 gelirse ilk altı ayın enflasyonu yüzde 18 olacak. Bu da yılbaşındaki yüzde 27'lik artışın yüzde 67’sinin daha ilk 6 ayda eridiği anlamına geliyor" ifadelerini kullandı.
Açlık sınırının ve geçimlik seviyenin çok altında kalan asgari ücretin, çalışan yoksulluğunu belirgin şekilde artırdığını vurgulayan Prof. Dr. Yılmaz, ufuktaki 2027 seçimlerine dikkat çekti.
Geçmiş yıllardaki seçim ekonomisi hamlelerini hatırlatan Yılmaz, değerlendirmesini şu sözlerle noktaladı:
"Özellikle 2025 ve 2026 yıllarında çalışanların en az yüzde 30’u bulan kümülatif reel ücret kayıpları, seçim yılı olan 2027'de enflasyon hedefinin üstünde yapılacak muhtemel artışlarla telafi edilmiş gibi gösterilmeye çalışılacaktır. Siyasi yönetim, seçim sonuçlarını ne kadar riskli görürse ücretleri de o kadar artıracaktır."