Eski Kara Harp Akademisi Komutanı, emekli Tümgeneral ve MEF Üniversitesi'nde liderlik ve strateji dersleri veren Ahmet Yavuz, Türkiye'nin Suudi Arabistan ve Pakistan'la gündeme gelen Mekke Anlaşması kapsamında üstlenebileceği askerî role ilişkin uyarılarda bulundu. Yavuz, Husilere yönelik saldırı operasyonlarına katılmanın İran'la karşı karşıya gelme ve mezhepsel cepheleşmenin parçası olma riski taşıdığını söyledi.

Türkiye’nin Suudi Arabistan ve Pakistan'la gündeme gelen Mekke Anlaşması kapsamında üstlenebileceği rol tartışılırken eski Kara Harp Akademisi Komutanı, emekli Tümgeneral ve MEF Üniversitesi'nde liderlik ve strateji dersleri veren Ahmet Yavuz'dan YENİÇAĞ'A dikkat çekici değerlendirmeler geldi.

Anlaşmanın kapsamına ilişkin belirsizliklere işaret eden Yavuz, Türkiye'nin Suudi Arabistan'a verebileceği askerî desteğin sınırlandırılması gerektiğini savundu. Ankara'nın hava savunma sistemleri konuşlandırabileceğini ve askerî komuta-kontrol alanındaki birikimini aktarabileceğini belirten Yavuz, bunun ötesinde bir rol üstlenmesinin uygun olmayacağını söyledi.

HUSİLERE KARŞI SALDIRI İRAN'A KARŞI TAVIR DEMEK

Yemen'de 2015'ten bu yana süren iç savaşta Suudi Arabistan'ın Husilere karşı konumlandığını hatırlatan Yavuz, Riyad yönetiminin ağırlıklı olarak hava operasyonlarıyla Husilerin kontrolündeki bölgeleri hedef aldığını belirtti. Husilerin son dönemde hem Babülmendep Boğazı'ndaki gemi trafiği hem de Suudi Arabistan'ın enerji tesislerine yönelik saldırılar üzerinden bölgesel etkisini artırdığını savunan Yavuz, Türkiye'nin bu çatışmaya doğrudan dahil olmasının ciddi sonuçlar doğurabileceğini vurguladı.
Yavuz, “Husilere karşı taarruzi anlam içeren bir tutum İran'a karşı tavır demektir” değerlendirmesinde bulunarak İran ile Husiler arasındaki mezhepsel bağın Türkiye açısından ayrıca dikkate alınması gerektiğini söyledi.

MISIR'IN İLGİSİNİN ARKASINDA SÜVEYŞ VAR

Mısır'ın da Mekke Anlaşması'na katılma iradesi sergilediğine ilişkin bilgiler bulunduğunu belirten Yavuz, bunun nedenini Kızıldeniz'deki deniz ticaretinin güvenliğiyle ilişkilendirdi. Husilerin Babülmendep Boğazı'ndaki faaliyetlerinin Süveyş Kanalı'ndan geçen gemi trafiğini olumsuz etkilediğini ifade eden Yavuz, Hürmüz Boğazı'nın ardından Babülmendep'te de ticaretin aksamasının dünya ekonomisi açısından kabul edilmesi güç bir durum olduğunu kaydetti.

TÜRKİYE'NİN ASKERÎ DESTEĞİ KİMİN İŞİNE YARAR?

Türkiye'nin Suudi Arabistan'a vereceği askerî desteğin yalnızca iki ülke arasındaki ilişkiler açısından değerlendirilmemesi gerektiğini savunan Yavuz, böyle bir adımın Batılı ülkelerin ve İsrail'in de çıkarlarına hizmet edeceğini ileri sürdü. Ankara'nın anlaşmaya yönelik ilgisinde ekonomik nedenlerin de etkili olabileceğini belirten Yavuz, Türkiye'nin yaklaşımında mali kaynak sağlama arayışının önemli yer tuttuğunun ileri sürülebileceğini ifade etti. Yavuz'un değerlendirmeleri, anlaşmanın kapsamı ve Türkiye'nin olası bir bölgesel savunma yapılanmasında üstleneceği rolün sınırlarına ilişkin tartışmaları gündeme taşıdı.