Modern iş yaşamının hızı, çalışanların zihinsel berraklığını ve üretim kalitesini tehdit eden sessiz bir krize dönüştü.
Sürekli gelen e-postalar, anlık mesajlaşma bildirimleri ve gürültülü çalışma ortamları, insan beyninin doğal çalışma ritmini bozarak "bilişsel bir enkaz" bıraktı.
BİLİMSEL VERİLER VE "DİKKAT KALINTISI" TEHLİKESİ
Bilişsel bilim dalında yapılan çalışmalar, bir işten diğerine geçmenin sanıldığı kadar masum olmadığını kanıtladı.
Minnesota Üniversitesi'nde işletme profesörü olan Sophie Leroy, bu durumu "Dikkat Kalıntısı" (Attention Residue) kavramıyla açıkladı.
Leroy, bir görevden tam olarak kopmadan diğerine geçmenin, beynin bir kısmının hala eski görevde asılı kalmasına neden olduğunu ifade etti. Bu durumun, yeni göreve odaklanma performansını oranında düşürdüğünü vurguladı.
California Üniversitesi bünyesinde yapılan bir araştırma, bir çalışanın dikkati dağıldıktan sonra tekrar eski odak seviyesine dönmesinin ortalama 23 dakika 15 saniye sürdüğünü saptadı.
UZMAN GÖRÜŞLERİ: SIĞ ÇALIŞMA ÇAĞI
Georgetown Üniversitesi'nden bilgisayar bilimleri profesörü ve "Pürdikkat" (Deep Work) kitabının yazarı Cal Newport, modern ofis kültürünün çalışanları "sığ çalışma" (shallow work) döngüsüne hapsettiğini belirtti.
Newport, nitelikli üretimin sadece kesintisiz odaklanma süreleriyle mümkün olduğunu, ancak mevcut dijital mimarinin bu imkanı ortadan kaldırdığını dile getirdi.
Stanford Üniversitesi’nden nörobiyolog Dr. Andrew Huberman ise, dopamin döngülerinin odak üzerindeki etkisine değindi.
Huberman, sürekli bildirim kontrol etme isteğinin beynin ödül sistemini manipüle ettiğini ve bunun uzun vadede prefrontal korteksin (karar verme merkezi) işlevini zayıflattığını kaydetti.
EKONOMİK VE PSİKOLOJİK MALİYET
Sorun sadece bireysel verimlilikle sınırlı kalmadı. Küresel danışmanlık firmalarının verileri, odaklanma kaybı nedeniyle yaşanan hataların ve zaman kayıplarının küresel ekonomiye yıllık trilyonlarca dolarlık bir yük getirdiğini gösterdi.
Çalışanlar üzerinde yapılan anketlerde ise, gün sonunda hissedilen kronik yorgunluğun temel sebebinin fiziksel efor değil, "parçalanmış dikkat" olduğu ifade edildi.