YENİÇAĞ - Fatih ERBOZ / Özel Haber

Türkiye’nin dört bir tarafında sorun olduğunu kaydeden emekli Büyükelçi Uluç Özülker, “Türkiye zor bir dönemden geçiyor. Suriye’de taraflar zorunlu olarak bir uzlaşma noktasına geldi. Öte yandan Suriye ordusu Halep’ten sonra Fırat’ın doğusuna yönelme isteğini gizlemiyor. Terör örgütü Fırat’ın doğusuna çekildi. Bunların tek tek yaşandığı süreçte karacı olan CENTCOM Komutanının yerine, denizci bir komutan atandı. İster istemez herkes bu değişikliği gördükten sonra deniz konumunda yeni bir gelişme mi oluyor sorusunu sordu. Suriye’de bunlar olurken bir de başımıza İran çıkınca hassas bir döneme girdik, çok dikkatli olmalıyız” dedi.

Halep’ten terör örgütü YPG’nin çıkmasının ardından Suriye ordusunun Fırat nehrinin doğusu içinde hazırlandığının anlaşıldığını anlatan Uluç Özülker, şunları ifade etti: “Görülüyor ki Halep’te tutunamayan YPG teröristleri Fırat’ın doğusuna geçiyor. Fırat nehrinin batısına yığınak yapan Suriye ordusunun önümüzdeki günlerde bir ültimatom verebilir. Bu noktada ise itidal çağrılarını görmekteyiz. ABD’nin bir anlamda göz yumduğu gelişmelerin ardından tüm taraflar zorunlu olarak uzlaşma noktasına geldi. Suriye’nin üçte birini işgal eden ABD’nin Fırat’ın doğusunda silah dağıtması kafaları iyice karıştırdı. Hem itidal çağrısı hem de bu gelişme tartışmaya açık.”

ABD’nin Suriye’de daha önce başlayan gelişmelerin bu noktaya gelmesinden hemen önce CENTCOM Komutanlığında değişiklik yaptığına dikkat çeken Özülker, “Karacı bir generalin yerine denizci bir amiral getirmeleri bu sefer deniz ile ilgili bir planları mı var, varsa ne sorusunu beraberinde getirdi. Bu general Türkiye sınırında ne yapacak görev tanımı ile ilgili olarak? Karacı değil, denizci bir general. Bu da üzerinde durulması gereken bir konu oldu” diye konuştu.

Suriye’de sıcak gelişmelerin sürdüğü sırada İran’da olayların başladığına işaret eden, Özülker, şunları ifade etti:

“Trump, Kasım ayında ABD’de yapılacak Kongre yenileme seçimleri öncesinde kişisel bekası için her şeyi yapıyor. Yahudi lobilerine hayır diyemez. Bir taraftan Netanyahu’yu uyarıyor, diğer taraftan İsrail’e her türlü yardımı yapıyor. İran sorunu da böyle bir ortamda alevlendi. ABD Başkanı Trump ülkedeki insanlara ve vatandaşlarına, ülkeyi terk edip Türkiye’ye geçme çağrısı yaptı. Suriye’de sorunlarımız sürerken İran’dan göç de kapıya dayandı. Türkiye şimdiden önlemlerini almalı.”

ABD’nin içinden geçtiğimiz süreçte bir türlü Türkiye’den vazgeçemediğini kaydeden Özülker, “ Çin ekonomik savaşı başlattığını ilan etti. Bu şartlarda ABD Ortadoğu politikalarında Türkiye’den vazgeçemiyor. Türkiye ise başta ekonomik olmak üzere birtakım sorunları var. Türkiye stratejik avantajlarını sahaya yansıtıyor ve bu anlamda yükselişe geçiyor. Yunanistan batıda, doğuda İran, kuzeyde Ukrayna Rusya, güneyde Doğu Akdeniz’de Güney Kıbrıs Rum Kesimi, İsrail ve Yunanistan, sınırımızda YPG tüm bunları hesaba katarak dış politikada yol alacağız” ifadelerini kullandı.

ABD’nin Grönland çıkışının ardından Avrupa- ABD ilişkilerinin de Türkiye’yi ilgilendirdiğini belirten Özülker, sözlerini şöyle tamamladı:

“Kelimenin ram anlamıyla uyanık ve çok güçlü olmalıyız. Şu anki konumumuz dış politika açısından sakal bıyık durumu. Dört bir tarafımız çok sıcak. ABD ile F-35 konusu ve Halkbank davası meselesini de unutmamalıyız. Bu iki konuda da gelişme var ama bu çok bilinmeyenli gelişmeler denkleminde Türkiye- ABD ilişkilerini, dolayısıyla bizim bölge politikalarımızı etkileyebilir.”

*

CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper, dün yaptığı açıklamada, Suriye geçici hükümetine bağlı güçler ile Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) ‘itidal’ çağrısında bulundu.

Komutanlığın X sosyal medya hesabından paylaşılan açıklamanın tam metni şöyle:

“Halep ve çevresindeki bölgelerde yaşanan gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Tüm tarafları azami itidal göstermeye, gerilimi daha da tırmandırabilecek adımlardan kaçınmaya ve siviller ile kritik altyapının korunmasını öncelik haline getirmeye davet ediyoruz.
Ayrıca, ilgili tüm aktörlere iyi niyetle yeniden müzakere masasına dönmeleri ve diyalog yoluyla kalıcı bir diplomatik çözüme yönelmeleri çağrımızı sürdürüyoruz.
Daha önce de ifade ettiğim gibi, kendi içinde ve komşularıyla barış içinde olan bir Suriye, daha barışçıl ve müreffeh bir Ortadoğu’nun önünü açabilir. Amerika Birleşik Devletleri ile Suriye’nin, bölge genelinde barış ve istikrarın korunması konusunda ortak çıkarları bulunmaktadır.”