Böbrek taşı rahatsızlığı, modern yaşamın getirdiği beslenme hatalarıyla birlikte küresel bir sağlık sorunu haline geldi.
Tıp dünyası, geçmişte uygulanan "kalsiyumu kesin" yaklaşımının aksine, artık taş oluşumunu engelleyen daha kompleks ve bilimsel temelli bir beslenme modelini benimsedi.
BİLİMSEL VERİLER VE OKSALAT DENGESİ
Böbrek taşlarının yaklaşık %80’ini oluşturan kalsiyum oksalat kristalleri üzerine yapılan çalışmalar, vücuttaki oksalat miktarının sadece gıdalarla değil, bu gıdaların nasıl tüketildiğiyle ilgili olduğunu ortaya koydu.
Harvard Halk Sağlığı Okulu tarafından yürütülen geniş kapsamlı bir araştırmada, diyetiyle yeterli miktarda kalsiyum alan bireylerde taş oluşum riskinin, düşük kalsiyum tüketenlere göre daha az olduğu saptandı.
UZMAN GÖRÜŞLERİ
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Mayo Clinic Nefroloji Uzmanı Dr. John Lieske, sıvı tüketiminin kristalleşmeyi önlemedeki en kritik faktör olduğunu vurguladı.
Dr. Lieske, "İdrarın seyreltilmesi, taş oluşumuna neden olan minerallerin bir araya gelmesini fiziksel olarak engeller. Günlük 2,5 ila 3 litre su tüketimi, koruyucu hekimliğin temel taşıdır" ifadelerini kullandı.
Chicago Üniversitesi Böbrek Taşı Programı Direktörü Dr. Fredric Coe ise sodyum ve hayvansal protein tüketimine dikkat çekti.
Dr. Coe, "Yüksek tuz alımı, idrarda kalsiyum atılımını artırarak taş oluşumunu tetikler. Hastalarımıza tuzu azaltmalarını ve bitkisel ağırlıklı bir beslenme düzenine geçmelerini tavsiye ediyoruz" şeklinde konuştu.
TAŞ OLUŞUMUNU DURDURAN STRATEJİLER
Araştırmalar ışığında böbrek sağlığını korumak için şu adımlar öne çıktı:
Sitrat Desteği: Limon ve portakal gibi turunçgillerde bulunan sitrat maddesinin, taş kristallerinin büyümesini engellediği bilimsel olarak doğrulandı.
Magnezyumun Gücü: Magnezyum açısından zengin beslenmenin, bağırsaklarda oksalatın emilimini azaltarak böbreklere binen yükü hafiflettiği kaydedildi.
Düşük Sodyum Rejimi: İşlenmiş gıdalardan uzak durulmasının, böbrek kanallarındaki mineral yoğunluğunu ideal seviyede tuttuğu belirtildi.