Marmara Denizi’nde 2 Eylül 2026 gecesi Silivri açıklarında yaşanan gemi çarpışması sonrası batan Tuğberk İmamoğlu isimli kuru yük gemisinde görev yapan 10 mürettebattan 9’unun naaşına hâlâ ulaşılamadı. Yakınlarını kaybeden aileler 41 gündür Silivri’de kurulan kriz masasından ayrılmıyor. Aileler hem naaşların bulunamamasından hem de deniz dibinde kapsamlı arama yapılmamasından şikayet ederek “Normal hayatımıza dönemiyoruz. Mezarlarına dokunabilmek için metanetle bekliyoruz” diyor.
Batan geminin ardındaki sessiz çığlık: ‘Bir dua edecek mezarları olsun yeter’
Marmara Denizi’nde Alsu gemisiyle çarpışarak batan Tuğberk İmamoğlu gemisindeki kayıp denizcilerin aileleri 41 gündür Silivri’de bekliyor. Naaşlara ulaşılamamasından ve dip taraması yapılmamasından yakınan aileler sevdiklerine bir mezar yeri istiyor.
Kaynak: Diğer
Silivri’nin yaklaşık 18 deniz mili güneyinde meydana geldi. Kocaeli’den Aliağa’ya seyreden boş Alsu tankeri ile İskenderun’dan Karadeniz Ereğli’ye 4199 ton rulo sac taşıyan Tuğberk İmamoğlu çarpıştı. Tuğberk İmamoğlu yalnızca 11 dakika içinde sulara gömüldü. Gemideki 10 Türk mürettebattan haber alınamadı. Can kurtarma araçları boş halde bulundu. Enkaz, 4 Eylül’de Deniz Kuvvetleri’ne ait TCG Akın kurtarma gemisi tarafından 720 metre derinlikte tespit edildi. 14 Eylül’de ise kaptan Yaşar Kayhan’ın cansız bedeni deniz yüzeyinde bulundu. Diğer 9 mürettebatın akıbeti ise hâlâ bilinmiyor.
Geminin birinci zabiti Rahmi Temel’in kızı Merve Temel, sürecin başından beri yaşananları anlattı. Geminin yeri 4 Eylül’de tespit edilince ailelerin TCG Akın’a davet edildiğini belirten Temel, o gün İstanbul Valisi ve komutanların da hazır bulunduğunu söyledi. Yetkililerin “Geminin yerini tespit ettik ama bunu çıkaracak olanak bizde yok” dediğini aktaran Temel, bu açıklamaya çok şaşırdıklarını vurguladı. “Bu çıkarılamaz deyip kabullenmemizi mi bekliyorlardı? Biz hazırlıklı gitmiştik. Mühendislerle konuşmuştuk. Gemiyi çıkarmanın nasıl mümkün olduğunu anlattık. Dünyada bunun örnekleri var” dedi. Valinin taleplerini Ulaştırma Bakanlığı’na ileteceğini söylediğini belirten Temel, daha sonra Bakanlığın bir firmaya ulaştığını, uzaktan kumandalı araçlarla görüntüler alındığını ve ailelere “Bu gemiyi çıkaramayacağız çünkü bir kısmı 720 metrede çamura batmış” dendiğini aktardı.
Merve Temel, aynı dönemde Kuzey Kıbrıs açıklarında 554 metre derinlikte batan feribotta neredeyse tüm naaşlara ulaşıldığını hatırlattı. Yetkililere bu örneği verdiklerinde “Kıbrıs berrak, yukarıdan bakınca aşağıyı görüyorsun. Orada daha kolay” cevabını aldıklarını söyledi. “Evet, Marmara daha derin, daha bulanık ve demirler var. Ama daha zor diye hiç denenmeyecek mi? Yalnızca deniz yüzeyi taraması yapılıyor, yüzeye cenaze çıkarsa diye. Deniz dibine bakılmıyor. Güvertede 3 kişinin görüldüğünü sanıklar söylüyor. Diyelim ki çeşitli araçlar yardımıyla geminin demirleri kesilmeyecek ve içine bakılmayacak. Ama bir kişi bile güvertedeyse, onların dip taramasında bulunma ihtimali var” diye konuştu.
Geminin aşçıbaşı Abdülbaki Mirzaoğlu’nun amcası Recai Yılmaz, 2 Eylül’den beri AFAD’ın Silivri’de kurduğu kriz masasından gelişmeleri takip ettiklerini söyledi. “Gemiye müdahale edilmedi, deniz dibi tarama yapılmadı. AFAD yetkilileri bize 2-3 gün önce, iki gemi bir denizaltı gelecek, çalışma yürütecek dedi. O biraz heyecan yarattı. Hep bunu istedik. Hâlâ bunu talep ediyoruz. 9 insanın her birinin bir ailesi, sevenleri, çevresi var. Kiminin eşi, çocukları, kiminin nişanlısı, kiminin babası, kiminin kardeşi. Böyle olunca ister istemez buradan kopamıyoruz. Kopabilmemiz için en azından naaşlarını almamız gerekiyor. Naaşlarına kavuşup onlara bir bayram günü, bir cuma günü mezarları başında Fatiha okumak. Mezarlarına dokunabilmek için metanetle bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
Recai Yılmaz, toplumun duyarlı olmasını istedi. Yeğeninin 48 yaşında olduğunu ve 7 ay sonra emekli olacağını belirterek “Bunca yıl emek verdi. Bir sürü planı vardı. Bu kaza belki on aileyi ilgilendiriyor ama aslında çok daha büyük bir olay. Allah göstermesin, binlerce insanın içinde bulunduğu bir turizm gemisi de olabilirdi. Ülkenin hali çok daha kötü bir durumda olurdu. Deniz işletmeciliğinin eksiklerinin giderilmesi gerekiyor” dedi.
Merve Temel de bilirkişi raporunda Tuğberk İmamoğlu gemisinin takip cihazının bozulmuş olduğunun belirtildiğini anımsatarak “Sistemin bozulduğunu kıyı emniyeti trafik hizmetleri tespit etmeliydi. Radardan görebilirdi. Burada bir ihmal var” diye konuştu.
Bilirkişi ön raporlarında her iki gemide de köprü üstü disiplinsizliği, vardiya standartlarının terk edilmesi ve durumsal farkındalık kaybı gibi unsurlar yer almıştı.
Alsu gemisinin birinci ve üçüncü kaptanı tutuklanmış, Tuğberk İmamoğlu’nun AIS cihazının kapalı olduğu tespit edilmişti.
Arama kurtarma çalışmaları Deniz Kuvvetleri, Sahil Güvenlik ve Kıyı Emniyeti unsurları tarafından sürdürülüyor. Aileler, enkazın bulunduğu bölgede daha kapsamlı dip taraması ve mümkün olan müdahalelerin yapılmasını talep ediyor.
41 gündür Silivri’de bekleyen yakınlar, sevdiklerinin naaşlarına ulaşıp onları toprağa vermek ve mezar başında dua edebilmek için umutla direniyor.
Yakınlarının mezar yeri olsun diye 41 gündür Silivri’de bekleyen aileler, bu süreçte yaşadıklarını Cumhuriyet’ten Batu Bozkürk’e anlattı.