NASA, Ay’da kalıcı bir insan varlığı oluşturma hedefiyle yürüttüğü Artemis programı kapsamında, enerji krizini çözecek nükleer reaktör projesinde sona yaklaştı.
2026 yılının ilk haftaları itibarıyla test süreçleri hız kazanan bu reaktörler, güneş panellerinin işlevsiz kaldığı 14 gün süren zifiri karanlık Ay gecelerinde kesintisiz güç sağlamak üzere tasarlandı.
Geleneksel güneş enerjisi sistemlerinin aksine, "Fission Surface Power" (Yüzey Fisyon Gücü) adı verilen bu sistem, uranyum çekirdeklerinin parçalanmasıyla elde edilen ısıyı elektriğe dönüştürerek çalıştı. Yaklaşık 40 kilovat güç üretim kapasitesine sahip olan bu üniteler, bir evin on yıllık enerji ihtiyacını karşılayabilecek düzeyde bir verimlilik sergiledi.
KÜRESEL UZMANLAR: BU BİR DÖNÜM NOKTASI
Projenin bilimsel temelleri ve geleceği hakkında değerlendirmelerde bulunan yabancı bilim insanları, nükleer enerjinin Ay’daki stratejik önemine dikkat çekti.
Dr. Anthony Calomino (NASA Nükleer Teknoloji Portföy Yöneticisi); Projenin teknik altyapısı hakkında yaptığı açıklamada, "Fisyon sistemleri, çevresel koşullardan bağımsız olarak güvenilir enerji sağladı. Bu reaktörler, Ay yüzeyindeki keşif operasyonlarımızın ve gelecekteki Mars görevlerimizin omurgasını oluşturdu" ifadesini kullandı.
Prof. Dr. Michelle Hanlon (Mississippi Üniversitesi Hava ve Uzay Hukuku Programı Direktörü); Konunun ekonomik ve hukuki boyutuna değinerek, "Enerji, Ay ekonomisinin para birimidir. Bu reaktörlerin devreye girmesiyle birlikte, Ay kaynaklarının yerinde kullanımı ve uzay madenciliği artık teorik bir tartışma olmaktan çıkıp ticari bir gerçekliğe dönüştü" değerlendirmesinde bulundu.
AY EKONOMİSİ VE UZAY MADENCİLİĞİ
Bu gelişme, bilimsel merakın ötesinde devasa bir ekonomik potansiyeli de beraberinde getirdi.
Ay’ın güney kutbunda bulunan su buzu yataklarının işlenmesi ve nadir toprak elementlerinin çıkarılması için ihtiyaç duyulan devasa enerji, bu nükleer üniteler vasıtasıyla sağlandı.
Uzmanlar, Ay reaktörlerinin başarısının, Dünya yörüngesinin ötesinde kurulacak olan ilk endüstriyel tesislerin de önünü açtığını vurguladı.