Başkent’in siyasi kulislerinde her gün yeni bir iddia dolaşıma sokuluyor. Her yeni iddianın ardından karşılıklı atışmalara tanıklık ediyoruz. Bende ki en net ve de somut bilgi ise saray ve CHP arasındaki görüşmelerin sıkı bir şekilde devam ettiği yönünde…
“Neyin nesi bu görüşme. Ona düpedüz pazarlık denir” dediğinizi duyar gibiyim. Her iki kanatta bendeki bilgiyi doğruluyor ve “pazarlık değil görüşme yapıyoruz” dedikleri için kaynakların ifadesine bağlı kalıyorum. Hâlâ itiraza devam ediyorsanız; o zaman saflığıma verin.
Başkent kulislerine dün akşam saatleri itibarıyla son düşen sıcak iddia ise “6 Mayıs’ta nispi butlan karar çıkacak” şeklindeydi. “Mutlak Butlan” Türkiye’de sık rastlanan kararlar değildir. İtiraf edeyim; “Nispi Butlan”ı ise ben hiç duymamıştım. İnternette bazı kaynaklardan neyin nesi diye baktım. Şöyle tariflere rastladım;
-Nispi Butlan (göreceli hükümsüzlük), bir hukuki işlemin, taraflardan birinin iradesinin sakatlanması (hata, hile, korkutma) gibi nedenlerle sadece ilgili kişinin açacağı dava ile iptal edilebilir olmasıdır. İşlem iptal edilene kadar geçerlidir, ancak iptal davası sonucu baştan itibaren geçersiz sayılır.
Nispi Butlan Örnekleri:
Aldatma (Hile): Bir kişinin, antika olmadığı halde antika olduğu söylenerek kandırılıp bir vazoyu yüksek fiyata alması. Aldatılan, iptal davası açarak işlemi geçersiz kılabilir.
Korkutma (İkrah): Tehdit edilerek bir evi değerinin çok altında satmaya zorlanan kişinin, sözleşmeyi imzaladıktan sonra iptal davası açması.
Yanılma (Hata): Altın zannederek sarı kaplama bir takıyı satın alan kişinin, işlemi iptal ettirmesi.
Evlilikte Ayırt Etme Gücünden Yoksunluk: Evlenme sırasında geçici bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun olan eşin, evliliğin iptalini dava etmesi.
-Nispi butlan ile mutlak butlan arasındaki farka gelecek olursak mutlak butlan baştan itibaren geçersiz iken nispi butlan baştan itibaren geçersiz değildir. Mutlak butlanda taraflarca ileri sürülebileceği gibi hakim tarafından resen de göz önünde bulundurulabilirken nispi butlanda yalnızca taraflarca ileri sürülebilir. Mutlak butlandaki işlem sonradan geçerli hale getirilmezken nispi butlanda işlem sonradan geçersiz hale getirilir.
***
Doğrusunu söylemek gerekirse “Nispi Butlan” iddiası pek kafama yatmadığı için Türkiye’de örnekleri var mı diye de araştırdım. Şöyle bir bilgiye ulaştım;
-Türkiye'de nispi butlan kararları, genellikle evlilik işleminin tarafların iradelerindeki sakatlıklar (hata, hile, korkutma) nedeniyle iptal edilmesi (evliliğin iptali davası) bağlamında karşımıza çıkmaktadır.
Türkiye’de yargının iktidarın sopasına dönüştüğü günleri dolu dolu yaşadığımız için ihtiyatı elden bırakmadım. CHP cephesinden hukukçu kimliği ile tanıdığımız Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’a sorduk. Bayraktutan, böyle bir kararın alınamayacağına vurgu yaparak YENİÇAĞ’a şu değerlendirmeyi yaptı;
“Nispi Butlan kararını mahkeme vermez mevcut hukuki süreç dikkate alındığında. Açılmış ve devam eden bir dava süreci var, bunu unutmamak gerekir. Kaldı ki böyle bir kararın örneği de yok.
Böyle bir karar verilmiş olduğu takdirde, o zaman mevcut yönetimde değişiklik olmaz ancak bu yönetimde hiçbir işlem yapamaz. Örneğin, olağan kurultay sürecini başlatamaz. Bu karar alt mahkemede açılan kararın tüm yargı süreçlerini geçerek, yani İstinaf Mahkemesi ve Yargıtay aşamaları tamamlana kadar süreci buzdolabına kaldırmak anlamına gelecektir.
Bu süreci partilerin Yüksek Disiplin Kurulu Kararlarına benzetmek bir noktada mümkün. Örneğin bir parti üyesi tedbirli, olarak disipline sevk edilirse partideki görevleri dahil, hiç parti faaliyetine katılamıyor, karar süreçlerinde etkin olamıyor. Parti Disiplin Kurulu kararını verdikten sonra itiraz süreci içinde itiraz etmez ise parti üyeliği sona eriyor. Burada da tedbir tam anlamıyla olmasa bile bu sürece benzemekte.”
Burası Türkiye… “Asla ol(a)maz” dememeyi acı acı yaşayarak tecrübe ettik!.. Hukukun adeta paçavra edilerek ne kararlar alındığını da yaşayarak gördük.
***

Farklı bir konu;
Gazeteciler tarihe tanıklık ederler… Değerli meslektaşım ve dostum gazeteci Atakan Çelik, “Yüzyılın Tanığı; Anadolu Ajansının Asırlık Öyküsü” nü yazdı. “Geyve’de direnişin sesi olarak başlayan yolculuğun” nerelere vardığını bilmek isterseniz Atakan Çelik’in değerli eserini mutlaka okumanızı tavsiye ederim.