Yurt çapında CHP’li belediye başkanlarına yönelik soruşturmalar, başından beri Anayasal düzen içinde sürdürülmedi. Bu uygulamalar, Tük hukukunda olmayan düşman ceza hukuku kapsamına da sokulamaz. Çünkü sadece CHP’ye soruşturma yapmak, hiçbir hukukla bağdaştırılamaz. Dolayısıyla, alınan yargı kararları sonunda, CHP’nin kazandığı belediye başkanlıklarının AKP’ye geçmesi de hukukla izah edilemez. Soruşturmaların, “Ya benim partime geçersin ya da tutuklanırsın” tehditlerinden sonra başlaması, Aydın’da AKP’ye geçmeyi kabul eden başkanın soruşturmalarının kapatılması, buna karşılık, AKP’ye geçmeyi reddeden Bursa başkanının tutuklanması, ardından CHP’li Meclis üyelerinin polis tarafından içeri alınmadığı baskın bir oylamayla Bursa’ya AKP’li bir başkan seçilmesi, olsa olsa orman hukuku uygulamasıdır.

Bu saldırıyla, sanki demokratik sistem işliyormuş gibi veya ara seçim istemek gibi klasik muhalefet mantığı ile baş etmek mümkün değildir. Bu bir darbeyse ve bir yıldır sürdürülüyor da önü alınamıyorsa, muhalefet anlayışını kökünden değiştirmek gerekir. CHP, öncelikle bu gerçeği görmeli ve bu şartlara göre olağanüstü bir direniş göstermelidir ki iktidara geri adım attırabilsin...

***

Uluslararası ilişkilerde de orman kanunları uygulanan bir iklimdeyiz. Öyle ki CHP’nin üye olduğu ve dünya genelinde sosyal demokrat partileri bir araya getiren Sosyalist Enternasyonal'den bile ses çıkmıyor! Aynı kurum, ABD ve İsrail’in Gazze, Lübnan ve İran’a saldırması, devlet yöneticilerini, ilkokul çocuklarını katletmesi karşısında bile sağırdır. Sosyalist Enternasyonal, Lübnan’a saldırı konusunda bile “Yıllar boyunca Hizbullah’ın yol açtığı zarar ile İsrail Ordusu'nun süregelen ve tırmanan saldırıları arasında, zengin bir kültürel geleneğe ve karmaşık bir toplumsal yapıya sahip bir ülke yok edilmektedir” diye açıklama yaparak, soruna sadece bu ülkedeki Hristiyanlar açısından baktığını göstermiştir.

Türkiye’deki siyasi irade ise böyle bir ortamda, Körfez ülkeleri ile birlikte, İran’ın bu ülkelerdeki ABD üslerine yönelik misillemelerini kınayabilmiştir. Türkiye, Körfez ülkelerindeki ABD üslerinden İran’ın vurulması konusunda ise ses çıkarmamıştır.

***

Kısacası Türkiye’deki siyasi iadenin iç politikada hukuk askıya alması, uluslararası hukuku çiğneyen ABD ile birlikte hareket etmesinden destek bulmaktadır.

Zaten, The Economist dergisi de bu durumu, “İran'daki savaşta Erdoğan ne kadar vazgeçilmez hale gelirse, Ekrem İmamoğlu'nun hapiste geçireceği süre de o kadar uzayacaktır. Ortadoğu'daki kaos, Erdoğan'ı Batı için vazgeçilmez kılıyor.” şeklinde yorumlanmıştır.

Bursa’ya el konulabilmesinin ardında yatan motivasyon da bu destekten kaynaklanıyor.

Öyle ki Ankara’daki NATO zirvesi öncesinde “NATO'nun Ankara Zamanı” adıyla toplantı düzenleniyor.

NATO’nun Ankara zamanı olduğu için mi, Boğazlar ve Adana’da, Montrö ve Anayasa’ya aykırı olarak NATO kolordu karargâhları kuruluyor?

NATO’nun Ankara zamanı olduğu için mi, ABD’li emekli albay ve Savunma Bakanlığı eski danışmanı Douglas McGregor “İran’ı başarıyla yok ettikten sonra, dikkatler Türkiye’nin yok edilmesine çevrilecek. Kaçınılmaz olarak Türkiye, İsrail ile karşı karşıya gelecek, bu muhtemelen Suriye’de olacak” diyebildi?

***

Emekli Amiral Cem Gürdeniz’in ifade ettiği gibi “Günümüzde NATO Türkiye için güvenlik değil aksine risk üreten bir yapıya dönüşmüştür.”

Süleyman Demirel’in ünlü sözüyle, “NATO demek ABD demektir.”

Dışişleri Bakanlığı ise Türkiye’yi bir taraftan İran ile diğer taraftan Rusya ile karşı karşıya getirmek isteyen ABD ile birlikte hareket ederken “Ülkemiz, Avrupa-Atlantik güvenliğinin asli platformu olan NATO’daki öncü rolünü ilk günden beri aynı kararlılık ve 360 dereceli güvenlik anlayışıyla sürdürmektedir.” diye açıklama yapmıştır.

360 dereceli güvenlik anlayışı ne demektir? Editörhaber. com, bu kavrama işaret ederek, “Türkiye'nin 360 derece güvenlik perspektifi, sadece askeri değil aynı zamanda siyasi, ekonomik ve sosyal boyutları içeren kapsamlı bir yaklaşım. Bu model, özellikle hibrit tehditlerin ve asimetrik savaşların arttığı günümüz dünyasında NATO için önemli bir referans oluşturuyor. Türkiye'nin bölgesel etkisi ve savunma kabiliyetleri, ittifakın gelecek stratejilerinin şekillenmesinde belirleyici rol oynayacak gibi görünüyor.” diye yorumladı.

İşte CHP’ye saldırılar, iktidarın 360 derecelik güvenlik politikalarından kaynaklanıyor. CHP, buna karşılık 45 derecelik savunma yapıyor! Saldırı 360 derece ise savunma da en az onun kadar geniş açıya sahip olmalıdır!