Kıymetli dostlar, yazılarımı takip edenler bilirler, bu yedinci makalem oluyor.
Taa 2023 yılının Ekim ayında yazdığım “Adım Adım Üçüncü Dünya Savaşı’na” başlıklı makalemden başlamak üzere,
Şubat 2022’de başlayan Rusya-Ukrayna Savaşı’yla ve bilhassa İsrail-Gazze savaşının alevlenmesiyle Üçüncü Dünya Savaşı’nın başladığını yazmıştım.
Türkiye’de belki de dünyada sayılı kimsenin düşünebildiği fakat kimsenin cesaret edip yazamadığı bu görüşü naçizane yıllar öncesinden cesaretle yazmıştım.
Günümüzden tam iki sene önce Mart 2024’te yazdığım yazımda şöyle demişim;
“Elinizde tuttuğunuz bir dosya kâğıdını, alt tarafından bir kibrit ateşiyle birkaç yerden delik açar şekilde tutuşturun.
İşte dünya şu anda bu durumda. Yani yaşadığımız Dünya birkaç yerden ateşlendi. Gitgide büyüyecek olan bu ateş Dünya’nın tamamına yakınını ateş çemberine çevirecek. Ve milyarlara varan insan ölümleri olacak.”
Bundan tam iki buçuk yıl önce yani 12 Ekim 2023’te yazdığım başka bir makalemde de aynen şöyle yazmışım;
“ABD başta olmak üzere diğer dünya devletlerini yularlarından sürükleyen İsrail devleti ve onun efendileri önce milyonlarca insan kanı akıtarak Irak’ı sonra Suriye’yi ABD’ye işgal ettirmiştir.
Şimdi sıra İran ve Türkiye’dedir.”
Bu yazıdan bir yıl sekiz ay sonra yani Haziran 2025’te 12 gün savaşı ile ABD-İsrail ortaklığı İran’a saldırdı. Sekiz ay sonra da şimdi ikinci saldırı başlatıldı.
Kıymetli dostlar, bu arada patlak veren Afganistan-Pakistan savaşını da sayarsak şu anda dünyada Rusya, Ukrayna, İsrail, ABD, İran, Filistin, Yemen, Suriye, Lübnan, Hindistan ve Pakistan’ın savaş halinde olduklarını düşünürsek 15’e yakın ülke savaşla boğuşuyor, bunun yanında 30’a yakın ülke de bu savaşlardan dolaylı olarak etkileniyor.
Evet, iki yüze yakın Devletin bulunduğu dünyada bu sayılar için dünya savaşı denmez ama zamanla bu sayı artarsa artık dünya savaşı denir herhalde,
Ve başlangıcı da 2022’de başlayan ve halen devam eden Rusya-Ukrayna savaşı kabul edilir.
Zira birinci ve ikinci dünya savaşları da, zamanla savaşa katılan devletler artarak aşağı yukarı 4’er yıl sürmedi mi?
Mutlak geleceği elbette Yüce Allah bilir, bizler ancak tahminde bulunuruz ki, bu savaş dünya savaşlarının sonuncusu olacağına göre ve hâlihazırda 4 sene geçtiğine göre bunun daha uzun süreceği anlaşılmaktadır.
Bunları nereden biliyorsun? diye düşünenler olabilir. Dostlar dünya olaylarını yorumlarken doğru tahminlerde bulunabilmenin yolu, dünyada işlerin nasıl döndüğü konusunda yeterli bilgiye sahip olmanın yanında tarihi kaynakları iyi okumakla ve ayrıca dini kaynaklar ile mezcedebilmekten geçer. Bunu yapabilen her insan gelecek konusunda doğruya yaklaşan tahminlerde bulunabilir.
Hemen şunu da ilave edeyim ki, yeryüzündeki vicdan sahibi bütün insanlar gibi ben de dünyada savaşların olmasını asla ve kat’a istemem. Ama acı olan gerçekleri ortaya koyalım da herkes kendi geleceğini ona göre ayarlasın.
Yazımıza dönelim, evet önceki yıllardaki Irak işgali ve Suriye iç savaşlarını da dâhil edersek dünyada şu ana kadar 6 milyona yakın insan üstelik kadın-çocuk demeden savaşlarda katledilmiş durumdadır. Günlük hayatın koşuşturması arasında bunun farkında mıyız?
Daha önce yazsam da bu şu bilgiyi tekrar yazmadan geçemeyeceğim;
Dostlar, yaşamakta olduğumuz 3. Dünya savaşının kararı 100 yıl öncesinden alınmış bir karardır. Önce imparatorlukların yıkılarak küçük devletçiklere ayrılması için uluslararası bankerlere finanse ettirilen 1. Dünya savaşı çıkarılmış ve öylede sonuçlandırılmıştır.
İsrail Devletinin kurulması için o zamanın dünya horozu İngiltere tarafından yine uluslararası bankerlere finanse ettirilerek ve Hitler delisi kullanılarak çıkarttırılan 2. Dünya savaşı da istendiği gibi sonuçlandırılmıştır.
Şimdi de Trump zır delisi ile psikopat cani Binyamin’i kullanılarak Büyük İsrail Devleti ve üstünde Kudüs merkezli Tek Dünya Devleti kurulması için 3. Dünya Savaşı başlatılmıştır. Öyle ki kaynaklarda, daha Birinci Dünya Savaşı biter bitmez ikincisinin hazırlıklarına başlanıldığı dahi söyleniyor.
Üçüncü Dünya Savaşının hazırlıklarının da ikinci savaştan hemen sonra başlanıldığını söyleyebiliriz. O günlerden bu günlere doğru dünyada gelişen olaylara bakıldığında bunun ipuçları görülebilir.
Türkiye Neden Sırada?
Bizim medyaya bakarsanız, bir kısım emekli asker ve diğer uzmanların görüşlerine göre “Şu ana kadar ABD veya İsrail tarafından Türkiye'ye yönelik herhangi bir saldırı planı veya açıklama bulunmuyor.
Uzmanlar, Türkiye'nin jeopolitik konumunun hassas olmasına rağmen doğrudan bir saldırı riskiyle karşı karşıya olmadığı görüşünde.” deniyor.
Dostlar, olaylar hiç de onların çoğunun televizyonlarda anlattıkları ve köşelerinde yazdıkları gibi gerçekleşmiyor.
Hatta öyle ki, o ellerinde sopalarla ekranlara çıkan anlı şanlı uluslararası ilişkiler uzmanları sizi hep yanlış yönlendiriyorlar. Esasında onların çoğu da gayrı milli bakış açılarıyla işin içindeler. Yani gizliden karşı tarafa çalışıyorlar. Ama tabii ki, sureti haktan görünüyorlar.
Gönül elbette savaş istemez ama hadi bakalım göreceğiz, kim haklıymış.
Biz diyoruz plan 100 sene önceden çizilmiş, savaş kapımıza dayanmış, uzmanlar diyor, bir plan yok.
Biz tombalacı tahmininde bulunmuyoruz. Bilimsel bilgilere dayanıyoruz. İşte ispatı!
Ben anlatayım kararı siz verin. ABD-İsrail Türkiye’ye saldıracak mı? Savaş olursa ne zaman olacak?
Bu soruma cevabı önceki bir makalemden alıntı yaparak vereyim, bakın ne yazmışım?
“Bir defa şunu ortaya koyalım; apayrı kıtalarda devam eden Ukrayna-Rusya Savaşı ile Ortadoğu’daki İsrail-Gazze ve diğer savaşlar birbirinden bağımsız değillerdir. Aynı merkezden yönetilen ve yönlendirilen savaşlardır. Aynı eller, ilgili yönetimlere ne yapmaları gerektiği yönünde telkinler vermekte ve ilgililer de bunları uygulamaktadırlar.
Yani açıkçası olaylar sermayedar kodamanların televizyonlarının, gazetelerinin söylediği gibi gelişmiyor. Bize tiyatronun görünen yüzü seyrettiriliyor ama perdenin arkasından haberimiz yok!
Trump’ın başa geldiğinde bu savaşa mani olacağı söylenmekte ise de bu görüşünü seçimlerde oy toplamak için söylediğini tahmin ediyorum. Nitekim yeni kuracağı kabinenin Siyoncu görüşten olanlardan meydana geldiği ortaya çıkmadı mı?
Velev ki, bu savaşı durdurmaya yeltense de, Kennedy’nin başına gelenle karşılaşacağı inkâr edilemez bir gerçek değil midir? ABD’li Avukat yazar John Koleman bir olaydan bahsederken aynen “Bu, Komitenin küresel planlarına karşı duran liderlerin de yok edilmeleri demektir.” diyor. (25 Kasım 2024 tarihli yazımdan)
Hani, Trump başa geçince barış için çalışacaktı, hani Rusya-Ukrayna Savaşını bitirecekti.
Evet, dediğim gibi oluyor, Siyonist ekibiyle Trump İsrail’i de yanına alarak İran’a saldırıyor.
Artık İsrail’in Arzı mevud hayalini bilmeyen kalmamıştır herhalde. Diyorlar ki, biz Tanrı tarafından seçilmiş özel bir milletiz. Tanrımız da Tevrat’ta Mısır’daki Nil nehrinden Türkiye’deki Fırat nehrine kadar olan bölgeyi bizim olması için vadetti. O halde biz bu aradaki toprakları savaşla vs. almalıyız.
Bu durumda İran’ın batı bölgesi ile Türkiye’nin Güneydoğu bölgesi Yüce Allah’ın sözüm ona Yahudilere, size veriyorum, dediği topraklara giriyor.
İran’ın batı bölgesini alabilmek için şimdilerde İran’a saldırdıklarına göre, demek ki, bizim Güneydoğu bölgemizi alabilmek için de yakında sıra bize gelecek.
Zaten şimdiden İran’ın batı bölgesinde yerleşik Kürt halkını kışkırtıp tampon bölge oluşturmaya başladılar bile.
Uzmanların da söylediği gibi Türkiye farklı bir devlet. Binlerce yıllık devlet geleneği olan, köklü ve kudretli bir maziye sahip, Osmanlı gibi büyük İmparatorluklar yönetmiş, Kurtuluş Savaşıyla da kudretli bir devlet kurmuş, ayrıca disiplinli ordusuyla ve inançlı halkıyla ne Arap ülkelerine benzer ne diğerlerine.
Yani demek isteniyor ki, Türkiye’ye saldırmaya cesaret edemezler. Tekrar söylüyorum, böyle bir durumu ne ben isterim ne de Türk halkından kimse ister. Böyle bir şeye teşebbüs ederlerse elbette ağızlarının payını alacakları da kesindir.
Ancak dostlar bu kararları veren insanlar sizin bildiğiniz gibi normal insanlar değiller. Bunlarda acıma, merhamet, insanlık gibi iyi duygular kesinlikle yoktur. Bunlara şeytanlaşmış insanlar deniyor. Açıkçası mafya vari bir yapı ile karşı karşıyayız.
Siyoncu görüşe sahip olan bu kişiler kararlarını tahrif edilmiş Tevrat’tan aldıkları için hayali ve bilim dışı düşünüyorlar, çocuk-kadın demeden öldürebiliyorlar ve önlerine çıkan gerçekler karşısında dahi geri dönüşü olmayan kararlar alabiliyorlar.
Dikkat edilirse her bir devlete değişik taktik uygulanıyor. Irak’a hava ve deniz kuvvetlerinin yanında kara gücü ile giriyor. Suriye’yi iç savaşlarla bölüyor, parçalıyor, devlet başkanını yetiştirdiği örgütlere kovduruyor. İstediğini başa getiriyor.
Libya’yı aynı şekilde parçalıyor, Devlet başkanını halkına öldürttürüyor. Venezuela’ya bir gece ansızın dalıyor, devlet başkanını alıp götürüyor.
Büyük lokma İran’ı önce havadan vur kaç operasyonlarıyla felç ediyor, en gelişmiş füzelerle askeri ve sivil devlet adamlarını öldürüyor. Bu arada ülkedeki azınlık halklara silah verip kendi devletiyle savaştırıyor.
Yani gördüğünüz gibi her Devletin durumuna göre taktik geliştirerek emeline doğru ilerliyor.
Kısacası şu bir gerçek ki, 3 bin yıldan beri vadedilmiş toprakları almayı kafaya koymuş bu şeytanlaşmış insanlar emellerine bir adım kalmışken şimdi mi vazgeçecekler?
Allah korusun ama bakalım Türkiye’ye hangi taktikle gelecekler. Ne zaman mı? Eh, savaş alevleri etrafımızı sardığına göre, yıl hesabı değil de ay hesabı yapmak gerekiyor herhalde, ona da siz karar verin.
Bize düşen uyarmak. Devlet adamlarımıza düşen de dikkatli olmak ve hazırlıklı olmaktır.