Türk iş dünyası Suriye pazarına yönelik stratejik adımlarını hızlandırırken, Şam ziyaretiyle ikili ekonomik ilişkilerde yeni bir dönem başladı.
Türk şirketlerinin yeni rotasında hedef 10 milyar dolar: 5 büyük soru işareti var
Ticaret Bakanlığı ve TÜSİAD heyetlerinin art arda gerçekleştirdiği Şam ziyaretleriyle Suriye, Türk iş dünyasının radarına girdi. İki ülke arasında 10 milyar dolarlık ticaret hedefi masadayken, şirketler için finansman, tahsilat ve hukuki güvence başlıkları önemini koruyor.
Kaynak: Haber Merkezi
Patronlar Dünyası’ndan Kerim Ülker’in haberine göre ilk aşamada Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) organizasyonuyla yaklaşık 40 Türk şirketinin yer aldığı geniş katılımlı bir heyet Suriye’ye gitti.
Bu kapsamda Türkiye, Şam Uluslararası Fuarı’na 33 stantla çıkarma yaptı. İnşaat, kimya, gıda, teknoloji, enerji ve sanayi sektörleri Türk şirketleri açısından öne çıkan başlıca alanlar oldu.
Bu ihracat hamlesinin hemen ardından TÜSİAD Yönetim Kurulu 31 Ağustos - 2 Eylül tarihleri arasında Şam’da üç günlük kapsamlı temaslar gerçekleştirdi.
TÜSİAD heyetinde Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Perihan İnci ve Fatih Kemal Ebiçlioğlu ile Ankara Temsilcisi Ü. Barış Urhan yer aldı.
Gerçekleştirilen bu program, sıradan bir iş dünyası gezisinin ötesine geçerek kritik resmi ve kurumsal görüşmelere sahne oldu.
TÜSİAD heyeti Suriye'de Ekonomi Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin yanı sıra Merkez Bankası, Varlık Fonu, Ticaret Odaları Birliği, Sanayi Odaları Birliği ve yerel iş dünyası örgütleriyle bir araya geldi.
Yapılan görüşmelerde Suriye’nin yeniden yapılanması, yatırım ve ticaret fırsatları, finansmana erişim, mevzuat, bürokrasi, altyapı ihtiyaçları ve dış ticaret koşulları detaylı bir şekilde masaya yatırıldı.
Bu başlıkların her biri, Türk şirketlerinin komşu ülkeye adım atarken yanıt aradığı temel soruları da gözler önüne serdi.
Arka arkaya gerçekleşen bu üst düzey ziyaretler, Türk iş dünyasının Suriye pazarını yeniden yakından incelemeye başladığını net bir şekilde ortaya koyuyor.
İki ülke arasındaki ekonomik hareketliliğin arkasında ise büyük bir hedef yer alıyor.
Türkiye-Suriye ticaret hacmi 2025 yılında yaklaşık 3,7 milyar dolara ulaşırken, açıklanan yeni ve nihai hedef 10 milyar dolar olarak belirlendi.
Bu hedef gerçekleştiği takdirde iki ülke arasındaki ticaret bugünkü seviyesinin yaklaşık 2,7 katına çıkacak.
Öte yandan Suriye’nin ekonomik önemi yalnızca satılacak ürünlerle sınırlı kalmıyor; yıkılan şehirlerin yeniden inşası, enerji altyapısı, yollar, konutlar, sanayi tesisleri, lojistik hatları ve gıda üretimi önümüzdeki yıllarda devasa bir yatırım ihtiyacı barındırıyor.
Fırsatların büyüklüğü kadar risklerin de göz ardı edilmediği süreçte, Türk şirketlerinin önünde henüz netlik kazanmamış beş temel soru bulunuyor:
Bir Türk şirketinin Suriye yatırımlarını hangi banka finanse edecek?
Tahsilatlar hangi para birimi ve hangi bankacılık sistemi üzerinden yapılacak?
Büyük ölçekli projelerde teminat mekanizması nasıl işletilecek?
Yabancı yatırımcılar hangi hukuki güvencelere sahip olacak?
Ticari uyuşmazlıklarda hangi hukuk ve tahkim mekanizması geçerli kılınacak?
Tüm bu maddelere ek olarak, Suriye’nin yeniden yapılanmasının milyarlarca dolarlık devasa faturasını kimin finanse edeceği sorusu da yanıt bekliyor.
Bu kritik soruların detayları netleşmeden Şam’a giden her Türk şirketinin hemen yatırım yapmasının beklenemeyeceğini vurgulanıyor.