Emekli aylıklarının düşüklüğü ve olası zam oranları kamuoyunun en önemli gündem maddeleri arasında yer almaya devam ederken, SGK uzmanı Özgür Erdursun Dünya gazetesindeki köşe yazısında sorunun kökenine dikkat çekti. Cumhurbaşkanı'nın sınırlı bir iyileştirme yapılabileceğine dair açıklamaları ve her altı ayda bir gündeme gelen refah payı tartışmalarının kısa vadeli rahatlamalar sağladığını belirten Erdursun, asıl sorunun emekli aylığı hesaplama sisteminin yapısında olduğunu ifade etti.
Geçmiş yıllardaki enflasyon farkı ve refah payı uygulamalarını hatırlatan Özgür Erdursun, önümüzdeki döneme ilişkin olası senaryolara değindi. Yıllık enflasyonun yüzde 29 bandında gerçekleşmesi durumunda SSK ve Bağ-Kur emeklileri için 6 aylık artışın yüzde 9–10, memur ve memur emeklileri için ise toplu sözleşme hükümleriyle birlikte yüzde 7–8 dolayında olmasının beklendiğini aktardı.

EN DÜŞÜK EMEKLİ AYLIĞI İÇİN 30 BİN TL SENARYOSU
En düşük tamamlanan emekli aylığının 23.552 liradan 30 bin liraya çıkarılmasının gündeme gelebileceğini belirten Erdursun, mevcut taban tutara göre bunun yaklaşık yüzde 27,4’lük bir artış anlamına geldiğini kaydetti. Erdursun, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
"Hangi yöntem tercih edilirse edilsin, kararın kapsamı ve kök aylıklara etkisi açık biçimde ortaya konulmalıdır. Asıl mesele, her altı ayda bir yapılan bu küçük müdahalelerin kalıcı bir çözüm üretip üretmediğidir. Emekli aylıklarının düşüklüğünü yalnızca EYT’ye ya da deprem sonrası ekonomik koşullara bağlamak doğru değil. Sorun, son yıllarda ortaya çıkan tek bir gelişmeden ibaret değil; emekli aylığı hesaplama sisteminin yapısını da tartışmak zorundayız."
ASGARİ ÜCRET İLE EMEKLİ MAAŞI ARASINDAKİ MAKAS DARALDI
Emekli aylıkları ile asgari ücret arasındaki değişimi rakamlarla gözler önüne seren Özgür Erdursun, 2002 Aralık ayında en düşük SSK emekli aylığının net asgari ücretten yüzde 39,7 daha yüksek olduğunu, günümüzde ise en düşük tamamlanan emekli aylığının net asgari ücretten yüzde 16,1 daha düşük seviyede kaldığını belirtti. Emekli aylığının asgari ücrete oranının yüzde 139,7’den yüzde 83,9’a gerilediğine dikkat çekti.

"KALICI ÇÖZÜM İÇİN ÜÇ TEMEL AYAK ŞART"
Mevcut sistemin adil ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması gerektiğinin altını çizen Erdursun, çözüm için atılması gereken adımları üç ana başlık altında sıraladı:
“Prim gün sayısı, sigortalılık süresi ve prime esas kazanç, bağlanacak aylık üzerinde daha güçlü ve anlaşılır bir etkiye sahip olmalı; kayıtlı çalışmayı cazip kılan bir düzen kurulmalıdır.
Yüksek enflasyon koşullarında aylık TÜFE’ye bağlı otomatik güncelleme veya aylık avans-mahsuplaşma modeli tartışılmalıdır.
Güncelleme katsayısının, büyümenin hesaba katılma biçiminin ve aylık bağlama oranlarının birlikte gözden geçirilmesi gerekmektedir.”
Erdursun, en düşük aylık meselesine ilişkin olarak ise, "Yasal emeklilik koşullarını yerine getiren bir kişinin aylığının, makul bir yaşam standardını sağlayacak güvenilir bir tabanın altına düşmememesi gerektiğini savunuyorum. Bu tabanın net asgari ücretin altında kalmaması hedeflenebilir. Ancak yalnızca Hazine’den fark ödeyerek milyonlarca kişiyi aynı tutarda buluşturmak, fazla prim ödeyen ile az prim ödeyen arasındaki ilişkiyi zayıflatıyor" dedi.
Kalıcı çözümün zam oranını artırmaktan ziyade emeği, primi ve çalışma süresini karşılıksız bırakmayan adil bir sistemi kurmaktan geçtiğini vurgulayan Erdursun, sözlerini noktaladı.