Prof. Dr. Osman Bektaş, Marmara'yı tek bir hat olarak kabul eden "Ana Marmara Fayı" tanımının Mw7 ve üzeri büyüklükte tek bir deprem senaryosunu öne çıkardığını ifade etti.
Prof. Dr. Osman Bektaş uyardı: Büyük İstanbul Depremi’nde ezber bozan yeni senaryo
Marmara Bölgesi'nin deprem riskine yönelik ezber bozan bir açıklama geldi. Prof. Dr. Osman Bektaş, bölgedeki deprem beklentisini anlamanın yolunun depremin büyüklüğünden ziyade, fay hatlarının nasıl tanımlandığıyla doğrudan ilişkili olduğunu belirtti.
Kaynak: Haber Merkezi
Buna karşılık, bölgenin "Marmara Fay Zonu" olarak kabul edilmesi durumunda ise Çınarcık, Orta Marmara ve Tekirdağ çek-ayır (pull-apart) havzalarındaki çok sayıda aktif fayın varlığına dikkat çekti.
Bu karmaşık yapı nedeniyle, 1963 ve 2025 yıllarında yaşananlara benzer Mw6 ve üzeri büyüklükteki depremlerin de en az büyük deprem senaryosu kadar ciddi bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Doğru bilimsel kavramların doğru deprem senaryoları oluşturmanın temelini oluşturduğunu hatırlatan Prof. Dr. Bektaş, “. Bilimde doğru kavram, doğru deprem senaryosunun temelidir. Marmara'yı tek bir çizgiyle açıklamak mı, yoksa karmaşık bir fay zonu olarak anlamak mı?” dedi.
Bektaş, paylaşımına bir de grafik ekledi. Grafiğe göre "Ana Marmara Fayı Yaklaşımı” modelinde, uzun süreli gerilme birikimi tek bir fayda odaklanır ve kırılma uzun mesafelerde tek parça halinde ilerleyebilir. Bu yaklaşımın temel odağı, geniş bir alanı etkileyen, uzun süreli ve yıkıcı etkiye sahip Mw 7.0 - 7.6+ büyüklüğündeki büyük deprem senaryolarıdır.
İkinci yaklaşım olan "Marmara Fay Zonu Yaklaşımı" ise bölgedeki deformasyonun çok sayıda fay arasında paylaşıldığını savunur. Çınarcık, Orta Marmara ve Tekirdağ gibi pull-apart (çek-ayır/kırılma çukurları) havzalarında; doğrultu atımlı, normal, oblik ve transfer/bağlantı faylarından oluşan karmaşık bir fay ağı mevcuttur. Bu modelde gerilme birden fazla faya dağılır; kırılma farklı faylarda dallanabilir, durabilir veya birden fazlası birlikte kırılabilir.
Dolayısıyla, tekil fayların kırılmasıyla oluşabilecek Mw 6.0 - 6.5 arası depremler de temel senaryolar arasında yer alır. Çoklu fayların birlikte kırılması durumunda ise büyüklük Mw 6.5 - 7+ seviyesine ulaşabilir.
Son yıllardaki jeolojik ve jeofizik çalışmalar, özellikle çek-ayır havzalarda bu karmaşık fay zonu yapısını güçlü bir şekilde ortaya koymaktadır. Nitekim 1963 (Mw 6.3) ve 2025 (Mw 6.2) depremleri, havza içindeki fayların Mw 6 ve üzeri depremler üretebildiğini açıkça gösterdi. Uzmanlar, bu durumun bölgede büyük bir deprem olmayacağı anlamına gelmediğini, ancak tek senaryonun Mw 7 ve üzeri bir depremle sınırlandırılmaması gerektiğini vurguluyor.
Hangi modelin benimsendiği, beklenen deprem büyüklüğünü ve olasılık hesaplarını doğrudan değiştirdiği için risk yönetiminde senaryo çeşitliliğini dikkate almak hayati bir önem taşıyor. Bektaş’a göre bilimde "doğru kavram, doğru senaryo ve doğru önlem" ilkesi, İstanbul'un deprem geleceğini belirleyecek en kritik tartışma olarak öne çıkıyor.