Eski milli sporcu Halil Beşkardeşler ve ortaklarının izledikleri bir YouTube videosundan ilham alarak kurdukları Plant Factory, İstanbul İstinye Park'ın eksi 5'inci katında Türkiye'nin tarım pratiklerini kökten değiştiriyor. Geleneksel tarıma kıyasla yüzde 95 daha az su tüketen ve hiçbir zirai ilaç (pestisit) kullanmadan yılın 365 günü üretim yapabilen girişim, hem HORECA (Otel, Restoran, Kafe) sektörüne hem de son tüketiciye teknolojik ve sağlıklı gıda sunuyor.
İstanbul’un göbeğinde yer altından servet çıkıyor: Tarımı bitirecek hasat
Toprak yok, güneş yok, tarım ilacı yok ama üretim 365 gün kesintisiz sürüyor. İstinye Park'ın eksi 5'inci katına kurulan yeraltı fabrikasındaki hasat ile NASA'nın hedefini gerçekleştirdiler.
StoryBox YouTube kanalına konuşan kurucu ortaklardan Halil Beşkardeşler, sıfır ziraat bilgisiyle çıktıkları yolda, bugün milyonlarca Euro'luk yatırımla geleceğin "uzay tarımına" göz kırpan bir teknoloji üssü kurduklarını anlattı.
Finans yüksek lisansına sahip eski bir milli sporcu olan Halil Beşkardeşler'in tarım serüveni, ortaklarıyla birlikte yeni bir iş modeli ararken izlediği bir video ile başladı.
Videoda, New Jersey'deki bir gece kulübünde kapalı alanda üretim yapan bir girişimcinin hikayesi anlatılıyordu. Ziraat kökenli olmayan dört ortak, yaklaşık bir yıl süren literatür taramasının ardından bu fikre yatırım yapmaya karar verdi.
Beşkardeşler, başlangıçtaki zorlukları anlatırken, daha fikir aşamasındayken çok yakın dostlarının bile kendilerine "Deli misiniz?" dediğini belirtiyor. Türkiye gibi toprakları verimli olan tarım toplumlarında "ne ekersen çıkar" algısının hakim olduğunu söyleyen Beşkardeşler; teknolojinin tüm nimetlerinden faydalanarak karbon ayak izini azaltan, 40-500 kilometre yol yapmadan tüketiciye ulaşan şehir içi tarım modelini hayata geçirmeyi hedeflediklerini ifade ediyor. Yaklaşık beş yıl boyunca kendi öz sermayeleriyle Ar-Ge faaliyetlerini sürdüren ekip, iki yıl önce çıktıkları yatırım turunda büyük bir değerleme üzerinden fon alarak projeyi bugünkü devasa boyutlarına taşıdı.
Plant Factory'nin halihazırda İstinye Park'ın yerin beş kat altındaki 1500 metrekarelik üretim tesisi, dışarıdaki hava koşullarından, kar veya fırtınadan tamamen bağımsız olarak yılın 365 günü aynı kalitede üretim yapıyor.
Sistemin en dikkat çekici tarafı, geleneksel tarıma göre su kullanımını yüzde 95 oranında azaltması ve toprak yerine su kültüründe yetişen bitkilere hiçbir şekilde haşere veya böcek ilacı (pestisit) verilmemesi. Fabrikada bitkilerin fotosentez ihtiyacı güneş ışığı yerine özel spektrumlu LED aydınlatmalarla sağlanırken, doğadaki rüzgar etkisi de raflar arasındaki özel fanlarla yaratılarak bitkilere gereken stres veriliyor. Beşkardeşler, kurdukları bu 1 dönümlük kapalı alanın, geleneksel tarımdaki 315 dönümlük bir tarlaya eşdeğer verim sağladığının altını çiziyor.
Günde 2.500, yılda ise toplam 900.000 adet taze ürün çıkarma kapasitesine sahip olan Plant Factory, özellikle restoran, otel ve kafeler için büyük bir operasyonel avantaj sunuyor. Topraksız ortamda el değmeden yetişen fesleğen, marul, pazı (kale) ve taze baharatlar, yıkanmadan doğrudan tabağa servis edilebiliyor. Bu durum işletmelerin su, personel ve fire maliyetlerini ciddi oranda düşürüyor.
Modifiye atmosferli özel paketlemeler sayesinde karbondioksiti içeride tutup oksijeni dışarı atarak ürünlerin raf ömrü uzatılıyor. Böylece HORECA sektörü, mevsimsel fiyat dalgalanmalarından etkilenmeden yılın her günü sabit fiyatlı taze ürüne ulaşabiliyor. Beşkardeşler'in bir sonraki vizyonu ise üretim kapasitesini artırıp maliyetleri daha da aşağı çekerek bu sağlıklı paketli ürünleri orta gelir grubundaki tüketicilerin sofralarına da ulaştırabilmek.
Üretimle yetinmeyen Plant Factory, bu yeni nesil teknolojinin eğitimini de misyon edinmiş durumda. Kurulan akademi üzerinden dikey tarım eğitimleri veren ekip, aynı zamanda Mutfak Sanatları Akademisi'nde geleceğin şeflerine özel dersler düzenliyor.
Amaçlarının, dünyada yeni gelişmekte olan ve pastası henüz tam paylaşılmamış bu sektörde Türkiye'nin söz sahibi olabilmesi olduğunu vurgulayan Beşkardeşler, dışa bağımlı olmadan yerli teknoloji geliştirmenin gururunu yaşadıklarını belirtiyor.
Geliştirdikleri teknolojiyi "uzay tarımının bir provası" olarak gören ekip, 30 yıl sonra yaşanabilecek olası kolonileşme senaryolarında bu üretim metotlarının insanlığın temel ihtiyacı olacağına inanıyor. Beşkardeşler, şu an yüzde 25 kapasite ile üretime başlayan fabrikanın hızını kısa sürede artırarak Türkiye’nin kapalı dikey tarımdaki öncü rolünü sağlamlaştırmayı amaçlıyor.