Milyonlarca ücretli çalışanı yakından ilgilendiren bordro kesintileri, özellikle yılın ilerleyen aylarında maaşların neden azaldığı sorusunu yeniden gündeme getiriyor.
Her ay maaşınızdan kesiliyor: Kimse farkında değil
Milyonlarca ücretli çalışanı yakından ilgilendiren her ay maaş kesintileri dikkat çekiyor Özellikle yılın ilerleyen aylarında maaşların neden azaldığı sorusu yeniden gündeme geldi.
Özel sektörde ve kamuda çalışan vatandaşlar, brüt maaş üzerinden yapılan yasal kesintiler nedeniyle ellerine geçen net tutarın aydan aya eridiğine şahit oluyor.
İş kanunu ve vergi mevzuatına göre şekillenen bu kesintiler, net maaşı belirleyen en önemli faktör konumunda bulunuyor.
Çalışanın aylık brüt kazancı üzerinden ilk olarak Sosyal Güvenlik Kurumu kesintileri devreye giriyor.
Sağlık hizmetlerinden kesintisiz yararlanmak ve gelecekte emeklilik hakkı kazanabilmek amacıyla brüt maaştan yüzde ondört oranında SGK işçi primi kesiliyor.
Buna ek olarak, olası bir işten çıkarma durumunda işsizlik ödeneği alınabilmesi için brüt ücretin yüzde biri oranında işsizlik sigortası fonu kesintisi uygulanıyor.
Toplamda yüzde onbeş oranına ulaşan bu ilk kesinti grubu brüt maaştan düşüldükten sonra, vergilendirmenin temelini oluşturan gelir vergisi matrahı ortaya çıkıyor.
Çalışanların net maaşının yaz aylarından itibaren düşmesine neden olan ana unsur ise artan oranlı gelir vergisi dilimleri olarak karşımıza çıkıyor.
Kümülatif matraha, yani yıl başından beri elde edilen toplam vergi matrahına göre uygulanan bu sistemde, gelir arttıkça vergi oranı da yükseliyor.
Yıla yüzde onbeşlik ilk dilimden başlayan çalışanlar, gelirleri arttıkça yüzde yirmi, yirmi yedi, otuz beş ve kırk seviyelerine kadar çıkan vergi kesintileriyle karşı karşıya kalıyor.
Ancak burada tüm çalışanları koruyan önemli bir kalkan bulunuyor. Tüm maaşların asgari ücrete denk gelen kısmı hem gelir vergisinden hem de binde yedi virgül elli dokuz oranındaki damga vergisinden tamamen muaf tutuluyor.
Bu istisna uygulaması, üst vergi dilimlerine geçişte yaşanacak maaş kayıplarını bir nebze olsun hafifletiyor.
Sistemin görünmeyen yüzünde ise şirketlerin ve işletmelerin katlandığı devasa personel maliyeti yatıyor. Net maaş çalışanın hesabına yatarken, işverenin kasasından çıkan tutar sadece brüt ücretle sınırlı kalmıyor.
Brüt ücretin üzerine, düzenli prim ödeme teşviki uygulandığında yüzde onbeş buçuk oranında SGK işveren payı ve yüzde iki oranında işveren işsizlik sigortası payı da ekleniyor.
Bu durum, işverenin kasasından çıkan toplam maliyet ile çalışanın cebine giren net rakam arasındaki makasın ne kadar açık olduğunu gözler önüne seriyor. Bordrodaki bu matematiksel süreci doğru okumak, yıl içindeki gelir değişimlerini anlamlandırmak adına büyük önem taşıyor.