Erdoğan’ı son yaptığı grup toplantısında dinliyordum, gözlerim öyle kapalı da değildi. Hatta Erdoğan konuştukça fal taşı gibi açıldı gözlerim…

Övünmek gibi olmasın, günleri ve tarihleri unuttuğum ya da karıştırdığım pek görülmüş şey değildir. Ama Erdoğan’ın konuşması bir an şüpheye düşürdü beni. “Yoksa bugün 27 Mayıs’ın ya da 28 Şubat’ın yıldönümü mü” diye sordum kendime!

Öyle ya… Erdoğan grup toplantısının büyük bir bölümünü “CHP ve darbecilik” ilişkisine ayırdı. Video bile seyrettirdi. Ağırlıklı olarak da 27 Mayıs üzerinden CHP’ye ithamlarda bulundu…

Erdoğan “CHP ve darbe” konseptli grup konuşmasını niye yaptı sizce?

İktidarın muhalefet karşısında sıkışınca ya da toplumsal dikkati kaydırma ihtiyacı duyduğunda 1940’lı yıllara, 27 Mayıs’a doğru zamanda yolculuk yapması, AKP’nin geleneğinde görülmemiş bir şey değil elbet. Ama bu sefer ki zamanda yolculuğun altında zihinlerdeki sessiz dönüşüm var. Erdoğan’ın gördüğü ve kendi siyaseti için sorun yaratacak “tehlike” var…

Anlatmaya çalıştığım şu; Erdoğan’ın en bilinen özelliklerinden biri, kamuoyu araştırmalarına ve toplumsal algıya verdiği önemdir. Bu anlamda geçmişte atılan geri adımları da biliyoruz. Erdoğan’ın toplumsal algıda en çok da muhafazakâr kesimlerin hassasiyetlerini önemsediği de bilinen bir özelliği…

Bana öyle geliyor ki, Erdoğan darbeciliğin “CHP’nin milli sporu” olduğu konusunda toplumsal algıda bir tahkimat yapılması gerektiğini gördü. Çünkü, Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanması ile başlayan ve sürekli olarak genişleyen CHP'ye yönelik kuşatma ve yargı eliyle yapılan baskılar muhafazakâr siyasetin klasik darbecilik anlatısını toplumsal algıda tahrip etti.

Eski Türkiye’yi ve CHP’yi “mahkûm” eden söz konusu geleneksel darbe anlatısı tamamen unutulmasa da etkisini yitirdi. “Demokrat-Darbeci” veya “Demokrat-Vesayetçi” rolleri yer değiştirdi. Anketlerde İBB davasının siyasi olduğuna dair inancın yüksek oranda çıkması da değişen algılamanın bir göstergesi…

Bundaki en büyük etkenlerden biri de CHP lideri Özgür Özel’in 19 Mart sürecini her fırsatta “darbe” olarak göstermesi ve iktidarın yerel seçimde sandıktan çıkan sonucu hazmedemediğine işaret etmesi oldu…

Sizin anlayacağınız, gün gibi ortadaki Erdoğan ideolojik bir ajitasyon yaparak değişen “demokrat- darbeci” rollerini eski pozisyonuna döndürmek istiyor. Roller eski şeklini alıncaya kadar da klasik darbe anlatısı üzerinden söylemler kullanmaya devam edeceğe benziyor…

Peki Erdoğan başarabilir mi? “Darbeci” kostümünü yeniden CHP’ye giydirebilir mi? Zor değil, imkânsız!

İmkânsız, çünkü Ekrem İmamoğlu hapiste olduğu sürece, CHP’ye ve belediyelerine yargı kıskacı devam ettiği sürece, CHP’ye yönelik operasyonların sandığa sırt çevirme olduğu algısını kırılmadıkça iktidar partisi kostüm değişikliği yapamaz.

İmkânsız, çünkü Ekrem İmamoğlu meselesi bir yargı meselesi olarak değil, doğrudan siyasal rekabetin parçası olarak algılanıyor.

İmkânsız, çünkü iktidarın uzun yıllar boyunca kurduğu “mağduriyet” ve “vesayetle mücadele” anlatısını, bugün yeniden üretmekte zorlanıyor. Dahası dün sistemin dışında konumlanan iktidar, bugün sistemin kendisi haline gelmiş durumda.

Kısacası ortada, bir “anlatı krizi” var. İktidar eski hikâyeyi anlatıyor, ama toplum artık başka bir hikâyeyi dinliyor.

Ortaya koyduğum tablo, aslında Erdoğan iktidarının sistemin kendisi haline geldikçe sıkıştığını ve siyaset üretme kapasitesinin daraldığını gösteriyor.

Mutlak güç haline gelen Erdoğan mutlak rıza yaratamıyor. Çünkü rıza, yalnızca güçle inşa edilen bir şey değildir; aynı zamanda adalet duygusuyla, ortak akılla ve toplumsal meşruiyetle beslenir. Gücün yoğunlaştığı her yerde, eğer bu denge unsurları zayıflıyorsa, ortaya çıkan şey rıza değil, en fazla sessizlik olur. O sessizlik ise ilk fırsatta yerini itiraza bırakır…

Yazının dibi; Erdoğan 27 Mayıs’ı işaret ederek, “Darbeciliğin kitabını CHP yazmıştır” dedi. 27 Mayıs'ın arkasında İsmet Paşa'nın, CHP'nin, ABD'nin ya da herhangi bir unsurun olmadığının ve 27 Mayıs'ın ne olup olmadığının kitabını da ben yazdım. Meraklısı, bilinmeyen 27 Mayıs’ı okumak için Kırmızı Kedi yayınlardan çıkan “27 Mayıs İhtilali ve Gizli Lideri-Bay Gölge” adlı kitabımı okuyabilir…