Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Diyarbakır’da “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin yaptığı açıklamada, “Çözüm süreciyle ilgili olarak biz bunun bir referandumla milletin iradesinin rol oynayacağı bir şekilde ortaya konulması gerektiğini düşündük. Özellikle PKK örgüt mensuplarının affedilmesiyle ilgili konuda şehit ailelerinin ve gazilerimizin son sözü söylemesi gerektiğini ifade ettik. Ancak bu şekilde olmadı” ifadelerini kullandı.
Çeşitli temaslarda bulunmak üzere Diyarbakır’a gelen Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, düzenlediği basın toplantısıyla gündeme ilişkin değerlendirmede bulundu.
Konuşmasına “Fitnenin yolu Diyarbakır’dan geçmez” diyerek başlayan Erbakan, “İhanet projelerinin yolu Diyarbakır’dan geçmez. Büyük İsrail’in, Büyük Orta Doğu Projesi’nin yolu Diyarbakır’dan geçmez. Diyarbakır’dan hakkın, adaletin ve hakikatin yolu geçer. Ümmet olmanın, kardeş olmanın yolu Diyarbakır’dan geçer. İslam birliğinin yolu Diyarbakır’dan geçer. Fitnenin, nifakın ve ayrışmanın değil, bin yıllık sarsılmaz kardeşliğin merkezi bu diyardır” dedi.
“ANA DİLLERİMİZ, HER BİRİMİZE, ANALARIMIZIN AK SÜTÜ GİBİ HELALDİR VE HAKTIR”
Anadilini kullanmak insanların en tabii hakkı olduğuna işaret eden Erbakan, şunları kaydetti:
“Allah’ın kullarına bahşettiği hakların hiçbir beşeri sistem veya vesayet odağı tarafından engellenemeyeceğine inanmışlarız. Dillerimizin farklılığı da, soylarımızın, boylarımızın çokluğu da bizzat Allah’ın takdiridir, Rabbimizin varlığının ve kudretinin birer nişanesidir. Bize düşen, Allah’ın ayetlerinden olan bu farklılıkları yok saymak değil, birbirimizin diline, kimliğine ve yaradılışına saygı duymaktır. İnsanların kendi örf ve adetlerine göre yaşaması, ana dilini konuşması ve evlatlarına öğretip aktarması, en tabii hakkıdır. Bunu engellemeye kalkarsanız zulmedersiniz, zalim olursunuz. İşte biz ana dilinin öğrenilmesine de konuşulmasına da bu nedenle tarafız. Bitlis’te söyledim, Van’da söyledim, bugün bir kez de Diyarbakır’da söylüyorum, ana dillerimiz, her birimize, analarımızın ak sütü gibi helaldir ve haktır. Bir dilin yaşatılması, öğretilmesi ve gelecek nesillere aktarılması o insanların en doğal hakkıdır. Bunun özel okullar yoluyla veya mümkün olması halinde devlet okulları yoluyla da yapılabileceğini düşünüyoruz”
“DEVLET, VATANDAŞINA SOPAYLA DEĞİL, ŞEFKATLE YAKLAŞMAK ZORUNDADIR”
“Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin görüşlerini açıklayan Erbakan, bu topraklarda kardeşliği ihya etmekte hiç kimse Milli Görüş’le boy ölçüşemeyeceğini söyledi. Kardeşlik sadece süslü laflarla değil, kendin için istediğini kardeşin için istemekle olduğuna vurgu yapan Erbakan, şöyle konuştu:
“Kardeşlik, kardeşi aç iken tok yatmamakla olur. Kardeşlik, bundan 50 sene evvel 'yapamazsınız, çalıştıramazsınız' diyenlere aldırmadan, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’yu fabrikalarla, ağır sanayi hamleleriyle donatan Milli Görüş ile olur. Kardeşlik, 1990’ların zifiri karanlığında, canı yanan, ezilen ve çaresiz bırakılan bölge halkının çığlığını duymakla olur. Biz bu coğrafyada kimin ezildiğini, kimlerin omuzlarına ağır yükler bindirildiğini çok iyi biliyoruz. Yıllarca bu kargaşanın, bu yanlış politikaların en ağır faturasını mazlum bölge halkı ödedi, gariban köylümüz ödedi. Bir yanda yakılan köyler, boşaltılan mezralar, yurdundan edilen feryat içindeki aileler, anasının kucağından koparılıp dağa kaldırılan gencecik evlatlarımız. Diğer yanda ise terörle mücadele kılıfı altında işlenen vahim hatalar, kötü muameleler, gayriinsani yöntemler ve hafızalara simsiyah bir leke gibi kazınan beyaz Toros skandalları. Adaletin ve merhametin katledildiği bir toprakta kardeşlik fidanı yeşerir mi? Devlet, vatandaşına sopayla değil, şefkatle yaklaşmak zorundadır. İşte bu yüzden ‘gardiyan devlet’ anlayışını tarihe gömecek, adil, şefkatli ve hizmetkar ‘garson devlet’ anlayışını bu ülkeye hakim kılacağız.
“BİZ BU SÜREÇTE HİÇBİR ZAMAN ÇÖZÜMSÜZLÜKTEN YANA OLMADIK”
Bunca acıdan, bunca insani dramdan sonra bugün hala milletin iradesini yok sayan kayyum atamalarıyla mı huzur tesis edilecek? Kayyum atanan belediyelerde cezalandırılan yine o ezilen halktır, yok sayılan halkın öz iradesidir. Ankara’da iktidara da seslendik, eğer samimi iseniz kayyum uygulamalarına son vereceksiniz. Terörsüz Türkiye konusunda bizim duruşumuz dün de netti, bugün de nettir. Biz bu süreçte hiçbir zaman çözümsüzlükten yana olmadık, aksine her zaman samimi ve kalıcı bir çözümün yanında durduk. Nitekim Meclis’te kurulan komisyona da üye vererek bu sorumluluktan kaçmayacağımızı açıkça gösterdik. Ancak bizim arzumuz kapalı kapılar ardında yürütülen siyasi hesaplar, gizli pazarlıklar değildir. Bizim arzumuz çözümün, toplumun tüm kesimlerini kapsayacak şekilde geniş bir tabana yayılması ve bu kadar hayati bir meselenin referandum yoluyla doğrudan halkımızın onayına sunulması, kahir ekseriyetin desteğiyle de sarsılmaz bir meşruiyet kazanmasıdır.”
“İKTİDAR, HER 100 LİRALIK VERGİNİN 20 LİRASINI DOĞRUDAN FAİZE YATIRACAK”
2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu’na ilişkin partisinin görüşünü açıklayan Erbakan, bütçeyi borç ve faiz bütçesi olarak yorumladı. Emeklinin ve emekçilerin çektiği bu geçim sıkıntısının asıl sebebinin faiz olduğuna vurgu yapan Erbakan, şöyle devam etti:
“Çünkü önümüze konan 2027 yılı bütçesi de ne yazık ki yine bir borç ve faiz bütçesidir. Açıklanan rakamlara baktığımızda acı tablo hemen kendini gösteriyor: Bütçe giderleri 27 trilyon lirayı aşarken, gelirler 23 trilyon lirada kalmaktadır. Aradaki yaklaşık 4 trilyon liralık devasa açık ise yine borçlanmayla kapatılacaktır. Peki, bu borçlanma neye yol açıyor? Borç arttıkça, doğal olarak milletin sırtındaki faiz faturası da kabarmaktadır. Nitekim 2027’de sadece faize gidecek para tam 4 trilyon liradır. Yani iktidar, vatandaştan toplayacağı her 100 liralık verginin 20 lirasını doğrudan faize yatıracaktır. Millete ve üretime kaynak bulamayanlar, iş imtiyazlı holdinglere gelince 2,5 trilyon liralık vergi muafiyeti tanımaktan da geri durmamaktadır. Zaten faize ayrılan bu devasa rakamlar, iktidarın önceliğinin millet olmadığını kanıtlamaktadır. Çünkü faize ödenen bu para sağlığa ayrılan payın 2 katı, tarıma ayrılan payın 5 katı, sanayi ve üretime verilen desteğin ise tam 16 katıdır. İşte asıl can yakıcı nokta burasıdır, göz göre göre faize ve rantçılara kurban edilen bu trilyonlar, bu ülkenin geleceğinden çalınmaktadır.”
“BELEDİYE BAŞKANLARIN PARTİ DEĞİŞTİRME KONUSUNDA İKTİDARIN ÇOK CİDDİ BİR ÇALIŞMASI VAR”
Daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erbakan, bir gazetecinin belediye başkanlarının parti değiştirmesine yönelik sorusunu şöyle yanıtladı:
"Sadece Yeniden Refah Partisi'nden değil CHP'den de birçok partiden başkanlar geçiyorlar. CHP'den geçen belediye başkanı sayısı da hemen hemen bizden geçen belediye başkanı sayısına yaklaştık. İktidarın bu noktada çok ciddi bir çalışması var. Bu belediye başkanlarını ya tabiri caizse köşeye sıkıştırarak sopa göstererek veya da birtakım kolaylıklar ve menfaatler sağlayarak belediye çalışmalarına ilişkin bu belediye başkanlarını transfer etmeye devam ediyorlar, ettiler. Bu sadece Yeniden Refah Partisine özgü bir durum değil. Ancak bizim bazı belediye başkanlarımızın geçmesinde tabii ki bizim o dönemde seçimde bölgelerde o bölgelerde ve Türkiye genelinde yüksek bir oy oranına ulaşma hedefimizle bizimle kuruluşumuzdan itibaren yol yürümemiş seçim döneminde bize gelmiş ve tabi olmuş. İlk defa Yeniden Refah Partisi'yle çalışan bir takım belediye başkan adaylarını göstermemizin de bir miktar etkisi oldu. Ancak tabii o dönemde seçimi kazanmak ve Türkiye geneli oy oranımızın yükselmesini sağlamakla böyle bir tercih de bulundu. İnşallah bundan sonra kalan belediye başkanlarımızın sağlam bir şekilde yola devam edeceğini düşünüyoruz."
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, "Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin partisinin görüşünün sorulması üzerine, şunları kaydetti:
“Çözüm süreciyle ilgili olarak biz bunun bir referandumla milletin iradesinin rol oynayacağı bir şekilde ortaya konulması gerektiğini düşündük. Özellikle PKK örgüt mensuplarının affedilmesiyle ilgili konuda şehit ailelerinin ve gazilerimizin son sözü söylemesi gerektiğini ifade ettik. Ancak bu şekilde olmadı. Meclis’ten büyük bir çoğunlukla geçti. Biz de şu anda süreci takip ediyoruz. Örgütün bir an önce tasfiyesi, silahların teslim edilmesi, huzur ve barışın tesis edilmesi bizim de en önemli önceliğimiz."