Türk Borçlar Kanunu'nun ilgili maddelerine göre, kiracılar belirli kurallara uymadığında 3*0 gün içerisinde tahliye edilebilecek.
Bu 3 şeyi yapan kiracılar 30 günde kapı dışarı edilecek, hiçbir hak da alamayacak
Kiracı-ev sahibi anlaşmazlıklarında mahkeme salonu ve uzlaştırma büroları dolup taşarken, kiracılar tahliye taleplerine karşı direnebiliyor. Ancak kiracılar 3 şeyi yaparsa 30 günde kapının önüne koyulabiliyor.
İşte kiracıların uymakla yükümlü olduğu o şartlar ve ev sahiplerinin yasal hakları...
Kiralık konutlarda ortak yaşam kurallarına uymayan, gürültü yapan veya taşınmazı amacı dışında kullanan kiracılar için yasal tahliye süreci başlatılabiliyor. Mevzuata göre, bir konutu kiralayan kişinin yalnızca kira bedelini zamanında ödemesi, yasal sorumluluklarını tamamen yerine getirdiği anlamına gelmiyor.
Türk Borçlar Kanunu'nun ilgili maddelerine göre kiracı; kiralanan yeri sözleşmeye uygun kullanmak, taşınmazın temizlik ve bakım yükümlülüklerini yerine getirmek ve en önemlisi komşularına gerekli saygıyı göstermekle yükümlüdür.
Eğer kiracı;
- Sürekli gürültü yaparak çevreye rahatsızlık veriyorsa,
- Apartmanın ortak yaşam kurallarını ihlal ediyorsa,
- Konutu mesken amacından çıkarıp depo, iş yeri veya günlük kiralık daire gibi şekillerde kullanıyorsa,
ev sahibi için haklı fesih ve tahliye süreci doğmaktadır.
30 GÜNLÜK İHTAR ŞARTINA DİKKAT
Yasal prosedürde, komşuluk kurallarına ve özen borcuna aykırılık tespit edildiğinde ev sahibinin kiracıya yazılı bir ihtarname göndermesi gerekir.
Bu ihtarnamede, kiracıya durumunu düzeltmesi için en az 30 gün süre tanınması esastır. Bu süre içinde uyarılara rağmen yasal düzeltmeyi yapmayan veya kurallara uymamaya devam eden kiracılar evinden tahliye edilme riskiyle karşı karşıya kalır.
SÜRE BEKLENMEDEN DOĞRUDAN TAHLİYE MÜMKÜN MÜ?
Kanun bu noktada önemli bir istisna tanımaktadır: Kiracının sergilediği olumsuz davranışlar, apartmandaki diğer sakinler için durumu "çekilmez" bir boyuta ulaştırdıysa veya kiracı eve kasten ağır bir zarar verdiyse, ev sahibi 30 günlük süreyi beklemek zorunda değildir. Bu gibi durumlarda süre verilmeksizin doğrudan tahliye davası açılabilir.
SADECE "KOMŞULAR RAHATSIZ OLUYOR" DEMEK YETMİYOR
Sadece "komşular rahatsız oluyor" şeklindeki soyut iddialar tahliye için mahkemede yeterli kabul edilmemektedir. Hukuk mahkemeleri, mülk sahibinin talebini değerlendirirken özen borcuna aykırılığın somut delillerle ispatlanmasını şart koşar.
Mahkeme sürecinde davanın seyrini belirleyen ve ispatı kolaylaştıran en önemli unsurlar şunlardır:
Resmi Kolluk Tutanakları: Gürültü ya da bina içi huzursuzluk yaşandığı esnada olay yerine çağrılan polis veya jandarmanın tuttuğu resmi kayıtlar en güçlü delillerin başında gelir
Bina Yönetim Defteri ve Şikayetler: Apartman veya site yönetiminin karar defterine geçen şikayet maddeleri, yönetim tarafından tutulan tutanaklar ve sakinlerin yazılı başvuruları.
Komşu ve Tanık Beyanları: Rahatsızlık duyulan katta veya binada yaşayan diğer kat maliklerinin mahkeme huzurunda vereceği sözlü tanık ifadeleri.
Uzmanlar, bu tür komşuluk ihtilaflarında mülk sahiplerinin yasal haklarını koruyabilmeleri adına, yaşanan olumsuz her durumun resmi kanallarla (tutanak, dilekçe, ihtar) zamanında kayıt altına alınması gerektiğinin altını çiziyor.