DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, önümüzdeki seçime ne AK Parti ne de CHP’ye yaslanmayan yeni bir ittifak modeli ile gidileceğini bunun çalışmasının yapıldığı işaretini verdi. Bu yeni modelde Yeni Yol Grubu’nu oluşturan DEVA, Saadet ve Gelecek dışında başka partiler ve bağımsız siyasetçilerin de olabileceğini söyledi.
Ali Babacan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’da değişim iradesinin zerresini görmediğini, CHP’nin de yeni yönetim ile farklılaştığını savunarak,“ Dolayısıyla zayıf ihtimaller üzerinde değil de gördüğümüz gerçekler üzerinden hareket etmek daha faydalı olur, enerjimizi boşa harcamayız. Şu an bizim bütün odağımızı, enerjimizi yeni bir alternatif inşasına toplamış durumdayız.” dedi.
Antalya’da gazetecilerle buluşan DEVA Partisi lideri Ali Babacan, AK Parti ile bir araya gelme ve ittifak söylentilerine ilişkin sorulara cevap verirken net mesajlar Verdi. AK Parti’den ayrılış gerekçelerinin değişmediğinin altını çizen Babacan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ancak Keskin bir U dönüşü yapması durumunda bir araya gelebilecekleri mesajını Verdi.
Ali Babacan, AK Parti ya da CHP ile seçim ittifakı konusunda sorulan sorulara şu cevabı Verdi:
“Hukuksuzluklar, adaletsizlikler, yolsuzlukla mücadelede gerekli iradenin ortaya koyulmaması, ehil ve dürüst insanların yerine yanlış insanların devlet yönetimine getirilmesi, kararların istişare edilmeden alınması... Bütün bunlar bizim zaten ayrılık sebebimiz. Şimdi ayrılık sebeplerimiz orada dururken bizim herhangi bir şekilde yeniden Sayın Erdoğan'la, AK Parti'yle bir iş birliği yapmamız söz konusu olmaz. Günün birinde çok sert bir U dönüşü yaparlar mı? "Yanlış yaptık. Bunların hepsini düzeltelim. Tekrar hukuka, adalete dönelim. Yargıya müdahale etmeyelim,
talimat vermeyelim yargıya. Yolsuzluk işini bitirelim memleketten, silelim atalım. Gerçekten ehil, dürüst, çalmayan, çaldırmayan insanları iş başına getirelim.
İstişareyle karar alalım. Öyle tek kişinin dediği olmasın memlekette." Bunu günün birinde derler mi? Çok zor ihtimal yani. Çok çok zor. Dolayısıyla hani bunlar olursa bilemiyorum. Ama ihtimal çok zayıf olduğu için biz o zayıf ihtimal üzerinden hareket etmiyoruz şu an. Ama kimseye de, kimseye de kapıları da kapatmıyoruz. Çünkü siyasette hiç asla "asla" dememek lazım.
SİYASETTE “ASLA “ DEMEMEK LAZIM AMA ERDOĞAN’DA DEĞİŞİMİN ZERRESİNİ GÖRMÜYORUZ
Yani hiçbir zaman "asla" dememek lazım siyasette. Bizim hiç kimseyle kişisel sorunumuz yok. Hiç kimseyle şahsi problemimiz yok. Biz ilkeler ve değerler üzerinden siyaset yapıyoruz. Ama aynı zamanda reel bir zeminde ve olabilecekler üzerinden siyaset yapıyoruz. Dolayısıyla bugün itibarıyla, AK Parti'de de Sayın Erdoğan'da böyle kuvvetli bir değişim iradesi görmüyoruz. Hatta değişim iradesinin zerresini görmüyoruz. Dolayısıyla böyle bir ortamda yani yeniden bir araya gelelim, yeniden konuşalım açıkçası zor. Ama seçimde daha var. Cumhuriyet Halk Partisiyle 2023'te evet aynı masaya oturduk.
Ama o gün Cumhuriyet Halk Partisi ne diyordu? Helalleşme diyordu. "Yanlış yaptık.
Gelin barışalım, gelin helalleşelim." diyordu. Daha farklı bir tonda ve çizgide 2023 seçimlerine girdiler. Sonra yönetim değişikliği oldu. Şu anda başka bir tablo görüyoruz orada. Onun için bunlar
önümüzde gördüğümüz gerçekler.
Dolayısıyla zayıf ihtimaller üzerinde değil de gördüğümüz gerçekler üzerinden hareket etmek daha faydalı olur, enerjimizi boşa harcamayız diye düşünüyorum. Şu an bizim bütün odağımızı, enerjimizi yeni bir alternatif inşasına toplamış durumdayız. “
YENİ YOL, YENİ PARTİ VE KİŞİLERLE YENİ MODEL
Ali Babacan, seçimlere yeni bir model ile gidilmesi için çalışma yaptıklarını söylerken bu model içerisinde DEVA, Saadet ve Gelecek dışında partiler ve bazı bağımsız siyasetçilerin de olabileceğini açıkladı. Babacan, şöyle devam etti:
“ Yeni Yol grubunun önümüzdeki süreçte bir ittifak yapısına dönüşmesini mümkün ve muhtemel görüyoruz şu anda. Aynı zamanda bizlerle ittifak içerisinde olabileceğini düşündüğümüz siyasi partiler var. Ya da bizim çalışmalarımıza katılacağını beklediğimiz, düşündüğümüz müstakil, siyasetçiler var.
Önümüzdeki haftalarda ve aylarda bizim gayretimiz, işte seçimlere doğru giderken bir yeni alternatif, yeni alternatif inşası . Bu konuda bir yeni bir ittifak yapısı kurmak ve vatandaşlarımızı iki kutuplu siyasete mahkum etmemek. Yani vatandaşlarımıza siyah ve beyaz iki tane seçeneği var. Kusura bakma, ikisinden birisini seç dememek. böyle siyah beyaz bir kutupa hapsedip çoraklaştırmamak. Bizim şu andaki hedefimiz ve niyetimiz bu. Ve bununla ilgili talep var. Bununla ilgili güçlü bir beklenti var. “
CHP BÜYÜK SALDIRI ALTINDA
Belediyelere yapılan operasyonlara ilişkin soruyu da cevaplandıran Ali Babacan, “Bir yıl geçti. Cumhuriyet Halk Partisi çok ciddi bir saldırı altında. Özellikle belediyelere yapılan bu siyasi operasyonlar Türkiye'deki demokrasiye, halkın iradesine, halkın oyuna, sandığa yapılmış büyük bir darbe. “ dedi.
Operasyonlara usul açısından ilk günden bu tarafa tepki gösterdiğini hatırlatan Babacan, CHP ve tüm siyasi partilere yaptığı öneriyi de açıkladı:
BABACAN’DAN PARTİLERE DENETİM MEKANİZMASI KURUN ÖNERİSİ
“Dosyaların esasında her bir belediyede, her bir dosyada ne olduğunu bilmemiz de mümkün değil.. Madem yargıya güvenmiyoruz, madem yargı siyasi baskı altında, madem iddianamelerin bir kısmı boş diyoruz, bir kısmında bir şeyler var ama bilemiyoruz diyoruz. Burada yapılması gereken şu:
Her bir siyasi partinin kendi içinde öncelikle bir denetim mekanizması kurması lazım. Bu zor bir şey değil. Partilerin kendi belediye başkanlarıyla ilgili iddialar ne var ne yoksa kendi sistemlerinde, kendi içlerinde işletmeleri gerekir. Sıkıntısı olan belediye başkanı varsa hemen partiden ihraç edersin.
Ama işini sapasağlam, dürüst yapan belediye başkanını da kendi denetimimizden geçirip raporu çıkarsınız. "Arkadaşlar ben buna yüzde yüz güveniyorum. Arkasından kefilim." dersiniz. Belediye başkanları içerisinde gerçekten işini çok düzgün yapma gayretinde olanlar var. Ama öte yandan da büyük yanlışlar içine düşenler de var. Doğru, inanın parti fark etmiyor. Diyeceksiniz ki "Her yerde oluyor bu işler." diyebileceğiniz bana göre yanlış bir iş. Belediye başkanı seçildiği anda bütün partilere eşit mesafede olması lazım. Bütün mahallelere, bütün semtlere, büyükşehirse bütün ilçelere aynı samimiyetle hizmet götürmesi lazım. Normali bu. Seçilinceye kadarsınız, tamam. Ama seçildikten sonra eşitlik, adalet. Fakat maalesef mevzuat buna izin verdiği için hemen belediye başkanlarını yoldan çıkarmak için mekanizmalar çalışmaya başlıyor ve onlara hata yaptırıyorlar. Devlet yönetimi ve
BELEDİYELER PARA KAZANMA YERİ DEĞİL
Babacan , tüm bunların Türkiye’nin gerçekleri olduğunu söylerken yapılması gerekenleri de açıkladı:
“Burada geçmişe doğru dediğim gibi sağlam bir muhakeme sistemi ama ileriye doğru da bizim burada var. Belediyeler için hem sağlam yasal çerçeve hem de belediye başkanları için bir etik kurallar silsilesi. Yani belediye başkanıysan uymak zorunda olduğun etik kurallar var. Bunları bileceksin, imzayı atacaksın. Başvurduğunda uygun başkanlık yapacaksın. Biz bunların tamamını hazırlamış durumdayız. Burada binlerce sayfada hepsi hazır. Çünkü daha önceki dönemlerde de bunun çok mücadelesini verdiniz. Ve dedim ya arkadaşlarımızın, bizim AK Parti'den ayrılma sebeplerimizden birisi de bu yolsuzlukla mücadele konusunda gerekenin yapılmaması. Bunların nasıl çözüleceğinin de hepsi hazır.
Ama o iradenin olması gerekir. Yani öncelikle ülkeyi yönetenlerin, belediyeleri yönetenlerin, yani siyaset, devlet yönetimi bir para kazanma alanı değildir, millete hizmet alanıdır.
Belediyecilik, siyaset, devlet yönetimi şahsının zenginleştirme yöntemi değildir. Şahsın kendilerini zenginleştirdiği alanlar değildir. Millete, şehre, ilçeye hizmet alanıdır. Öncelikle bunu insanların kafasına kodlaması lazım ve o karakterdeki, o düşüncedeki insanların bu işe talip olması lazım. Bunu da yasal çerçevede etik çerçevede yapmak mümkün. Bu Birleşmiş Milletler’in, Avrupa Konseyi’nin, Avrupa Birliği’nin, Türkiye’nin de taraf olduğu pek çok anlaşmayla da aslında bu kurallar belli. Türkiye de altına imza atmış bu kuralların. Ama ne yapmış Türkiye? Bunu kendi iç mevzuatına aktarırken farklı bir şekilde aktarmış ya da mevzuat yapılmış, arkadan darmadağın edilmiş. Benim zamanında 2003’te çıkardığım kamu ihale yasası şu anda delik deşik.
İstisna maddeleri de harf bitti. İstisna A, B, C bakıyorsunuz kanuna Z’ye gelmiş, harf bitmiş, tekrar başa dönmüş .O istisna, bu istisna. En sonunda kurtuldular. Dediler ki “Her şey açık, her şey istisna.” En büyük işler şu anda yarışmasız, ihalesiz veriliyor, geçiliyor. Eğer gerçekten belediyecilik diyorsanız, gerçekten tasarruf diyorsanız Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin ihale mevzuatını hemen içine taşıması lazım. “
Babacan’dan iktidara sert eleştiri: Bilmiyorlar ve bilmediklerinin farkında değillerGündem