ABD istihdam verileri sonrası Citi faiz indirimi beklentisini 2027'ye ötelerken, 200 milyar dolarlık dış borcu bulunan Türk şirketleri yüksek finansman maliyetleriyle karşı karşıya kaldı.
ABD verileri Fed kararını etkileyecek: Türk şirketlerini vuracak
ABD’de beklentilerin üzerinde gelen ağustos ayı istihdam verileri, Federal Rezerv’in (Fed) faiz politikasına yönelik öngörüleri kökten değiştirirken, Türkiye’de dolar cinsinden borçlanan şirketlerin finansman hesaplarını yeniden şekillendirdi.
ABD ekonomisinde tarım dışı istihdamın ağustos ayında 162 bin kişi artması ve beklentilerin oldukça üzerinde gerçekleşerek işsizlik oranının yüzde 4,1 seviyesinde kalması, küresel finans piyasalarında faiz hesaplarını altüst etti.
Bu güçlü verilerin ardından uluslararası finans kuruluşu Citi, daha önce 2026 içinde beklenen Fed faiz indirimi öngörüsünü Haziran 2027’ye öteledi.
Banka artık Haziran, Eylül ve Aralık 2027’de üç ayrı 25 baz puanlık indirim öngörürken, vadeli piyasalarda 15-16 Eylül tarihlerindeki Fed toplantısında faiz artırımı ihtimali dahi masaya yatırılmaya başlandı.
Fed’in politika faizi yüzde 3,50-3,75 aralığında seyrediyor.
Fed Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller ağustos enflasyonunun soğuması durumunda faizlerin sabit tutulabileceğini ifade ediyor.
Tüm bu gelişmeler, 2026 yılında hızla ucuzlayacağı umulan dolar finansmanı beklentisini zayıflattı.
Patronlar Dünyası’nda yer alan analizde vurgulandığı üzere Washington’da belirlenen faiz oranları, İstanbul’daki şirket bilançolarına doğrudan yansıyor.
Türk şirketlerinin dış finansman maliyeti; ABD risksiz faiz oranı ile Türkiye ve şirket risk priminin toplamından oluşuyor.
Fed faizlerinin yüksek kalması ABD tahvil getirilerini yukarıda tuttuğu için, Türkiye’nin risk primi gerilese bile küresel doların taban maliyeti yeterince düşmüyor.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verileri özel sektörün yurt dışı kredi borcunun 2026’nın ilk yarısında yaklaşık 199 milyar dolara ulaştığını vurguladı.
Bunun 111 milyar dolarının ise reel sektöre ait olduğunu ortaya koyuyor.
Fed’deki her 25 baz puanlık değişim, yeni kredi kullanacak veya mevcut borcunu çevirecek şirketler için kritik bir maliyet unsuruna dönüşüyor.
Türk şirketleri açısından önümüzdeki dönemde dış borç ödeme takvimi büyük önem taşıyor.
Bloomberg verilerine dayanan çalışmalara göre, banka ve banka dışı kuruluşların uluslararası tahvil piyasasında 2027’de 4,6 milyar dolar, 2028’de ise 7,2 milyar dolar olmak üzere sadece bu iki yılda 11,8 milyar dolarlık vadesi gelen tahvil borcu bulunuyor.
Şirket bazlı incelendiğinde tablo daha belirgin hale geliyor:
Anadolu Efes’in 29 Haziran 2028 vadeli 500 milyon dolarlık, yüzde 3,375 kuponlu tahvili bulunuyor.
Turkcell’in 11 Nisan 2028 vadeli 500 milyon dolarlık, yüzde 5,80 kuponlu tahvili yer alıyor.
Eski ve düşük kuponlu borçların yerine daha yüksek maliyetli yeni finansman konulması, şirket bilançolarındaki faiz yükünü katlıyor.
Matematiksel olarak, 100 milyon dolarlık bir borcun yüzde 5 yerine yüzde 8 yıllık maliyetle çevrilmesi, şirketin yıllık faiz giderini 5 milyon dolardan 8 milyon dolara çıkararak aradaki farkı yılda 3 milyon dolar artırıyor.
500 milyon dolarlık bir refinansmanda bu fark 15 milyon dolara, 1 milyar dolarlık borçta ise 30 milyon dolara ulaşıyor.
Şirketlerin finans yöneticileri artık Fed faizlerinin uzun süre yüksek kalması, Türkiye risk priminin seyri ve kendi refinansman takvimleri doğrultusunda "borcu şimdi mi çevirmeli, beklemeli mi?" sorusuna yanıt arıyor.
(Patronlar Dünyası)