ÖZEL HABER: AYKUT METEHAN

Son dönemin yeni nesil gazetecilik suçu olarak karşımıza çıkan "kelimeyi", "ünvanı" veya "mesleği" yanlış yazma hatası, adliye koridorlarına taşınıyor. Gazeteci Fatih Ergin, "doktor" yerine "adli tıp çalışanı", Sözcü web Genel Yayın Yönetmeni Ercüment İşleyen ise "üniversiteli" yerine "liseli" dediği için gözaltına alındı. Fatih Ergin, bu yazım hatasından dolayı 28 Eylül'den bu yana tutuklu bulunurken, Ercüment İşleyen serbest bırakıldı.

Eski Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ruşen Gültekin, gazetecilere uygulanan "Yazım hatası sebebiyle gözaltı ve tutuklamaların" hukuka uygunluğunu YENİÇAĞ'a değerlendirdi. Gültekin, bu kararların kanuna ve evrensel hukuk ilkelerine tamamen aykırı olduğunu belirtti.

CEZA MUHAKEMESİNDE KORUMA TEDBİRLERİ: AMAÇ MI, ARAÇ MI?

Konuya ceza usul hukuku çerçevesinden yaklaşan Gültekin, yargılama sürecinin soruşturma ve kovuşturma olmak üzere iki evreye ayrıldığını ifade etti. Soruşturma evresinin suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen süreci kapsadığını belirten Gültekin, bu aşamanın amacının savcının kamu davası açıp açmama konusunda hazırlık yapması olduğunu vurguladı.

Cumhuriyet savcısının CMK 170 gereğince, toplanan deliller suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa iddianame düzenlemekle yükümlü olduğunu hatırlatan Gültekin, şunları söyledi:

İddianamenin düzenlenmesi aşamasında gerekirse koruma tedbirlerine başvurulabilir, ancak bu tedbirlere başvurmak keyfiyete dayanamaz. Gözaltı, yakalama, tutuklama ve el koyma gibi koruma tedbirleri birer amaç değil, yargılamanın kısa sürede sonuçlandırılmasını ve hükmün infaz edilebilmesini sağlayan birer araçtır. Ortada bir suç şüphesinin bulunması, tedbirin görünüşte haklı ve orantılı olması, yasayla düzenlenmiş olması ve gecikmede tehlike bulunması gerekir.

"YAZIM HATASI" GEREKÇESİYLE YAPILAN GÖZALTILAR HUKUKA AYKIRI

Uygulamadaki yanlışlıklara dikkat çeken Gültekin, şüpheli veya sanığın özgürlüğünün hakim kararı olmaksızın sınırlandırılmasına yakalama, Cumhuriyet savcısı kararıyla nezarethaneye konulmasına ise gözaltı denildiğini hatırlattı. CMK 91. maddesinin ikinci fıkrasına atıfta bulunan Gültekin, gözaltına alma kararının bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve kişinin suç işlediğini gösteren somut delillerin varlığına bağlı olduğunu belirtti.

Gazeteci Fatih Ergin ve Sözcü'den Ercüment İşleyen'in yargı süreçlerini eleştiren Gültekin, şunları kaydetti:

Televizyon ekranlarında yer alan yazım hatalarından dolayı kişilerin kaçma şüphesi bulunmuyor ve delilleri karartma ihtimali de yok. Bu nedenle uygulanan gözaltı kararlarının orantılı olmadığını söyleyebiliriz. Kanuna göre öncelikli adımın kişiyi ifadeye davet etmek olması gerekir. İfadeye çağrılmayan kişilerin doğrudan gözaltına alınması usulsüz ve hukuka aykırıdır. Basit bir yazım hatasının suçun maddi veya manevi unsurlarını oluşturamayacağını söyleyebilirim. Bu durum yakalama ya da gözaltı için somut bir delil teşkil etmez.

"HALKI YANILTICI BİLGİYİ YAYMA" SUÇUNUN KOŞULLARI OLUŞMADI

Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçunu düzenleyen TCK 217/A maddesini değerlendiren Gültekin, bu suçun oluşması için "sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratma saiki" aranması gerektiğine dikkat çekti. Yayılacak bilginin ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni veya genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı nitelikte olması ve kamu barışını bozmaya elverişli bulunması gerektiğini belirten Gültekin, yazım hatalarının bu kapsamda değerlendirilemeyeceğini ifade etti.

"DÜŞMAN CEZA HUKUKU UYGULANIYOR"

Maddenin uygulanmasındaki hatalara değinen Gültekin, geçmişteki savcılık ve yargıçlık deneyimlerine dayanarak şu değerlendirmeyi yaptı:

"Eylemin suç oluşturmadığı durumlarda yakalama ve gözaltı kararı verilemez, bu tür işlemler soruşturmayı baştan itibaren hatalı kılar. Yargılama ciddi anlamda siyasallaştı ve muhalif kesimlerde çalışan gazeteciler açısından çifte standarda yol açtı. Bu uygulamaları 'düşman ceza hukuku uygulamaları' olarak görüyorum."

"ADALET VE HUKUKA ZARAR VERİYOR"

Anayasa Mahkemesi kararlarına uymayan hakim ve savcılara yönelik de değerlendirmelerde bulunan Gültekin, Prof. Dr. Korkut Kanatoğlu’nun "Kararlarınızı not ediyoruz, bunları yanınıza bırakmayacağız" şeklindeki çıkışının haklılığına vurgu yaptı. Hukuka aykırı gözaltı ve tutuklama kararı veren hakim ve savcıların kişiyi hürriyetinden mahrum etme suçuna (TCK 109) sebebiyet verdiğini belirten Gültekin, bu durumun Türkiye adına adalete ve hukuka zarar verdiğini söyledi.

Sözlerini hukuk vurgusuyla tamamlayan Gültekin, hukukun insan hakları ve adil yargılanma hakları için var olduğunu hatırlatarak, evrensel hukuk kurallarına uygun kararların verileceği günleri özlemle beklediklerini ifade etti.