ABD ve İran arasındaki savaş henüz bitmeden dünya savaş sonrasını konuşmaya başladı. Türkiye’nin etrafının bir ateş topu olduğunu ifade eden emekli Büyükelçi Uluç Özülker, “ABD-İsrail ve İran arasındaki savaş ABD’nin ikinci dünya savaşından sonra olduğu gibi tek başına dünyaya yön verebilen ülke olmayacağını gösterdi. Yeni bir dünya kuruluyor ve adeta doğum sancısı yaşanıyor. Türkiye ise ateş topunun ortasında ve çok karmaşık denklem içinde. Bugüne kadar doğru bir dış politika izlendi, bundan sonra ise bu politika kadar yaşanacak gelişmeler önem kazanacaktır” dedi.
ABD-İsrail ile İran’ın savaşında Türkiye’nin doğru ve istikrarlı bir politika ile bölgede ve dünyada güven veren bir tutum sergilediğini kaydeden Uluç Özülker, şunları söyledi:
”Türkiye, Ukrayna ile Rusya arasındaki savaşta olduğu gibi ABD-İsrail ve İran arasındaki savaşta da tarafların tümüyle görüşebilen bir ülke rolünü üstlendi. Bölgesel anlamda olsun, dünyadaki diğer ülkeler anlamında olsun şu anda güven içinde görüşülebilen bir ülke konumunu korumuş durumda. Kısacası şu ana kadar izlenen dış politikaya baktığınızda sürecin istikrarlı bir şekilde sürdürüldüğünü, aynı zamanda doğru adımlar atıldığını yaşanan gelişmelerden görüyoruz. Genel olarak baktığımızda ise bunun ne kadar daha bu şekilde sürdürülebileceğini elbette yaşanan gelişmeler gösterecektir.”
Türkiye’nin içinden geçtiğimiz süreçte hiçbir tarafa angaje olmadığını bunun yanı sıra kendi çıkarları noktasında istikrarın sağlanabilmesi için politikalarını belirlediğine dikkat çeken emekli Büyükelçi Özülker, “Dünyadaki başat güçlerin liderleri ile tartışmaktan kaçınmayan Trump, bu savaş sürecinde Türkiye karşısında sakin bir söylem kullanmayı tercih etti. Bunda Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere Dışişleri Bakanı ve MİT Başkanının da çabalarının etkin olduğunu söylemek gerekir. Türkiye bu ana kadar doğru bir politika ile istikrarlı geldi ama bundan sonra sorulacak soru, böyle devam edilebilecek midir sorusudur. Bu sorunun cevabı ise sadece Türkiye’nin tutumu ile sınırlı değildir. Bu nedenle önümüzdeki gelişmeler çok önemli ver bu karmaşık süreç içinde öngörülebilir nitelikte değil” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin henüz güney sınırlarında tam olarak istikrarı sağlayamadığına dikkat çeken Özülker, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu açıdan baktığımızda komşularımızdaki gelişmeler önemli olacaktır. İran’ın savaş bittikten sonra nasıl bir noktada olacağını tam olarak bilmiyoruz. Yunanistan’ın tam olarak Ege’de ne yapacağı belli değil. Suriye’de bir başarımız var ama gelişmeler ne getirecek tam olarak kestirmek zor. Gazze’de İsrail’e karşı tavır aldık, bundan sonra sürecin istediğimiz gibi sürebileceğini kestiremiyoruz. AB ülkelerinde de belirsizlik var. Rusya’ya karşı önlem almak için kendi içlerinde, ABD’den bağımsız arayışlar var. Bu arayışlara AB’den ayrılmış İngiltere ve Türkiye’yi de ortak etmek istiyorlar. AB’nin nereye gideceğini bilmiyoruz. Bir de kırılgan bir ekonomimiz ver, bu nedenle adım atarken dikkatli olmak zorunda kalıyoruz. Tüm bunları alt alta yazıp politika belirlememiz şart. Bu gelişmeler önümüzdeki günlerde ateş topunun merkezindeki ülkemizin konumunu belirleyecek önemli faktörler.”
Süreçte ABD’nin zarar gördüğünü vurgulayan Özülker, “Hiç şüphesiz ki ABD ikinci dünya savaşından sonra olduğu gibi dünyaya yön veren hegemonik güç vasfını yitiriyor. Başat güçler artık bitiyor. En önemlisi yeni dünya düzeni geliyor. Buradan yeni bir dünya düzeni çıkacaktır. Bu düzenin niteliklerini net bir şekilde söylemek zor ama yeni bir dünya kurulduğu ortada. Dünya bir doğum sancısı yaşıyor adeta” dedi.
Türkiye’nin yeni dünya oluşurken bölgesinde karmaşık bir denklemin içinde olduğuna ısrarla vurgu yapan Özülker, “Türkiye eskisi gibi değil. Son yıllardaki gelişmeler gösterdi ki Türkiye’nin ağırlığı ortada ve sözü dinleniyor. Bölgesel ve küresel anlamdaki konumunu kendi izlediği politikalar kadar saydığımız bu gelişmeler de etkileyecek. Türkiye tüm kurumlarıyla şu ana kadar doğru politika izledi kanaatimce ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşta. Bu politikayı sürdürmek doğru olacaktır elbette ancak ne kadar sürdürebileceksiniz, beklediğiniz sonuçları alabilecek misiniz, bu soruların cevabı bölgesel ve küresel gelişmelere de bağlı olacaktır” diye konuştu.