Şirket, fırlatma maliyetlerini azaltmak ve uluslararası pazarda rekabet gücünü artırmak hedefiyle yeniden kullanılabilir roket kademeleri geliştirmek için de düğmeye bastı.
Uzay yolculuğunda milli hamle: Yeniden kullanılabilir roket dönemi başlıyor
Türkiye'nin uzaya bağımsız erişimini sağlamak amacıyla ROKETSAN tarafından yürütülen ŞİMŞEK 1 ve ŞİMŞEK 2 projelerinde çalışmalar hız kesmeden sürüyor.
Savunma Sanayii Başkanlığı ile koordineli şekilde yürütülen projeler kapsamında, Türkiye'nin kendi uydularını yörüngeye taşıyabilecek sistemler hazırlanıyor.
ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci, 2020 yılında faaliyete geçen Uzay Mükemmeliyet Merkezi çatısı altında sürdürülen çalışmalara dikkat çekerek, navigasyon, motor, itki, termal ve malzeme gibi kritik alanlardaki teknolojilerin üniversiteler ve sanayi ortaklıklarıyla geliştirildiğini ifade etti.
ROKETSAN, 2016'dan bu yana sonda roketleriyle kazandığı tecrübeyi ŞİMŞEK serisiyle taçlandırmayı hedefliyor.
ŞİMŞEK 1 VE ŞİMŞEK 2 KAPASİTELERİYLE ÖNE ÇIKIYOR
Projelerin planlanan takvime uygun olarak ilerlediğini belirten İkinci, geliştirilen roketlerin teknik detaylarını ve hedeflerini aktardı.
ŞİMŞEK 1 projesi, yaklaşık 500 kilometre irtifadaki yörüngeye 400 kilogram ağırlığındaki faydalı yükleri taşıyabilecek kapasitede tasarlanıyor.
Sözleşmesi geçen yıl imzalanan ŞİMŞEK 2 ise 1,5 tonluk yükleri 700 kilometre irtifaya kadar ulaştırabilecek.
ROKETSAN, bu gelişmiş sistemle sadece yerli uyduları taşımakla kalmayıp, uluslararası pazara açılarak başka ülkelere de fırlatma hizmeti sunmayı planlıyor.
YENİDEN KULLANILABİLİR ROKET DÖNEMİ
Uzay teknolojilerinde rekabeti belirleyen maliyet faktörüne odaklanan şirket, yeniden kullanılabilir roket kademeleri üzerine odaklandı.
İlk etapta fırlatılacak ŞİMŞEK 1 ve ŞİMŞEK 2 platformlarında bu teknolojinin yer almayacağını belirten İkinci, söz konusu projelerden elde edilen alt sistem ve birikimlerin sonraki aşamalarda kullanılacağını vurguladı.
Uzay Mükemmeliyet Merkezi bünyesinde başlayan bu çalışmalarla, uzaya fırlatılan kilogram başına düşen maliyetin uluslararası pazarda son derece rekabetçi seviyelere çekilmesi amaçlanıyor.